ayrılamıyoruz meliha yla

1 /
delicaponcadı delicaponcadı
(bkz: gitme meliha)

bu şarkı öyle bir aşkı anlatıyor ki, hani karşındaki kisi senin ağzına sıçmıştır (ya da sıçıyordur) ama sen ona hala gitme diyorsundur. yanımda olsun isterse ağzıma sıçsın, hiç konuşmasın benle, yüzüme hiç bakmasın ama beni gene de bırakmasın hesabı. manyak eder adamı.
attila the hun attila the hun
ömrümü yiyen şarkı.
döndürüp döndürüp dinlemek istiyorum!
ayrılamayanlar var hayatta... ayrılsa bile kopamayanlar! meğer onca şarkıda geçen "ne seninle ne sensiz" sözleri böyle böyle yazılmış! "hadi o zaman!" desen, olacak gibi değil. "unutayım gideyim öyleyse" desen, yapması demesi kadar kolay değil.
hastalıklı bir sevgiyle sadece yanında olmak, ne olursa olsun beraber olmak isterken o asla susmayan mantıklı sesinle kendi kendine telkinlerde bulunmak ne acı bir çatışmadır!?
hayatın bu "meliha"larla hiç karşılaştırmaması, yok ille yapacaksa da bi zahmet tamamına erdirmesi dileğiyle efkara gark eden bir şarkı bu.

"bir feryat ki elde değil" evet...
ceketimi atarım asfalta yatarım ceketimi atarım asfalta yatarım
taze aşk acısının üzerine yüzlerce kez dinlenebilecek belki ağlatabilecek acı dolu, aşk dolu şarkı. insanı alkole sürükleyip sokaklarda avaz avaz söyletiyo lan. gecenin 4'ü alkol seviyesi çakmagı çaksan uçacak derecede ama şarkı agızda; " sevdamı dillerde degil güllerde ara gitme meliha" . bitti lan.gitti.
asabi martı asabi martı
beş dakika kırk beş saniyelik çamur şarkısı.

ömrü hayatı ay menem arzu gızım şarkısıyla (ya da türküsüyle emin değilim) tüketilmiş biri olarak adına şarkı yazılan kadınlar içinde en kıskandığım sanırım bu meliha abla oluyor. kıskançlıktan fosforlu yeşile dönecek tenim her dinleyişte neredeyse.

kaç kere ölür ki insan?
biter mi bu can sızısı?
vazgeçtim dünya gamından.
dinmiyor bu aşk acısı.

bakıyoruz şimdi çok ekstrem bir şey söylemiyor, aşk acısı çeken her beşerin üç aşağı beş yukarı hisleri bunlar zaten.
spesifik olan ve dinleyenin ağzına sıçan kısımsa tam olarak burası ama;
bir kere sor da gitme meliha...

o nasıl gitme deyiştir be adam? hayatında kimseye gitme dememiş birini bile dinlerken gitme melihaaa ühühü diye ağlatıyor. (aynada göz göze geldik kendisiyle sana selamı var)
trenrayındakibozukpara trenrayındakibozukpara
insanın canından can alan şarkı. kalbinde bir çizik varmış gibi, yanar orası. kan sızar o çizikten devamlı. öldürmez de, süründürür dediğimizden. bir 'şey' vardır bir de. iyileşmesini engeller devamlı o çiziğin.

önce bir korkma diyorum
yürü boyuna serine

dersin. ve o, gitmeye kalkar. kan artık sızmaktan ziyade, oluk oluk akıyordur.

sonradan gitme diyorum
gelmez ki kimse yerine
yine de, yine de, meliha

ismi meliha değildir o 'şeyin'. ama şarkı esnasında bunun hiçbir önemi kalmaz. aşık, sensindir. ve maşuk da meliha. bütün kalp acılarının adı meliha'dır o anda.

uyarı: şarkının hüzünlü atmosferini dağıtmak istemeyen arkadaşların giriyi okumaya burada son vermeleri önemle rica olunur.

lakin insanoğlunun garipliği bu noktada bir yerde başlar. şarkı dinleyeni incitmeye devam ederken, "bir feryat ki elde değil, bir kere sor da gitme meliha" kısmına gelindiğinde, bir gün, iki gün, bir hafta avaz avaz eşlik eder dinleyen. ta ki şarkı kafasında;

"bir feryat ki elde değil, iskeletorla gitme meliha"

olmadı mı?

"bir feryat ki elde değil, bir dinozorla gitme meliha"

yahut,

"bir feryat ki elde değil, bir minotaurla* gitme meliha"

şeklinde çalmaya başlayana kadar. evet kabul ediyorum, insanoğlu bazen aptallığına doymuyor ama, gülmek uğrunda her yol mübahtır kimi zaman. aşık dibe vurur, orada kalmaz. üzerindeki ölü toprağını silker ve beklemeye devam eder isterse. bu şarkı da en zor anlarında bekler onu. ister ayakta durmaya mecalin kalmaz, salya sümük "gitme meliha" diye sızlanırsın. ister meliha'nın minotaurun kolunda nasıl görüneceğini düşünerek sırıtırsın.
1 /