azla yetinmek

harmonai harmonai
maddesel olanına saygım var. sonuçta insanın ölürken kazandığı her kuruş, elde ettiği her şey geride kalıyor. geldiğimiz gibi çıplak gidiyoruz. bu entryinin konusu tabii ki insanın asıl ihtiyacı duygular olacak. kararında seven, üzülen, yaşayan herkese saygım sonsuz olmakla birlikte asla hiçbir hissin azı ile işim olmuyor. bir şeyi ya çok seviyorum ya da hiç ilgim olmuyor. birine karşı bir şeyler hissediyorsam onu dünyadaki tek adam oymuş gibi seviyorum. birinden nefret edince sevdiği herkesin zarar görmesini isteyecek kadar, yüreğimde nefreti alev alev yanacak kadar nefret ediyorum. birine kızınca öfkemi de serbest bırakıyorum. birine değerli olduğunu hissettirmek istediğimde de onu herkesten özel olduğuna inandırana kadar durmuyorum. i̇nsanlığın azı olmasına sanırım tahammülüm edemiyorum. bu yüzdendir ki hayatımda bana azını vadeden hiç kimseye tahammülüm yoktur. buna anormal bir duygu yoğunluğu da denilebilir ama normal olmakla çok ilgim olduğunu zannetmiyorum. hayat motton nedir deseler sanırım bunu söylerdim;

"size sıradan biriymişsiniz gibi davranan hiç kimseyi sevmeyin."
dudu hatın dudu hatın
yetinmeyi bilmeyen insanların sonu aza razı olmak, dolayısıyla da az ile yetinmek oluyor. bir insan sahip olduklarının kıymetini bilir ama daha iyisine sahip olabileceğini bilir ve ona ulaşmaya çalışır. benim sözüm kıymet bilmeyenlere, hor görenlere. o kadar güzel, kıymetli şeylere sahipler, ama bunun farkına varamıyorlar. sonra hayat bu insanların elinde ki o güzellikleri alıyor. i̇şte o zaman kıymeti anlaşılıyor ve geriye kalan kırıntılarla idare etmeye çalışıyorlar.