azwepsa

dumrul dumrul
öncelikle kendisi instela'da en sevdiğim yazarlar arasındadır. "dünyalarımız, algılarımız filan hayli farklı olmasına rağmen" değil bizzat bu farktan dolayı seviyorum.

ama bu sinir bozucu olmadığı anlamına gelmiyor. kendi başına çok sakat bulduğum "politik doğruculuk"un olabilecek en saçma örneklerini sergiliyor bazen.




şahsen ofansif mizahın fanı değilim. hatta ofansif mizah bizim gibi faşist diktatörlüklerin hüküm sürdüğü ülkelerde genellikle aşırı sağ mizahıdır. niye? çünkü zor aygıtları tarafından korunanana fiilen ilişemez. buralarda ofansif mizah daha çok toplumsal açıdan korumasız olana abanır. tayyip erdoğan mizahı yapabiliyor musun? tıs tıs... tsk mizahı yapabiliyor musun? yer mi? yeni rejim tarafından koruması büyük ölçüde kaldırılan atatürk hakkında dahi mizah yapamaz. yani ofansif mizah eğer hassasiyet bükücü bir mizahsa onu koruma alanı zayıf olan kesimlere yöneltmek bayağı büyük bir dallamalık.

ancak buradaki temel mesele ofansif mizahın komik olması ya da olmaması değildir. ifade özgürlüğünün sınırlarıdır. ifade özgürlüğü bireyi koruyan bir alandır haklı ya da haksız kolektif "hassasiyet"leri değil. ifade özgürlüğü fikirleri de korumaz. bu fikirleri ifade eden bireyleri korur. mesela azwepsa hukuki açıdan benimle tamamen eşit koşullara sahip bir birey olduğu için benim ona ağır eleştiri içeren, hakaret sınırınında dolaşan sözlerim ifade özgürlüğü sınırlarına girmez. ancak kamu adına güç kullanma yetkisine sahip herhangi bir kişiye dönük herhangi bir söylem ifade özgürlüğü sınırları içindedir. çünkü azwepsa bana dönük fiili bir saldırıda bulunmuyorsa (daş, zopa, bıçah, tekmeyi kastediyorum) benim hayatım üzerinde yıkıcı bir etki yaratma gücüne sahip değildir. buna karşılık eli uzun adam benim varlığımdan dahi haberdar olmadan benim hayatım üzerinde aşırı yıkıcı etkilerde bulunabilir. benim onun yakınına bile yaklaşmam ise mümkün değildir. dolayısıyla benim burada onun hakkında söyleyeceğim en ağır laf bile ona herhangi bir zarar veremez. ifade özgürlüğünün sınırları işte bu nüanslar üzerinden daralır ya da genişler.

seni koruyan bir hukuki ya da fiili bir mekanizma var mı? eğer yoksa ifade özgürlüğünün sınırı orada biter. değilse bu sınır ancak fiziki saldırı halinde son bulabilir.

misvak'ın durumu budur. misvak'ın yaptığı şeyin ofansif mizah ya da mizah olup olmamasının hiçbir önemi yok. arkasında devlet gücünün olup olmamasının önemi var. azwepsa'nın bunu anlamıyor olmasını son derece garipsiyorum.

akp ülkedeki bütün kurumları parti teşkilatı gibi konumlandırabiliyorken azwepsa buna dönük eleştiriler ile üç tane pelikancı yavşağın twitleri sayesinde tutuklanması mümkün olan muhaliflere dönük eleştirileri eşitleyerek ne yapmaya, nereye varmaya çalışmaktadır? saldırgan tarafla kendini savunmayı bile beceremeyen tarafı eşitleyerek ne yapmak istemektedir?

böyle bir "politik doğruculuk" çeşidi yok kusura bakmayacaksın abi.

şu video daha açıklayıcı. izlemekte sayısız fayda var:


2
azwepsa azwepsa
kalp kalbe karşıdır dumrul. ;) ben de sana boş değilim. ama kafam karıştı. politik doğruculuğu ben mi yapıyorum sen mi?

misvak ve ofansif mizaha gelince ; ofansif mizah devletin gücüne olmasa bile her zaman agresif bir güce dayanır. kaynağında dezavantajlı grupların muzip bireylerinden ziyade silahlı , nüfuzlu ya da paralı yapıların olduğunu görebiliriz. zaman zaman da iktidar. sonuçta şu konuda aynı fikirdeyiz, arkasına böyle bir gücü alıp da "ifade özgürlüğümü kullanarak ofansif mizah yapıyorum. bak instela'daki falanca bile güldü" argümanı politik doğruculuk, kaotik eğricilik demeden yanlış ve hatta saçmalıktır. ofansif mizah, nefret suçlarını allayıp pullamak için uydurulmuş bir yavşaklık. misvak arkasına devlet gücü aldığı için yaptığı ofansif mizah, arkasına ku klux klan'ın silahlı militanlarının desteğini hissettiği için ya da bir kısım para babalarının hukuku dahi bükebilecek sırt sıvazlaması olduğu için ofansif mizah yapan da daha az bir ifade özgürlüğü suistimali yapıyor değil. güç sadece devlettir kavramı geçen yüzyılda kalmadı mı? yıl oldu 2020...

naçizane gözlemim; farklı yerlerde yapılan ofansif mizah saçmalığını "oy ne güzel ifade özgürlüğü" diye övüp aynı leşliği kendi ülkesinde görünce bunun aynen anlattığın kadar kötü bir şey olduğunu farkediyorlar. ve bu çok güzel. bu zihin açıklığının devamlılığını temenni ediyorum.

ifade özgürlüğü konusunu benim açıklayabileceğimden çok daha güzel açıklamışsın ve sana tamamen katılıyorum bu konuda. lütfen arada benzer düşünüyoruz diye beni sevmemezlik yapma :)
gulhane parkindaki ceviz agaci gulhane parkindaki ceviz agaci
dumrul'un anti-faşist olduğu hususunda şüphelerim var açıkçası. katışıksız bir sünnetli naziyi sevmesi bende şüpheler uyandırıyor.

bu arada özgürlük tanımlamalarınızı gözden geçirmenizi tavsiye ederim.




kundaktaki piçiyle birlikte itlaf edilmesi gerekenlere insan muamelesi yapmamalıyız.
bu başlıktaki 413 giriyi daha gör