baba evi

1 /
rasputin rasputin
ilk bölümleri iyi olan, ama sonraki bölümlerde senaryonun tıkanmasından olacak ki ardı ardına olumsuz olayların yaşandığı, bir noktadan sonra insana bu olaylardan dolayı fenalıklar geçirten dizi.
tutan birçok türk dizisi gibi bunun da cılkı çıkartılmış, dizi tadında bitirilmemiştir...
alphesibea alphesibea
dizinin jeneriği olan aşkın nur yengi şarkısı.

parlak bir inciydim önce, derinlerde saklanırdım
baba evi kabuğumdu, hayat çok uzak sanırdım
düşlerimle yandım sonra, sevdalarımla kavruldum
düşlerimin peşi sıra kendimi yollara vurdum

kanat takıp uçurur da bu düşler uyandırır en tatlı yerinde
gün ortasında sabah seherinde hatırlanır yeniden
yatak döşek yatırır da bu düşler uyandırır en tatlı yerinde
gün ortasında sabah seherinde hatırlanır yeniden
kirmizibalik kirmizibalik
baba ocağı diye daha nostaljik bir söylenişi de mevcuttur.
günümüz şartlarında bir evlat büyük ihtimalle, en geç üniversiteyi kazandığı an buradan fiilen kopar..artık bu noktadan sonrasında her gidişinde bi nevi misafir gibi ağırlanır..
misal 3 günlük bir bayram tatiline gidersiniz sıcacık baba evine..lakin valizinizi sizin bildiğiniz dolabınızın içine boşaltma isteği neticesinde gördükleriniz sizi ziyadesiyle yıpratıverir.
(bkz: anne gardrobumda ablamın çeyizlik tencereleri var)
mafa mafa
bir varmışım, bir yokmuşum. yıllarca o veya bu şekilde yaşamış, kavgaların gürültülerin odak noktasında olmuş ve birden bire yok olmuşum baba evinden. yıllarca kendimi en rahat hissettiğim, kendimi güvende hissettiğim eve ait hissetmemeye başlamıştım kendimi. kendi evimi istiyordum. yetti artık demiştim çünkü. bu kadar da olmaz, sorumluluğa varım ama bu kadar çok olanına ve bu denli uzun olanına yokum.

o evde sahip olduğum oda benim gibi birine çoktu zaten. son bir kaç yılda hep bu his vardı benliğimde. daha önceleri odama bir şey alma heveslisiyken sonradan tüm hevesim kaçınca yeni evime alırım demeye başladım. rahat hissedememeye, deliksiz uykular çekememeye başladım.

o evin kapılarıydı büyük bir gürültüyle çarpılan. yine o evin duvarları yumruklanmıştı tarafımca. isyanlarımı da görmüştü o ev, nadir terbiyesizliklerimden doğma utançlarımı da. annemin verdiği cezaları da ondan önce attığı tokatları da... duvarları depremde çatlamış ama bizi yine de korumuştu. yorgun argın geldiğimde sıcak yemek yediğim, arada soğuyan suya sahip duşuna girip salonunda top oynadığım evdi benim için. ve küçük bahçesinde benle yaşıt olan ama hiç bir zaman verimli olamayan bir limon ağacı olan ev...

şimdi özlemiyorum o evi. enteresandır ama hakikaten de özlediğim o ev değil. çünkü son bir kaç yılda kendimi o kadar oraya ait hissetmedim ki, kardeşimin eski odama taşındığını öğrendiğimde sevinmiştim en son. çok kötü hissettiğim günler geliyor aklıma ama düşünüyorum; devamlı düşünüyorum çok mutlu olduğum anlar ancak bu şekilde aklıma geliyor.

doğup büyüdüğüm eve ve doğurup büyütene asla saygısızlık ve vefasızlık yapmak istemem. o eve bir daha misafir olarak gidip, tatlı götürüp sıcak yemek yemek istiyorum güzelce muhabbet ederek belki bir kaç da kadeh yuvarlayarak. hatta belki bir ya da iki gece de kalabilirim ama yok, buraya kadarmış diyeli çok zaman geçti.
recess recess
ne izlerdim bu diziyi ey gidi ey üstünden kaç sene geçti.öğlende tekrarını veriyolardı okuldan koştur koştur geliyodum izlemeye annem sofrayı hazırlamış oluyordu ben gelene kadar.
neondental neondental
erden kıral gibi bir ekolün yönettiği halil ergünün deneyimli oyunculuğu ile kotarılan konusu ile de oldukça klasik bir aile dizisiydi. günümüzün televizyon dizisi standartlarına göre oldukça uzun bir süre yayında kalmayı başardı. dizinin bence en ilginç anektodu ise dizinin müziklerini yapan aşkın nur yengi dizinin bir bölümünde sahne almasıydı. günümüzde yaptıgı dış baglantılar ile bir dönemdeki ülkemize gelen brezilya dizileri gibi ortadogu ülkelerine ihraç kalemi haline gelen dizi sanayisinin düzeyli yapımlarından biri olarak hafızalardaki yerini almıştır.
bitmeyen pil bitmeyen pil
olağanüstü bir orhan kemal romanı. aynı zamanda yazarın ilk romanı. adana'yı hiç görmemiş olmama rağmen, üstelik o yılların adana'sını olduğu gibi gözümde canlandırabildim.
1 /