baba olmak

16 /
delikadirulen delikadirulen
bana bol bol "kurban olurum" sözünü kullandıran durumdur. 1 aylık babayım her kucağıma aldığımda ona kurban olasım geliyor mesela. çok seviyorsun ama bu sözden başka bir şey o sevgini karşılamıyor sanki. hele bir de kucağında uyuması yok mu beni benden alıyor.

babalık tabiki toz pembe bir durum değil. hayatımızda endişelenmemiz gerekenler yetmiyormuş gibi baba olunca en büyük endişe kaynağınız bebeğiniz oluyor. mevcut durumunda bir sıkıntı olmasından tutunda gelecekteki durumuna kadar her şeyden endişe eder hale geliyorsunuz.

ama çok seviyorsunuz. işten bunalmışken hanım bir fotosunu atıyor akşam onu göreceğinizi hatırlayarak mutlu oluyorsunuz. sonra gece uyutmayacağını hatırlayarak mutsuz oluyorsunuz. mala bağlıyorsunuz yani.
distopikhayatınütopiksonucu distopikhayatınütopiksonucu
bence benimki hala olamamış.
benden başka babasıyla imtihanı olan yok mu ya şu koca sözlükte?
telefonundan engellenmeyi henüz sindirememişken bir de bu çıktı başıma.

eve geldim kimse yok. doğal olarak "hayırdır, neredesiniz?" aramamı yapayım dedim.
cevap: marmaristeyiz.
ben: hangisinde?
derin bir sessizlik.
ne kadar da safım. meğer marmaris büfeden değil, muğla ilimize bağlı olan marmaris ilçesinden bahsediyormuş. gel de şok olma.
evde olsaydın görürdün sana not yazdım dedi.

karar verdim. birgün evlenirsem ben de ona not yazacağım.
"evleniyorum. buzdolabının üzerine baksaydın görürdün. "
delikadirulen delikadirulen
kendimden biliyorum en odun adamı bile duygusala bağlamasına sebepmiş. normalde ben filmdir dizidir falan hayatta ağlamam. bir iki sahne bir hayli zorlamış ama yine de ağlatamamıştır beni. ama gel gör ki baba olduktan sonra bebekli sahnelerde ağlamasam da bir acayip oluyorum la. dizilerde falan minicik bebekleri gösteriyorlar içim gidiyor amk. hanım benim kadar duygulanmıyor arkadaş. gidip benim sıpayı uyandırıp sevesim geliyor sonra aklım başıma geliyor çünkü uyandırırsam sabaha kadar anamı ağlatır eşek sıpası.
leylanınbabası leylanınbabası
doğumla beraber baba olmuyorsunuz.
iç güdüsel bir olay da değil.
baba olmak sevdalanmayla, meftun olmakla ilgili.
sevginin çok çeşidi vardır ama bu en güçlüsü, en kutsalı ve en zoru.
zivanamsi zivanamsi
cumartesi günü saat 14:10 itibariyle mutluluktan uçarak dahil olduğum eylem.

ne kadar şükretsem az be sözlük.
anne sağlıklı, bebek sağlıklı...
3,5 kilo, 49 santimlik bir nur topu...

rabbim herkese böyle bir mutluluk nasip etsin.
4
delikadirulen delikadirulen
ne kadar zor olduğunu baba olduktan sonra anlıyor insan. doğmadan önce sanki o bebek hiç doğmayacakmış gibi geliyor. doğduktan sonra da bir süre afallama dönemi olduğu için yine tam olarak babalık kafasına giremiyorsun. ama üstünden bir kaç ay geçtikten sonra baba oluyorsun artık. işte en zoru da o zaman başlıyor. gün boyu sürekli bu eşek sıpasını düşünüyorum mesela. ben hanıma aşık olduğum ilk günler bile onu bu kadar düşünmemiştim. geleceği için sürekli endişeleniyorum mesela. ülkenin halinden bağımsız olarak konuşuyorum. finlandiyalı olsan yine endişelenirsin o derece. büyüyünce mutlu olabilecek mi, ya bize bişey olursa ona kim bakacak, kim bakacaksa iyi bakacak mı onu mutlu edecek mi diye düşünmekten başıma ağrı girdiği oldu. hatta bir ara kendi kendimi ağlattım en kötü senaryolarını düşünürken. şu hayattan en büyük dileğim oğlumun sağlığının yerinde olması ve hayatı boyunca iyi vicdanlı insanlarla karşılaşması.
flunk flunk
en basit haliyle bir erkeğin çocuğunun olması. ama bu kadar basit değil.

küçük bir aile hekimliğinde çalışıyorum. bize bağlı bölgede yabancı uyruklu 200 kadar hastamız var. aralarında takibini yaptığımız gebeler de var. yakınlarda biri doğum yaptı ve bebeğini topuk kanı alınması için bize getirdi. ilk defa çocuğu olan insanı tavrından ayırt ediyorsunuz zaten. o panik hali, içleri titreyerek konuşmaları ele veriyor kendini.
bebeğin kontrollerini yaptıktan sonra sıra topuk kanı almaya geldi. baba hızla toparlandı çat pat türkçesiyle odada olmak istemediğini, üzüldüğünü anlatmaya çalışıp şöyle bir cümle kurdu " kalbim acıyor anlıyor musun?"

baba olmak böyle bir şey işte, belki daha fazlası.
16 /