babaannenin ölmesi

1 /
philosophos philosophos
babaanne;
yağ bal sürdüğüm ekmeğini daha rahat yesin diye küçük parçalara böldüğüm,
banyosunu yaptıktan sonra saçlarını nazikçe tarayıp ördüğüm,
kızdırmak için tespihini alıp sakladığım,
çocukluk yıllarımın vazgeçilmezi anlamına gelirken..

babaannenin ölmesi;
bembeyaz kefen,
tahta bir tabut,
gözleri kıpkırmızı olmuş bir baba,
sessizlik..
dua..
ve toprak..
anlamına geliyormuş.
hidrolaz hidrolaz
tasviri bile zor durumdur benim için, kimsenin başına gelmesini istemediği zor durumlardan biri ölüm işte varmı bundan ötesi ama bazılarımızda vardır ki çocukluğunu babaannesinin yanında onun himayesinde geçirmiştir. ana babadan farksızdır her ikisininde görevini bir anda yapmış insandır kimi zaman, işte böyle olursa bu ölüm ölümün en beteridir. tasvir bile edemezsiniz, yaşanmadığı içinde bilmez, bilmeyide hiç istemez anlamsızca erken ölen ben olsam dersiniz, neyse bu uzar gider. kötüdür kimisine göre en kimisine göre de en kötülerden biridir.
kedi tüyü yorgan kedi tüyü yorgan
4.sınıfta yaşadığım durum..eve gittim,kimse yok.apartmanda teyzem kadar yakın bi insan -nur içinde yatsın o da- aldı beni evine " annen evde değil,bitanem gel bizde otur" dedi.bekledim kimse gelmedi beni almaya.akşam 8gibi annem çaldı kapıyı, "hadi hazırlan,halanlara gidiyosun." hemen eve gittim,çantamı hazırladım,ev tıklım tıklım misafir dolu,ankara dışından bile akrabalar gelmiş,babam sabah seyahate gitmişti,o da gelmiş..tam kapıdan çıkarken "babaannemi görcem" dedim odasına koştum.tam kapıyı açtım,aralıktı o anda annem geldi "babaannen uyuyo rahatsız etme kızım" dedi.çocuk aklı tamam dedim,girmedim içeri.gittim halamlara.akşam kuzenlerimle konuşurken "belki banyodaydı"dediler.inanmadım..çünkü banyoya girmiştim ve orda değildi. "belki uyuyodu" dediler yine kanmadım, "olmaz dedim,kapı aralığından gördüm,camı açıktı,babaannem asla izin vermez yatarken camının açılmasına." beni oyalamak için her yolu deniyolardı,bıkmadan. " belki de komşuya gitti" dediler sonunda ben yine " olmaz,hastaydı o..gitcek gücü yok ki..." dedim...bi kaç gün sonra kuzenimin o zamanki eşi açıkladı bana durumu..inanamadım..notlar yazdım hep,eşyalarına sarılıp uyudum,kokusunu içime çektim günlerce... en sonunda ben de dua ettim onun için..elimden gelen tek şeydi...özledim onu,çok özledim...!
kara gözlü çocuk kara gözlü çocuk
benim için aslında pek bir anlam ifade etmemesi gerekir çünkü babaannem ben doğduktan hemen sonra ölmüş. onu göremedim bile ama acısını çok iyi bilirim. belki de en kötüsü onun acısını anneannemin ölümüyle yaşamamdır. beni büyüten, buralara kadar getiren birinin bu hayattan ebediyen kopup gitmesi.. daha fazla söylenebilecek bir şey yok. babaannenin ölmesi benim için anneannenin ölmesiyle eşdeğerdir. onu hayatımda hiç görmesem bile bu böyledir.
eşeksıpası eşeksıpası
üzerinden sekiz yıl geçmesine rağmen alışamadığım olay.sanki hala her bayramda çeşit çeşit tatlılar yapacak, yaşıma aldırmadan cebime harçlık sıkıştıracak, annemle ilgili sorunlarda yardım ve yataklık yapacak, yaptığım bütün pis kaka öegg şeylere rağmen beni takdir edebilecek bişeyler bulacak, onun için ne kadar özel olduğumu hissettirecek..kötü oldum lan yine.
luthien tinuviel luthien tinuviel
üzerinden sekiz yıl geçmesine rağmen içimdeki acısı hafiflememiş olan olay. kalp hastasıydı, yaşlıydı, vadesi yetti, vefat etti. ama benim içime dokunan, cenazesine gidememek oldu. şehrine gittikçe kabrini ziyaret ediyorum, bu yıl ilk kez çocuğumla gittim mesela. ha bir de öldüğü gün ağlamadığım kadar çocuğum doğduğu gün ağladım babaannem için. hep benim anne olduğumu görmek isterdi. göremedi...
dondurmalısufle dondurmalısufle
zaman durdu sanki 24 ağustostan beri aldığım nefeste bile bi eksiklik var...ağustosun benden aldıkları yetmemiş gibi canımın yarısını aldı götürdü benden...özledim babanneciğim seni öyle zor ki yokluğunu kabullenmek,hayattaki herşeyde bi tad eksik sanki çorbanın tuzu yok,salatanın limonu,çayın şekeri az,gökyüzünün güneşi,denizin suyu soğuk,gecenin yıldızı,aslında benim hayatımın ışığı yok hepsi bahane...
sen giderken birçok şeyide aldın götürdün aslında benden farketmeden,kimler vardıki aslında o mezarlıkta bitek seni yakıştıramadım oraya tanrı bilir aslında ama çok erken değilmiydi melek yüzlü babannem daha ne çok yolumuz vardıki 21 gün yılmadan dua ettim o hastanenin kapısında hep sen iyi olucaksın diye bilseydimyakarmıydım canını o iğnelerle :( affet babanneciğim hastane odalarında geçsin istemedim son günlerin ama hiç inanamadım ki sana bişey olacağına,hiç istemedim ki sensizliği...imkansızdı sensizlik olmazdı ki...
ölüm bile güzelliğinden hiçbişey kaybettirmemişti güzelliğine ruhun olmasada bedenin senindi melekler gibiydi babannem,21 günde oradaki insanlar anlamışlardıda melek olduğunu ben nasıl unuturum ki seni aldığım her nefes sensin zor yokluğuna alışmak kabullenmek sensizliği ama alışmadım ki...
çok özledim babanneciğim,olsan keşke banyodan çıktığında öpsem o ipek saçlarını tarayıp örsem,yine mısır toplasanherkes haşlanmış yerken bitek benim için köz mısır yapsan,herkes yaptı sirkeliyi ama seninkinin tadı yoktu,görkemle her gece dua ettik 3 tane dua öğrettim ona aynı ben çocukken senin bana öğrettiğin gibi biliyorum sen ordan görüyorsun bizi ve şunu bil sevgin hiç değişmeyecek yüreğimizde mekanın cennet ruhun şad olsun melek yüzlü babannem...
seni çok seviyorum...
gözyakmayan sabunköpüğü gözyakmayan sabunköpüğü
bu şarkı babanem için gelsin, onun beyaz iri ellerini kocaman kucağını,
dünyaları sarabilecek yüreğini sıcaklığını çok özledim

elini avucumda bulup yitirmek ..yitirmek
sığınmak şarkılara sığınmak bir ömür boyu...
ellerin bir martı ,telaşlı ve ürkek
elleirn fırtınada çırpınan bir beyaz yelken
gözlerin bir çığlık bir yaralı haykırış
gözlerin bu gece çok uzaktan geçen bir gemi
n excantric matmazel n excantric matmazel
babanın öksüz kalmasıdır.

babaya dilin varılıp da bir "başın sağolsun" diyememektir. babayı ilk kez ağlarken görmektir. üzülmektir..

anne - baba, hatta anneanne, babaanne, dede olmuş kocaman amcalarımın, halalarımın artık annesiz kalmasıdır..

85 senelik bir ömrün, 69 senelik koca bir evliliğin sona ermesidir..

bir kadının dünyayı terketmesi, 87 lik bir adamın yalnız kalmasıdır..

---

ve babaanneme..

koca bir ömre neler sığdırmıştın kim bilir. ne acılar, ne sevinçler, ne umutlar.. belki daha yüksek bir hayat standardının hayali, belki haline binlerce kez şükretmeler.. hayatının büyük kısmı batı anadolu'nun bir köyünde geçmiş, savaşlara, harplere tanıklık etmiş abilerinin, ablalarının, büyüklerinin anlattıklarıyla büyümüş, benim şimdilerde tarih kitaplarından okuduğum nice olayı yaşamış kişilerden birinci ağızdan dinleme şansına sahip olmuşsun.

ve ben bir türlü gerekli imkanı sağlayıp senin anlattıklarını, senin ağzından kaydedemedim.. hep derdim sana; bir gün sen anlat, ben kaydedeyim, not alayım diye. ileride bunları kendi ailem için eşsiz bir arşiv yapacaktım hani.. bunlara, sana her zaman dedemle nasıl tanıştığınızı sorup, senin de görücü usülü nasıl evlendiğinizi anlattığın zaman kıkırdayarak dinlemelerimiz de dahil.. artık olmayacak bir şey bu..

daha annenin karnındayken babanın ölmesiyle yetim kaldığını, ilkokulda ne kadar başarılı bir öğrenci olduğunu, matematiğinin ne kadar iyi olduğunu, öğretmenlerinin seni ilkokuldan sonra öğretmen okuluna göndermesi için annene nasıl yalvardıklarını, annenin ise köy yerinde bir başına kalmış dul bir kadın olduğu için seni yatılı okula göndermeye cesaret edemediğini, bu yüzden okuyamadığını anlatırken sesin titrer, kederlenirdin..

bu yüzden ailedeki bütün kız çocuklarının okuması için elinden geleni yapmışsın.. bunun aksini düşünmeye kimse yeltenememiş zaten.. herkes okumak istediği yere kadar okumuş.

benden önce doğan bir kuzenime senin ismini vermişler. sonra o bebekken hastalanıp ölmüş. o yüzden daha doğmadan, adımın yazılı olduğu bir mezar taşım var benim. bir de dedemin yıllar önce yaptırdığı sizin isimlerinizin yazılı olduğu mezar taşları var. kendi adımın yazılı olduğu mezar taşını kilerde ilk gördüğümde nasıl da korkmuştum. üç buçuk atmıştım resmen.. düşünsene daha ölmeden iki tane mezar taşım oldu. neyse konuyu dağıtmayayım..

kuzenimin ölümünden 2 sene sonra ise ben doğmuşum, bu sefer önce ismini bana vermek istememiş, sonra da vermeye razı olmuşsun. ismimi senden almışım yani. pek çok huyunu aldığım gibi.. çocuk, adı verilene çeker derler ya, sanırım doğru bu. annemle inatlaştığımda hep "babaannesi kılıklı" der bana annem. ben de gülerim hep ona. büyüdükçe farkettim ki sana benzemişim aslında. senin gibi yufka yürekliyim malesef. çok konuşuyorum senin gibi. laf bitmiyor hiç bende de. bıraksalar gece gündüz konuşurum herhalde. öyle ki bazen hoşsohbet bir arkadaşımla saatlerce lafladıktan sonra, konuşurken yorulduğumu farkediyorum..
çok güleç bir yüzüm olduğu söyleniyor hep, senin gibi..
bunların yanında kendimde nefret ettiğim birkaç özelliği de bana devretmişsin malesef. bu yüzden kızıyorum sana..

mesela, dışardan gayet rahat ve umursamaz biri gibi görünsem de, göz pınarımda heran akmaya hazır iki damla gözyaşı var. onları sen mi koydun oraya? bak sevmiyorum onları.. bazen en olmadık zamanda akıyorlar. ne bileyim, haberlerde üzücü bir şey duyduğumda, gördüğümde, ya da bir şarkı dinlediğimde, bir film izlediğimde akıveriyorlar yanaklarımdan aşağıya. pınar süt reklamında sertap erener'in sesinden "bi tek annem olsun, bana bi şey olmaz" sözlerini duyunca hemen canlanıyorlar mesela. çizgifilm izlerken bile aktıkları oluyor bazen. kızıyorum o anlarda kendime. aklıma saçma sapan, komik ya da alakasız şeyler getiriyorum. anca o zaman duruyorlar. senin gibi kızdım mı tam kızıyorum ben de. sinirlenince gözüm hiçbir şeyi görmüyor. ne kadar gemi varsa ortalıkta, hepsini yakıp kül ediyorum. sinirlenince çok kolay ardımı dönüp gidebiliyorum.. siliyorum her şeyi, yok ediyorum bir çırpıda. bu yüzden bazen pişman olduğum da oluyor. ama gururunu da vermişsin bana ya, o yüzden burnumdan kıl aldırmıyorum pek.

bir de ağladığımda gözlerim kan çanağına pek dönmüyor. sessizce ağlayıp susuyorum.. cenazende olduğu gibi..

seni son kez gördüğümde tertemiz yıkanıyordun. bacaklarındaki şişlikler, yorgun yüzün, yaşlı ellerin, çökmüş yanakların dikkatimi çekti.. düşündüm o anda uzun uzun.. zamanında anneme baya çektirmişsin her kaynana gibi. kızıyordum sana aklıma geldikçe; ama artık unutuverdim hepsini.. geçirdiğin kalp krizlerinden sonra bedenin 1.5 ay dayanabildi. zaten doktorlar söylemişti, bu süre içinde her gün hazırdık senin bizi ve dünyayı terketmene.. ama aslında hazır değilmişiz be.. yatakta acı içinde geçirdiğin günler bittiği için aslında senin adına seviniyorum.. ruhunu istediğin gibi teslim ettin. cuma sabahı, sabah ezanı okunurken. kalbin atmaktan yorulup, durmaya karar vermiş. o dursa da sen hep yaşayacaksın bizde, bizimle..

neyse.. şu lanet olası hayata gelmemde payın olduğu için teşekkür ederim sana. bir de sürekli ettiğin nasihatlar var tabi, vasiyet vari. memur olmamı çok istiyordun. durmadan söylerdin bunu. bu yükün altından nasıl kalkarım bilmiyorum.. ama sana söz. bir gün olacak mutlaka. sen rahat uyu yerinde olur mu?

bunları görüp okuyamasan da, hissedeceksin nasıl olsa..


adını ve pek çok huyunu aldığım huysuz ve tatlı kadın, huzur içinde uyu.. mekanın cennet olsun..
daywalkergeceyardır daywalkergeceyardır
askerden geldiğimde çok mutluydum annem en sevdiğim yemekleri hazırlamış dayımlar gelmiş hepberaber gülüp eğleniyorduk. yemekten kalktıktan sonra annem yanıma gelip baban seninle birşey konuşacak dediği zaman acaba demiştim işlerle alakalı birşey mi oldu?

masanın başına gidip oturduğumda babam gözlerini benden kaçırıyordu sonra aniden "oğlum babaanneni kaybettik" dedi. hiç tepki vermedim veremedim sadece neden diye sordum neden haber vermediniz?

bütün aile oturup karar vermiş ve ben kıbrısta olduğum için uçak bulmamın çok zor olacağını düşünmüşler. özellikle dedem ölümün arkasından kesinlikle bilmeyecek kimse söylemeyecek diye tembih etmiş.

masadan kalktım odama gittim ve birkaç damla gözyaşı döküp hemen dedemin evine gittim.

dedem hiçbirşey yokmuş gibi askerlikten bahsetti, hayatımda önemli bir basamağı atladığımı söyledi. babaannem öleli 2 ay olmuştu ve herkes bir bakıma ölüme alışmıştı ancak bense hala evde onun yokluğunu hissediyordum

bu sabah dedemle kabrine gittiğimde her gidişimde söylediklerimi söyledim

babaanne sen öldükten sonra yanında olamadım, bir torun olarak vazifelerimi yerine getiremedim özür dilerim.

nur içinde yat güzel insan
cold blooded cold blooded
babanın annesini kaybettiği için gözünün önünde üzüldüğünü görmek, babaanne'ye olan üzüntünün üstüne tuz biber olur. ayrıca üzüntüden ziyade bir yandan garip bir şaşkınlık hissi de belirir insanın içinde.
hiç ölmez diye baktığım aşırı otoriter, hükümet gibi kadın olan babaannemin ölmesiyle "bu kadın da öldü ya, demek ölümsüzlük diye bir şey yok" diye geçirmiştim içimden. hakikaten üzüntüden çok bir şaşkınlık vardı içimde. inanamamıştım onun öldüğüne. bu yaşıma geldim, 3 yıl önce kaybettiğim babaannemin de gün gelip öleceğini hiç aklıma getirmemiştim.
elifdedimbededim elifdedimbededim
meğer ben seni ne kadar çok seviyormuşum...meğer sen ailemin çatısıymışsın... meğer ben hep sana benzemeye çalışıyormuşum...daha ne kadar çok meğer le başlayan cümleler kurabilirim?
hiç gitmemişsin gibi...hala ettiğin dualar bizi ayakta tutuyor gibi..hala yaptığım işlerde sana yaranmaya hayatımı sana beğendirmeye çalışıyormuşum gibi...sanki ...yazamıyorum işte...yazmaya elim varmıyor...kaç ay geçtiği halde hala ...
canımdan can ile gittin...giderken bile güzeldin ve seni çokkkkkkkkkkkkkkkkkkk kereler çokkkkkkkkkkkkkkk özledim...
melankolikbuzagı melankolikbuzagı
beni büyüten insanla ebediyyen ayrılmamızı sağlayan durum.
annemden çok onu görmüştüm halbuki ben, uyutabilmek için beni çanakkale türküsünü söylerdi hep, ben isterdim en çok da söylemesini. yanıma yatmazdı ama yastığımın yanına kafasını koyar ben uyuyana kadar da kalkmazdı başımdan. en sevdiğim hikayesi de bulgaristandan göç etmeleriydi. yemyeşil gözleri dolardı canımın anlatırken, çok güzel gözleri vardı. göz kapakları çöküktü tıpkı babamınkiler gibi. kapatıp küçük ellerimi gezdirirdim üzerlerinde gülümserdi, öpmeye kalktığımda da öpme gözümden ayrı düşeriz derdi. alzheimerdı babaannem. ama ölürken bana sadece, seni tanıdım; kokunu hatırlıyorum senin demişti. son bir kez alnından öpüp bir daha odaya girmedim.
1 /