babamla sohbetler

güse güse
babamın hayli ilginç aforizmalar kullanarak beni manipüle etmeyi başardığı sohbetler.

ben ders çalışmayan biriydim. sadece üniversitede ilk yıl yaz okuluna kalınca korkudan sonraki yıllar çalıştım. sonra bu çalışmalar düzenli olunca konular ilgimi çekti, master doktora derken baktım çizgimden kaymışım. dur dedim. durdum.

ders çalışmayı sevmiyorum. tembel bir yapım var. kitap okuyayım, enteresan birileriyle konuşayım, düşüneyim, müzik dinleyip çeşitli durumlar üzerine yorumlar yapayım. ben böyle biriyim. boş işler anlayacağınız.

lisedeyim ve yine odamda rem, losing my religion dinliyor, cosmopolitan dergisinde yazmakta olan murat birsel'i ya da elif şafak'ı okuyorum.

babam geldi baktı. çalışmamı istiyor zira o boş durmaz.

"kızım" dedi " ders çalışmak zorunda değilsin. toplum birbirine görünmez ağlarla bağlı bir bütündür. çöpçü çöpü alır, sokak temizlenir, şoför otobüsü vaktinde getirir, tiyatroda biri bilet satar, biri saç keser. bu insanlar olmazsa diğer kişiler de yaşayamaz. profesör derse yetişemez, doktor ameliyathane temizlenmeden işini yapamaz. toplum çöker. her meslek çok değerli. bu nedenle senden ders çalışmanı beklemiyorum. sadece her ne yapacaksan, o yaptığın işi en iyi şekilde yapmanı rica ediyorum." ve gitti.

ne yapacaksın? kalktım gittim tümay yayıncılık matematik seti 3. kitabını alıp trigonometri çalışmalarıma devam edeyim bari dedim. çünkü araba sürerim evet çok iyi şoför olurum ama hep yola bakmak zorundayım, bu sırada kitap okuyamam. bilet satsam o sırada da habire birileri gelecek yine okuyamayacağım, istediğim müziği de dinlememe izin verilmez. bunun sonu ruhumun istediğinden uzaklaşıp canavarlaşmak ve birileriyle kavga kıyamet papaz olup hapse girmek olacak benim için, evet orada kitap okunabiliyor, sonunda youtube videoları ile imdb'ye girilebiliyor. fena değil. ama bu da babamı kahrından öldürecek. kıyamadım babama. öyle okudum.