bahar

2 /
chrystal chrystal
insana hayatın güzel olduğunu hatırlatan mevsim. en umutsuz anında gözün çiçeklere takılır, havada zaten çiçek kokusu vardır, güneş tepende parlarken esen ılık bir rüzgar fısıldar sana hayat güzel, yaz gelecek.
tangerine tangerine
sahip olduğu en büyük hazinesi olan yağmuru güneş açtı diye giyilen kısa kollu sebebiyle tenimizde hissetmemize sebep olan mevsim...

gel kör et beni bile bile...
myeyea shaman myeyea shaman
bahar; insanın çocukluğuna başkaldırması, isyan etmesidir. bütün kadınların kücük bir kız, bütün erkeklerin küçük bir oğlan çocuğu olduğu, birlikte yaramazlık ettiği mevsimdir. havada dolaşan bu
sebepsiz sevinç yaramazlık isteğinden başka bişey değildir.
te5ir te5ir
bahar, alıp başını gitmelerin mevsimidir. sebepsiz yere bazen... önünü ardını hesaplamadan... hesapsız, kitapsız çekip gitmelerin mevsimidir bahar...
bir bakarsınız kekik kokulu bir nisan sabahı koparıp alıverir sizi hayattan... çiçek açmış bir kiraz ağacının hayaliyle yollara düşersiniz.
demir alır gönlünüzün limanındaki gemiler... açılır gidersiniz...
aradığınız belki yüzülmemiş denizlerdir, belki keşfedilmemiş sevdalar, belki hiç yazılmamış satırlar...
yüzmenin, sevmenin, yazmanın heyecanıyla coşarsınız.
dünyaya sırtınızı dönüp yürürken, o yaşanmamışlıkların izini sürersiniz kuytularda... ve çoğu zaman kendinizle karşılaşırsınız umulmadık bir köşebaşında...
elele tutuşur yürürsünüz içindeki çocukla...
o'nu büyütmekten korkarak...

* * *

önünde bir nisan sağanağı varsa, geriye dönüp bakası gelmez insanın...
oysa fotoğrafları henüz tazedir dünün ayazlı gecelerinin... kışı birlikte aştığınız dostluklar sımsıcak durur yüreğinizde... sadakatin ve yerleşikliğin güvenli kolları huzur vaadeder ardınız sıra...
gel gör ki baharın kokusu dayanılmazdır. ilık bir rüzgar ruhunuzdaki isyanı okşar. "hadi sokağa" diye bağıran sirenler çalar içinizden... derinliklerinizde
tutuşturulmayı bekleyen alevler kı vılcımlanır. kalbinizden havalanan güvercinlere şaşakalırsınız.
sanki gitmek sadakattir: kalmaksa ihanet...
100 günü aşkındır bu köşede yeni yüzyıl haftasonlarında birlikte olduk sizlerle...
güldük çoğu zaman ya da kızdık öfke dolu sözcüklerde... mahzunlaştığımız da oldu, çocuklaştığımız kadar...
yeni sözler söyleme derdine düştük, eskiye sırtımızı dönmeden...
zorlu bir kışı, kırık dökük satırları ufalayıp ateşleyerek geçirdik.
yeni bir yüzyılın silueti gülümsedi siz sayfaları çevirdikçe... "ha doğdu, ha doğacak" denilen gazete, yeni kızlar, yeni oğlanlar doğurdu yeni doğacak bir,yüzyıl için...
sonra nisan geldi...
sokakta direnilmesi imkansız bir çimen kokusu... içinin bir yerinde yuvadan erken ayrılmanın, sokakta hırpalanmanın korkusu...
lakin bahara söz geçirmek ne mümkün...
bir kez çiy düşmeye görsün kış mahmuru bedenlere...
coşkuları dizginleyebilene aşkolsun...

* * *
bu yüzden izin istiyorum sizlerden... bu köşe (kış köşesi) baharla buharlaşıyor.
geriye bakınca hüzünleniyorum elbet...
çünkü geride güzel bir doğuma ortak olmanın tatlı heyecanı var. ve paylaşılmış köşelerde benzer duyarlılıklar... ve sımsıcak dostluklar...
ama önümsıra yüzülmemiş denizlerden iyot kokuları çarpıyor burnuma... yeni yüzyıl'ın ilham verdiği baharlar çağırıyor.
şimdi gitmek sadakattir, kalmaksa ihanet...
o yüzden bir an önce kanatları takıp, uçmakta yarar var... yeni baharlarda, yepyeni bahar şarkıları söyleyebilmek için...
hep beraber.

can dündar
beşincicemre beşincicemre
insanları sanat ve aşk ateşiyle yakmasının toplumsal bir gerçekle açıklanabileceği mevsim. baharın insanlar üzerinde yarattığı afrodizyak etkiyi açıklayabilmek adına bahardan önce gelen ve yarattıkları durgunluk etkisi açısından baharın gelmesini artık şart kılan iki mevsimi; sonbahar ve kışı incelemek gerekir.
sonbaharda; dökülen yapraklar, yağmurlar, hüzün, keman sesleri vardır ve bu duygular üzerine yazılan şiirler doyurmuştur insanların sanat aşkını. ve insan kelimelerle ifade edemediği şeyler için sanat yapar. sonbaharın getirdiği duygular bunlarken bütün insanlara etki eden mevsimler için ayrı ayrı yazılan şiirler de insanların duygularının tercümeleridir ve bizim toplumsal gerçeğimize delil olması açısından google dan basit bir aramayla elde ettiğim iki sonbahar şiiri sunuyorum sizlere;

(bkz:http://www.siirperisi.net/siir.asp?siir=525
(bkz: son güz - şiir aşk şiirleri güzel sözler aşk sevgi mp3 download rüya tabirleri son güz şiir, son güz şiirleri, bedava son güz son güz, son güz, son güz siirci )

evet hüzünlüdür bu mevsim, hazandır. ayrılıkların habercisidir. aslında ayrılıklar da kış mevsiminin geleceğinin habercisidir; zemherinin yani. bu yönden incelendiğinde kış mevsimi de artık iyiden iyiye hüzünlenen, ayrılıklar yaşayan ve günlerin de kısalmasıyla evlerine çekilmeye başlayan insanların yaşayacakları duraklama döneminin hazırlayıcısıdır. kadınların ağda yaptırmak gibi bir dertlerinin kalmamasıyla erkeklerin kadınları görme ihtiyaçlarının artması da aynı mevsime rastlar. ve bu iki ihtiyaç insanları bir çıkmaza sürükler. artık sokaklarda cilveli yürüyen kadınlar, kendini onlara beğendirme arzusu güden bakımlı erkekler ve bu cinsel münasebetlerin getirdiği bir toplumsal hareket yoktur. sokaklarda kardan, soğuktan dolayı atkı, bere, eldiven gibi bilimum kış malzemelerini takmış yüzleri gözleri kapalı aynı tip tek cinsiyet insanlar vardır. aşk zaten yoktur. olması için önceden bi sevgilinin hali hazırda bulundurulması gerekmektedir. kışın sevgili yapmak zordur. yapan er kişileri kutlamak her insanın boyun borcudur. nitekim kış mevsimi bütün insanların sesi olan şairlerin dünyasından ahmet haşim i de olumsuz etkilemiş ve şairin "yine kış, yine kış... bütün emelleri bir ağlayan duman sarmış" şeklinde ağlamasına sebebiyet vermiştir.

(bkz: epigraf: kış - ahmet haşim fisek )

e şimdi 2 mevsim boyu sen karşı cinsten birini cezbedici bir şekilde görmemişsin, ayrılıklar yaşamışsın, hadi bi de keman dinlemişsin üstüne iyice hüzün iyice keder; bahar gelip de günler uzayınca, insanlar sokaklarda cins ayrımının farkedilmesi için bokunu çıkaracak kadar açık giyinince, karşı cinsten gelen cinsel cezbedicilik artınca libido her iki tarafta da tavan yapar tabi. sokağa çıkınca ilk gördüğün kıza aşık olursun. asıl mesele insanların birbirlerini görüp görememeleridir, etkileşim içinde olup olmamalarıdır. milyonlarca insan iki mevsim boyunca kös kös oturup sonra herkes en güzel haliyle insan içine çıkarsa insanların baharın gelişini üüüç, ikiiii, biiirr diye cemreler şeklinde büyük bir coşku ve festival havasında yeni bir yılın gelişi gibi geri sayarak kutlamaları normal bir hadise olur.

efendim uzun lafın kısası bahar bahane libido şahane!
jenesaispas jenesaispas
kışkırtıcı bir bahar yazısı;

kaç bahardır planlıyorsun çiçekli, rüzgarda açılan etekli bir elbise giymeyi?
artık ne olursa olsun bu bahar esintili biri olmayı? tüy gibi hafif, oradan oraya uçuşmayı...nasılmış, nedenmiş meselesini bir mevsimlik tatil edip sokağa çiçek
gibi dökülmeyi... bilmiyorum, ama senin aklında "fena" bir şey var gibi geldi bana. bu bahar göster bakalım numaranı! kaç bahardır planlıyorsun -bu sefer kesinlikle- erken bir bahar tatiline çıkmayı? hiç bir şeyin sana ait olmadığı, sabun kokulu bir pansiyon odasında biraz kendine bakmayı. pansiyondan çıkıp kimseyle konuşmadan, her şeyi ceplerine doldurmuş olaraktan, gün boyu serseri gibi dolanmayı... siyah - beyaz bir filmin başrol oyuncusu gibi
uzaklara dalıp kahramanca kararların sigarasını yakmayı... bilmiyorum, ama sanki bu bahar muhim kararlar verecekmişiz gibi geldi bana. sanki bu bahar seçeceksin yolunu. peki bahar vakti seçilen yoldan hayır gelir mi? ama zaten hayır getirecek yollar hiç senin gibiler için değildi ki! söyle bakayım sen, kaç bahar geçirdin toprağa bulanmadan? şoyle çok eskidenki gibi çamurdan köfteler, topraktan pastalar yapmadan. sırf yeni bitmiş otlar pembe topuklarını gıdıkladı diye tek başıa gülümsemeden. söyle bakayım kaç bahar?
elini çenene dayayıp, adını bile unutana kadar, gidip gelen karincalara bakasın var senin. senin kendine bakasın var bu bahar, yaz sıcağı bastırmadan. biz de biraz anlıyorsak bu işlerden -her nev'i serserilikten ve
ihtiyatsız ömürler bilgisinden- biraz olsun yani, bu baharı kendine ayır derim.
bilmiyorum ama kafanın içinin bir bahar temizliğine ihtiyacı var gibi geldi bana.
i̇yi olmaz mıydı yani, açıp başımızı, çıkarsak beynimizi, yıkasak bakır leğenlerde. sabun tozlarıyla, çitileye çitileye. şöyle foşurdata foşurdata.
bilmiyorum ama senin ihtiyacın var gibi geldi bana, bu bahara.
biraz kendine bakmaya...
i̇yi baharlar...
sapphire's scribbles
çalgan çalgan
bi yansımalar tınısı. dinledikce,
yorgun istasyonlarda tren bekleyen siyah montlu bi adam, yeşerdi yeşerecek bir tohum geliyor aklıma.
diğer adı ölümün alışmak derler, adımı bile unutuyorum.
seni düşünüyorum acaba yüzümdeki yüzyıllık hasretin sonu musun diye, sen -o- musun diye...
yüzündeki yalancı bi baharın yansıması mı yoksa soyubitmiş bi gülümseme mi şarapsı duruşunun esasına gizlenmiş.
bide bu bahar hasan hüseyinin bikaç mısrası düşlerimi alkolik eden,

...
......
sivas çarşısındayım gözlerime yağmur yağıyor
namlular yalınsırtı meneviş.
sen bir hüzzam makamından akşama bakıyorusun
menekşe gözlerinde uzak bir acının ince buğusu
kül rengi bir tango seni uykulara çekiyor
ya bir roman kahramanısın ya da bir paris yolcusu
......
...
zedt zedt
türk musikisinde ve şarkılarında çokça kullanılan kelime. genelde insanın en güzel ya da en mutlu olduğu zamanı anlatmak için kullanılır. kimse doğuda sonbaharda götü donan amcamı düşünmez...
heidi heidi
yapılacak listesine "aşk" ibaresi ekleme gerekliliği. ne de olsa kısalan mevsimdir kendileri, harbiden ağaçlar da çiçek açmış.
2 /