balyoz davası

1 /
eluch eluch
davaya mağdur sıfatıyla müdahil olan abdurrahman dilipak, iddianamenin temel dayanağı olan ve balyoz darbe planı belgelerinin içinde yer aldığı 11 no.lu cd ile ilgili bundan böyle soru sormayacaklarını; çünkü cd ve plandaki tarihlerle ilgili tutarsızlıklar olduğunu ifade etti.

(bkz: balyoz darbe planı/#6703744)

bu da demek oluyor ki; mağdurlar dahi planın düzmece olduğunu görüyor artık. yolun sonu yakındır.
eluch eluch
saçmalıklar kumpanyası.

2 seferdir tutukluluk halinin devamına mahkeme başkanının muhalefet şerhine karşılık diğer iki üyenin oylarıyla karar veren mahkemede 3. kez aynı şey yaşanmıştır. ancak bu sefer ciddi tartışmalar yaşanmış, diğer iki üye, mahkeme başkanı'nın şerh koymasını ihsas-ı rey olarak değerlendirmiş, onu bu şekilde suçlamışlardır.

oyunu tutuksuz yargılanmak yönünde kullanıyor zaten adam, neyin ihsası lan?! gerekçeleriyle de açıklıyor neden muhalefet şerhi koyduğunu zaten.

mahkeme başkani: sanıkların eylemleri devam ettirdiğine dair herhangi bir delil yoktur.
üye haki̇mler: tutukluluk yönünden aranması gereken ana ilke "kuvvetli şüphe" dir.
mahkeme başkani: bu davada delillerin hepsi toplandı. hangi deliller toplanacaktır ki daha?
üye haki̇mler: gölcük donanma komutanlığı'ndaki belgeler aralık 2010'da elde edildi. deliller tamamen toplanmadı. kaldı ki henüz devam eden kamu davasında tanıklar da dinlenmiş değildir.
mahkeme başkani: siz her bir sanığın özel durumunu dikkate almadan ve hangi adli kontrol hükmünün hangi nedenle yetersiz kalacağını belirtmeden adli kontrol sisteminin yetersiz kalacağını söylerseniz bunu insan vicdanı kabul etmez.
üye haki̇mler: başkan akçay'ın gerekçelerinin haklı olup olmadığını incelemek için mahkemenin benzer olaylardaki kararları ve nöbetçi hakimliğin balyoz kararlarına bakılmalı.
eluch eluch
dün tutukluluk kararına 3. kez muhalefet şerhi koyan mahkeme başkanı şeref akçay'ın diğer üyeler tarafından ihsas-ı rey ile suçlandığını yazmıştık.

şeref akçay bugün ise 1 aylık izne ayrılmıştır.

aslında izne ayrılmasının nedeni tutukluluk hallerinin devamına koymuş olduğu muhalefet şerhinin gerekçesinde yer alıyor. şöyle yazmış gerekçeli kararına:

"kamuoyuna mal olmuş bu davalar nedeniyle yazmış olduğum muhalefet şerhlerinden dolayı bulunduğumuz adliyede bir takım meslektaşlarım selam vermeyi dahi kestiler. yine mahkememizin üyelerinin nezaket kurallarını aşan tutum ve davranışlar içerisine girdikleri ve işi en son başkan ile konuşmama aşamasına getirdikleri görülmüş olup, bu hususların da kamuoyunca bilinmesinde yarar olduğu görüşündeyim."

f tipi mobbing mi desek, ne desek bilemedim.
eluch eluch
geçen duruşmasında emekli albay erdal akyazan da savunmasını tamamlamış. savcı savaş kırbaş sanıkları darbecilikle suçlayarak 12 eylül'den dem vurmuş. akyazan'ın cevabı ise tokat gibi olmuş:

- savcı gözlerinde şimşekler çakarak "11 eylül'de neredeydiniz?" diye soruyor. ben darbeye karşı çıktığım için sorguda dayak yiyordum! peki ya kenan evren 13 eylül günü çankaya'da atatürk'ün koltuğuna otururken siz neredeydiniz?

akyazan'ın savunmasında dikkat çeken bir başka konu da şu:

"iddia makamı olmayana var dedi, ispatladık sustunuz. iddia makamı olanı sakladı, ispatladık sustunuz. iddia makamı kanıt dedi, sahte dedik, ispatladık, sustunuz. bunlar tuzak, çete işi dedik, soruşturun dedik sustunuz. hala susuyorsunuz."
eluch eluch
tutukluluklar suç işleyerek devam ediyor.

şimdi bir tutukluluk hikayesi anlatacağım.
2003'de 3ncü kolorduda görevli kurmay binbaşı doğan fatih küçük.
davanın 66 numaralı sanığı.
"kuvvetli suç şüphesiyle" tutuklu. itirazlar ısrarla reddediliyor.

hakkındaki iddialar iddianamenin 702-704 sayfaları arasında yer alıyor.
temel ve tek dayanak 2003'te hazırlanmış olup içinde 2009'a ait bilgilerin yer aldığı 11 no.lu cd'den çıkan bir görevlendirme listesi.
şurada:


savcıların bu belgeye dayanarak ve o tarihlerde küçük'ün o birlikte görev yaptığını gerekçe göstererek şu suçları işlediğine kanaat getiriyor:

1. sahte 11 no.lu cd'den çıkan ek-b (3 ncü kor.).doc isimli belgede darbe sırasında özel hastaneler ve ilaç depolarında 3ncü kolordu'dan görevlendirilecek kişilerin listesinin hazırlanmasına katkıda bulunmuş. (ki bu özel hastane ve ilaç depolarının bazıları 2003'ten yıllar sonra aldıkları isimlerle belgede. mesela yeni recordati ilaç, mesela medical park sultangazi.)

2. yine sahte 11 no.lu cd'den çıkan ek-c.doc isimli bir dokümanda 3ncü kolordu'dan ilişiği kesilecek personelin listesinin hazırlanmasına katkıda bulunmuş.

savcılar, küçük'ün bu suçları işlendiğine nasıl kanaat getirdi anlamak zor. zira ortada şöyle gerçekler var:

1. her iki belgenin üst bilgilerinde küçük'ün adı geçmiyor.
2. her iki belgenin içinde küçük'ün adı geçmiyor.
3. küçük, belgelerin hazırlandığı tarihlerde yurtdışında. daha net bir ifadeyle küçük; 19 aralık 2002 ile 20 mayıs 2003 arasında kosova'da nato'nun uluslararası kolordusu'nda görevde.
4. az önce bahsettiğimiz ve duruşmalarda belgelenen görev dolayısıyla küçük 1nci ordu'daki plan seminerine de katılmamış.


tüm bu bilgilerin ışığında, küçük "kuvvetli suç şüphesi" gerekçesiyle tutuklu ve tahliye talepleri reddediliyor.
şimdi biri bana bu davanın nasıl bir soytarılık olduğunu açıklayabilir mi?
hiç sanmıyorum!
eluch eluch
savcıların suç işlediğini düşündüğüm davadır. zira elimizde şöyle bir bilgi var:

balyoz belgeleri arasından çıkan ekler, söz konusu tarih hatalarını tespit etmek açısından önemliydi. ancak savcılar bu belgeleri adli emanete kaldırmıştı ve sanıkların belgelere erişmesine izin vermiyordu. iddianame yazılmış, savcı tezlerini sıralamıştı.

belgelere erişim izni zar zor alındıktan sonra ekler incelendi ve epey bir tarih hatası tespit edildi. ancak bundan daha vahim olanı, savcıların bazı yazışmaları mahkemeden saklamaları, ve hatta iddianamelerinde yalan beyanda bulunmalarıydı. şöyle ki:

11 no.lu cd'de bulunan "savunma sanayı.xls" belgesinde aselsan'da çalışıyor olarak listelenen kimi kisiler "güvenilir olup, yeni yapılanmada çesitli kademelerde görevlendirilebilir personel" olarak listelenmişti.

savcılar iddianameyi hazırlarken, aselsan'a bir yazı göndermişler ve ismi geçen kişilerin 2002-2003 yılları arasında aselsan'da çalışıp çalışmadığını sormuşlardı.



aselsan'ın 16.03.2010 tarihli cevabi yazısında ise diyordu ki:

"aşağıda ismi ve işe alınma tarihi yer alan kişiler, söz konusu tarihler arasında bünyemizde çalışmamaktadır.
i.b: 14.06.2007
v.t.: 01.07.2007
r.e.p.: 17.09.2007
a.h.: 06.04.2006"

belge, üstverisine göre en son 25 şubat 2003'de "suha tanyeri" isimli kullanıcı tarafından kaydedilmiş. oysa bu kişiler aselsan'da çalışmaya 2006 ve 2007'de başlayacak! ve savcılar bunu gelen cevabi yazı sayesinde biliyorlar. ona rağmen iddianamede şöyle yazabiliyorlar:



ne diyor savcı?
"ilgili makamlarla yapılan yazışma neticesinde belgede ismi yer alan şahısların belirtilen yerlerde görevli oldukları anlaşılmıştır."

yani yalan söylüyor. üstelik yalanı ortaya çıkmasın diye söz konusu yazışmayı adli emniyete kaldırarak saklıyor, aylarca savunma makamına göstermiyor.
ve insanlar böyle yalan-dolan bir iddianame gerekçe gösterilerek tutuklanıyor, yıllarını cezaevinde geçiriyor!

bu mu lan adaletiniz "pek saygıdeğer" sözlük yazarları? bu mu yargıya güven? bu mu lan! bu mu!
buysa eğer, götünüze sokun o adaleti! biz almayalım!
pırlanta pırlanta
hüküm verme kıstaslarına güzel bir örnek oluşturması açısından, rte'nin şu konuşmasına bir bakmak yeterli: "o korgeneral ayağa kalkmadı gideceği yeri buldu" - hürriyet gündem başbakan recep tayyip erdoğan ankara ticaret odası'nın "rekortmenler plaket töreni"nde konuştu. erdoğan konuşmasında çanakkale'de yaşadığı bir olay... hurriyet

''başbakan’ın toplantıda yaptığı konuşmada sözünü ettiği korgeneralin kim olduğu merak konusu olurken, ismi geçen komutanın balyoz davası’nda tutuklanarak silivri cezaevi'ne konulan mhp milletvekili adayı korg. engin alan olduğu öğrenildi.''

hala birileri 'iftira'dan söz ediyor ya, bu kadar yüzsüzlük, utanmazlık görmedim ben hayatımda, cidden..
eluch eluch
silivri nöbetçi cumhuriyet başsavcılığı, sanık eşleri ve yakınları tarafından oluşturulan "vardiya bizde platformu" üyelerinin 5 mayıs 2011 tarihinde duruşma salonu önünde "alkışlama eylemi" sırasında yolu trafiğe kapattıkları yönünde basında çıkan haberleri "ihbar" kabul edip, platform üyelerinden nilgün doğan ve irem kutluk hakkında soruşturma başlatmış.

var mı silivri'yi gören?
görenler için söylüyorum; var mı orada trafiğe kapatılabilecek yol? ya da "kapatılacak bir trafik var mı?" diyelim, daha doğru bir soru olur. kuş uçmaz kervan geçmez yer lan! nasıl bir iş yahu?!

görmeyenler için şöyle yapalım:


edit: hadi bir de resim ekleyelim. duyarlı kapı - ceza ve tevkif evleri çalışanları haber sitesi ceza ve tevkif evleri çalışanları haber sitesi - duyarlikapi.com duyarlikapi
eluch eluch
savcılara dava tutukluları yetmemiş, davalara karşı mücadele eden eşler de hedef tahtasına koyulmuş.

tutuklu eşlerine "cezaevi girişinde yaptıkları eylemde trafiği engelledikleri için" soruşturma açılmış.

dayanamadım, biraz daha açıklayayım şu olayı.
eylem yapılan yer cezaevinin giriş kapısının önü.
yani şurası:



dikkat edersen yolun sonu tarla. var mı ötesi?
yolun da, faşizmin de ötesi yok.
açık, ve net.
sarhoş ejderha sarhoş ejderha
darbe planlayıp beceremeyen cuntacıların, vatan hainlerinin yıkmak istedikleri demokrasi tarafından adil bir şekilde yargılanmasıdır. halbuki başarılı olsalardı kendileri aynı toleransı göstermeyeceklerdi. uçak düşürecek, cami patlatacak, darbesini yapacak ve istanbul'a çökecek, milleti stadyumda toplayacak arada kaç kişi kaybolacak, kaç kişi faili meçhule gidecekti belli değil tabi.

özet:

balyoz davası. el yumruğu yemeyip kendi yumruğunu balyoz sanan şerefsiz cuntacıların gerçeklerle yüzleşme sürecidir. kendi adamlarınız bir şekilde sizi serbest bıraksa dahi halkın vicdanında müebbet yediniz, halkın yumruğunu da yemeyin.
eluch eluch
(bkz: balyoz darbe planı/@eluch)
(bkz: balyoz davası/@eluch)

şu kadar çelişkiye rağmen hala o hikayenin gerçek olabileceğine ihtimal verenler var. allah akıl fikir versin, ne diyelim.

hatırlatalım. belge falan yok. imza da yok. her şey hala yalnızca 2009 tarihli olayları içeren 2003 tarihli dijital dosyalardan ibaret. cd falan işte. 50 kuruş.

ve ayrıca, davanın müdahili abdurrahman dilipak bile bahsettiğiniz eylemlerin içinde yer aldığı 11 no.lu cd'den umudu kesmiş, size ne oluyor yahu?
(bkz: #6703770)
eluch eluch
davanın 1 numaralı sanığı çetin doğan adına seçim çalışması yürüten 4 kişi, akp'liler tarafından bıçaklanmış.

(bkz: çetin doğan/#7009868)
orlov orlov
--- korcan pulatsü başlığından alıntı ---
böyle böyle orduda yüksek rütbeli subayı bıraktım, düşük rütbeli bile kalmadı. askeri darbeden korkmaya gerek yok artık. çünkü darbe yapacak asker yok. ama savaş çıkarsa komutanlık edecek kimse de yok. tabi biz fatih terim'leri, yılmaz vural'ları, şenol güneş'leri bu günler için yetiştirdik ülke olarak. gerek ofans gerek defans taktiği olarak orduyu komuta edeceklerdir zira başka strateji adamı kalmadı. ya da; almanlarla birlik olalım yine. onların komutanları bizim orduyu yönetir. aaa, incirlik'teki komutanlarımızı unuttum. onlar oldukça "no problem."
(bkz: almanlar yenilince biz de yenilmiş sayıldık)
(bkz: amerika sömürünce biz de sömürmüş sayıldık)
--- alıntı bitti ---

i̇şte yeni̇ belgelerle tutuklananlar

emekli albay hakan büyük

orgeneral bilgin balanlı

tümgeneral i̇smail taş

albay onur uluocak

albay rafet oktar

binbaşı ayhan üstbaş

albay alpay çakarcan

albay ahmet dikmen

albay ahmet erdem

kurmay albay halil nejat akgüner

albay zeki üçok

hakim albay bülent güncal

kurmay albay halil nejat akgüner

korgeneral korcan pulatsü

kurmay albay murat ünlü

kurmay albay ender güngör
ulysses i anlamadım ulysses i anlamadım
okyanus ötesi tezgahın kepazelikleri bir bir yüzlerine vurulsa da siyasallaşmış hukukun yüzü kızarmıyor.

`http://www.odatv.com/n.php?n=silivrideki-nostradamus-2506111200`
eluch eluch
mükemmel işleyen bir davadır.

suçlandıkları deliller kendilerine ya da avukatlarına gösterilmez.
lehlerine olan deliller 1 yıla yakın süre adli emanette saklanır, dosyaya eklenmez falan.

bir dava düşünün ki; 16 ay önce başlamış olsun, ama sanıkların suçlandığı cd'lerin fotoğraflarını dahi görmeye izni olmasın.
evet evet. aynen öyle bir dava bu.
geçen cuma günü alınan karar ile artık sanıklar suçlandıkları cd'lerin "fotoğraflarını" görebilecekler.

nasıl ama?

en vahimi de ne biliyor musunuz?
bu karar sonrası başını iki yana sallayan çetin doğan'a mahkeme başkanı "mahkemeye karşı kafanızı sallamayın, dışarı atarım" diyebiliyor.

vay be! ne yüce adalet, ne yüce yargı!

şu tertibi savunurken utanmıyorsunuz da be! yüzünüz bile kızarmıyor!
ondan sonra neymiş efendim, yargıya güvenecekmişiz!
bi siktir git allasen!

(bkz: yargıya güvenmek)
1 /