bana bir şeyhler oluyor

1 /
kensai kensai
yılmaz erdoğan'ın diyaloglarıyla ne kadar müthiş bir yazar olduğunu tekrar kanıtladığı izlenilesi oyun. komedi ve dram bir arada hiç bu kadar iyi geçinememişlerdi.
akbak akbak
yımaz erdoğanın "sen hiç ateşböceği gördünmü"den sonraki en iyi oyunu. epik tiyatroyla dramatik tiyatronun bazen karıştığı öğeler içermesi de oyuna bir orjinallik katıyor
rain frohagen rain frohagen
yılmaz erdoğan'dan :

- şimdi o zaman askerdeyim ben hiç unutmuyorum. zaten ben unuttuğum hadiseleri anlatamıyorum. nasıl anlatiim unutmuşum yauv.


hilmi (altan erkekli) borsada tüm parasını kaybetmiştir ve şoka girip donup kalmıştır. adnan(yılmaz erdoğan) hilmi'ye sorular sorar.ama hilmi cevap veremez:

adnan: (parmaklarıyla 3'ü göstererek) hilmi, bu kaç?
hilmi: (yanıt gelmez)
a : hilmi, bu kaç? (3ü göstererek) yau tanıdıksın kolay soruyorum hadi
h : (yanıt gelmez)
a : ha kümeleri sorsam böyle kalıcan yani
ismet : yok adnan abi işaretlerden falan anlamıyor
a : yok ismetçim. 3 yapıyorum anlamıyor. şimdi kocaman adamada 2 sorulmazki canım
gozlemci gozlemci
hilmi - hanfendi, maşallah yürüyen kuyumcu gibisiniz, heryerinizde altınlar takılar.sizi komple bankaya yatırmak gerekiyor ,durduğunuz yerde zarar ediyorsunuz!
adnanın eşi -adnan, bu bana laf mı sokuyor?
adnan -valla ,bir şey sokuyor da ne soktuğunu anlayamadım hala.
nott nott
altan erkekli'nin replikleriyle acı gerçekleri yüze vurarken, yılmaz erdoğan'ın canlandırdığı karakterle sizi kahkahalara boğabilen, canlı performansını izlemek gerektiğine inandığım muhteşem oyun. özellikle hilmi karakterinin duvarın içinde insanlar olduğunu iddia etmesi, onun dışındaki tüm karakterlerin bunu inkar edip "orda duvar var" demesi ve aslında duvar olarak gösterilen kısımda seyircilerin oturması oldukça çok şeyi anlatmaya yetiyor.
bir nickim bile yok anlıyor musun gülmesene lan bir nickim bile yok anlıyor musun gülmesene lan
"adnan -bazen ben de dalır kalırım, tak diye açılırım tabi. ne kalıcam bunun gibi böyle ya dükkana kim bakıcak allah aşkına. o zaman askerdeyim ben. hiç unutmuyorum... zaten ben unuttuğum hadiseleri anlatamıyorum. nasıl anlatayım? unutmuşum ya."

hiç unutmuyorum doktor hanım, o zaman ben askerdeyim sıhhiye subayıyım ben. bütün sıhhiye bana bağlı. aynen böyle bir vaka getirdiler. tabi aynen böyle derken terlik, fincan, telefon bunlar böyle yok. normal mehmetçik bu şelikde kalmış.
doktor- ee ne oldu sonra?
adnan- kime ne oldu sonra?
doktor-mehmetçiğe.
adnan- ilk tevkifini ben yaptıktan sonra nöroşoroji'ye sevk ettim. zaten o dönem askeriye de nöroşoroji diyebilen tek kişi bendim. o yüzden bana bağladılar. iki tabir daha vardı. öğrenebilseydim belki baş hekim olacaktım, kısmet değilmiş...


adnan- uzatmanın manası yok. doktoru duydunuz. kim diyor bunu? tıp diyor. işte tıp diyince akan sular durur ismet. nasıl çocukluğumuzda 1,2,3 tıp diyince duruyoruz.
dursun duran- onun için mi duruyoruz?
adnan-allah allah ya ne için duruyoruz ya? başka bir kelimse söylendiği vakit duruyor musun sen? 1,2,3 bırrt diyince duruyor musun sen?
dursun duran- bırtt da durmam bırtt da niye duriyiiim.
adnan- ne bakıyorsun öyle mal mal ismet? tıp diyince durmuyor musun sen? nasıl durmazsın yanırsın ulan hayvan herif. kıpraşınca yanırsın dimi ramazan? yanlız aklıma ne geldi biliyor musunuz? biz tıp oynasak hilmi hepimizi yener di mi ahahahah. ya bu manyağı nasıl yeniceksin? bu böyle kalmış ya. ben 2 gün dururum 3 gün bir yerim kaşınır, kıpraşır giderim."
evilmaddox evilmaddox
"..sevmenin pek az çeşidi vardır gönül raflarında. birini, ya da bir şeyi, seversiniz, ya da çok seversiniz. ama iş "sevememeye" gelince, sonsuz seçenek vardır önünüzde. ister sinir olursunuz, ister gıcık olursunuz, iğrenirsiniz tiksinirsiniz, hatta sık sık nefret bile edersiniz. ne yazık. ne yazık insan, sevmeme çeşitlerine harcıyor mesaisini çoğunluk. oysa sevin dedi tanrı. adı "sevgili" olanlar bile karşılık istiyor kalbinin atış hızına. ben seni seviyorum ama dur bakalım sen de beni "benim seni sevdiğim kadar" seviyor musun? oysa sevin dedi tanrı. önce sizi sevmeyenlerden başlayın işe, karşılık istemeden, pazarlıksız sevin, sizi seveni de sevmeyeni de. oysa sevin dedi tanrı, önce sizi sevmeyenlerden başlayın işe, karşılık istemeden, pazarlıksız sevin, sizi seveni de sevmeyeni de. oysa sevin dedi tanrı, önce, sizi sevmeyenlerden başlayın işe..."

sözleriyle ne kadar "nefret" üzerine kurulu bir dünyada yaşadığımızı yüzümüze vurmayı çok iyi becermiş tiyatro oyunu. altan erkekli oyunculuğunu konuşturmuştur, en iyi performanslarından biridir.
hedonist hedonist
repliklerini çok sevidğim ve tekrar tekrar izlemekten usanmadığım bir yılmaz erdoğan tiyatrosudur.

(altan erkekli) hilmi: kendi kendine konuşana deli diyorlar ya ben işte oyum! ne yani akıllı olucağım diye kendimle ilişkimi mi keseyim?! kendi kendine konuşana deli diyorlar ama kendilerine kendilerinden bahsedenler sürekli meşhur oluyorlar..
hürrem hürrem
yılmaz erdoğan'ın ne kadar iyi bir oyuncu ve iyi bir oyun yazarı olduğunun kanıtıdır. tolga çevik'te yıllar sonra yapacağı komedi dükkanı'nı müjdelemiştir ayrıca. ramazan rolündeki tolga çevik'in oyunda bol bol söylediği şarkı ise:

seven kıskanır
yüreğindekini
kim olsa kıskanır
kıskanır seni

gel benim belalım ol
gel benim yaranım ol
gel benim sevdalım ol
gel benim tananım ol
gel benim felaketim ol

ağlama maralım
ağlama sevdalım
sevdik ve icab ederse öderiz bedelini
bir gün kör bir kurşunla bile vursalar bedenini
kurşundan bile kıskanmaya devam ederim seni
çünkü seven kıskanır

gel benim belalım ol
gel benim yaranım ol
gel benim sevdalım ol
gel benim tananım ol
gel benim felaketim ol
1 /