bana seni gerek seni

tabudeviren tabudeviren
aynı anda "şiir nasıl yazılır", "aşk nasıl anlatılır" sorularına cevap teşkil eden,
türkçe şiirler içinde apayrı bir yere sahip olan, türkçe yazan şairlerin (bence) en iyisi yunus emre'nin yazdığı şiirdir.
bu şiir, öyle bir şiirdir ki, bu şeklinden başka yazılamaz.
ve hiç kimse, yunus emre kadar güzel anlatamamıştır aşkı.
"aşkın aldı benden beni/ bana seni gerek seni"
var mı daha ötesi?

aşkın aldı benden beni
bana seni gerek seni
ben yanarım dünü günü
bana seni gerek seni

ne varlığa sevinirim
ne yokluğa yerinirim
aşkın ile avunurum
bana seni gerek seni

aşkın aşıklar öldürür
aşk denizine daldırır
tecelli ile doldurur
bana seni gerek seni

aşkın şarabından içem
mecnun olup dağa düşem
sensin gün be gün endişem
bana seni gerek seni

sufilere sohbet gerek
ahilere ahret gerek
mecnunlara leyla gerek
bana seni gerek seni

eğer beni öldüreler
külüm göğe savuralar
toprağım anda çağıra
bana seni gerek seni

yunus'dürür benim adım
gün geçtikçe artar odum
iki cihanda maksudum
bana seni gerek seni
labriz labriz
tamamlanmamış bir ruh hali. kendini bir elmanın yarısı olarak görme. hep diğer yarıyı arama. sonsuz mutsuzluk, tatminsizlik, yetersizlik durumu.
cahan cahan
"cennet cennet dedikleri
bir kaç köşkle bir kaç huri
isteyene ver onları
bana seni gerek seni"

kıt'asının ders kitaplarından çıkartıldığı bir yunus emre şiiri/ilahisi. bu öyle bir ayıp ki tasavvuf ehlinden bana 3 kişi say diyecek olsak, kafadan "yunus emre" diyecek insanların; algı kapılarını kapatıp, sığ bir bakışla, yücelttikleri insana resmen sansür koyarak ona küfretmeleri yani.

anlamadığım şey şu:

şiir denilen mefhumun ve türkçe'nin sözüne ve sanatına bu kadar mı uzaksınız? "rab varken, onun cemalini görmek varken, cenneti, huriyi, köşkü, ırmağı neyleyim" diyen bir tasavvuf ehlinin sözü bu kadar mı anlaşılmaz?

yani ferhat göçer'in "cennete değişmem saçının telini" ifadesine neden sansür koymuyorsun o zaman? ya da ne bileyim "madem unutacaktın, beni neden yarattın" diye inleyen ibrahim tatlıses'e. bu şarkılar sansürlenmeli demiyorum. sansür insanın kafasındadır zaten. beğenmezsen okumazsın, dinlemezsin. yani bir devletin tanrıcılık oynaması büyük bir komedidir. şu dörtlüğe sansür koymak cehalettir, terbiyesizliktir.

şiirin bu en zirve bölümü olmadan zaten şiir bir kadına yazılmış gibi duruyor. yani kaş yapalım derken göz çıkartmak bu olsa gerek. ama normal aslında. hz. peygamber (s.a.v.) üzerinden bir karşılaştırma yapıp "o yaptı ama biz kibir yapmadık" diyecek kadar şirazesi kaymış adamlardan yunus'u mu koruyacaksın...

çok öfkeliyim lan! antenler sizi be!