bankacılık

1 /
mek mek
2001 yılında acaba sıra hangimizde diye 3,5 atarken bugünlerde karlarını koyacak kasa sıkıntısı dışında dertleri olmayan sektör.

2001 krizinde bugün yabancılara yarısı 1,5 milyar dolardan satılanlar dahil hepsi ya el konulmanın, ya zorla birleşmenin ya da yok parasına yabancılara satılmanın eşiğindeydi. gidenler gitti, sağ kalanlar kaldıkları yerden devam ediyorlar düzmeye.
sisperdesi sisperdesi
en stresli işlerden biri olup çıkış saatleriniz belli değildir.hiç bir zaman plan yapmamanız gerekir nitekim her an kasada açık çıkıp saatlerce açığı arayabilirsiniz.üç kuruş parası bankanızda olan adam bile kendini bankanın sahibi gibi görür.müşteriden kaynaklanan hatalarda bile çalışan sorumludur.aynı anda hem karşınızdaki müşteriyi,hem telefondaki müşteriyi hem de yetkilinizi dinlemek zorundasınızdır.girilebilecek en iyi pozisyon teftiştir.ancak bunun için zorlu sınavlardan geçmekle beraber dayınızın da olması şarttır.maaşın yanında prim, ikramiye gibi ek ödemeler vardır.
dünyayı kurtaran adam dünyayı kurtaran adam
yapı olarak 4 kısma ayırabiliriz:

1) mevduat bankaları: halktan mevduat toplayıp, belirli faiz ile veya mudinin talebine göre vadesiz hesapta koruyan, finansman ihtiyacı içerisindeki insanlara, tüzel kişilere faiz karşılığında borş veren kurumlardır.

2) katılım bankaları: eskiden beri islam ülkelerinde kullanılan murabaha sisteminin günümüz koşullarına entegre edilmiş şeklidir. burada teoride faiz olmadığı görülür, katılım bankası müşterisinin ihtiyacını kağıt üstünde satın alır ve belirli komisyonlarla müşterisine bu ihtiyacını satar.

3) kalkınma bankaları: sektörel veya ulusal bazda kalkınma planları içerisinde kurulmuş, genelde nakit çalışmayan bankalardır, müşterilerine kredilerle fonlarlar, mevduat toplama yetkileri yoktur. türkiye sinai kalkınma bankası, eximbank bunun güzel örnekleridir.

4) yatırım bankaları: ecnebinin investment bank dediği benimse en sevdiğim bankacılık türü. içerisinde tüm finans bilgilerini ve finansal enstrümanı barındırdığı için dışardan komplike gözükür. en son mortgage olaylarında abd'de birçok yatırım bankası rekor zararlar açıklamışlar, ya iflas etmişler veya başka bankalar tarafından satın alınmışlardır. türkiye'de de birçok yatırım bankası faaliyet göstermektedir mesela raymond james bunun iyi bir örneğidir. müşterisinden mevduat toplama yetkisi yoktur. sadece yatırım fonları kurarak, aracılık yaparak müşterilerini para kazandırmayı hedefler.
hakan35000 hakan35000
1.ticret liselerinin eğitim verdiği bir bölüm aynı zamanda bazı üniversitelerde bulunan önlisans eğitim veren bir bölüm.

2.ülke ekonomisinde önemli rol oynayan istihdam ve finans kaynağı bir sektör.

3.resmi mesai bitim saatinde çıkmanın zor olduğu, şık giyinmenin önemli olduğu, kibarlığın elden bırakılmaması gereken, stresinde herzaman şikayet edilen bir meslek çeşidi.
myself myself
teknoloji, rekabet ortamı, finansal riskler, müşteri memnuniyeti, yöneticilerin kişisel gelişime önem ver, kendini farklı kıl klişeleri, karlılığı arttırma çabalarına karşılık alınan azıcık maaştır.
morşapka morşapka
gittikçe pazarlama, satış alanına kayan meslek türüdür. kredi kartı, x hesabı iptal ettirilmek istendiğinde gişecilerin vebalı gibi korkuyla kaçtıkları ya da taramalı tüfek gibi konuşarak laf anlatmaya çalıştıkları görülmüştür. (artık nasıl korkuttularsa)hoş onların yerini de yakında internet ve teknoloji alacaktır ama...
çıkar şu üstündekileri ne dediğin anlaşılmıyor çıkar şu üstündekileri ne dediğin anlaşılmıyor
hedef, hedef, hedef. bankacılık uzaktan takım elbiseler içinde, şıkır şıkır hatunlarla çalışma ortamı olan bir yerde tonlarca para kazanılan bir meslek olarak görülüyor. lakin uzaktan görüldüğü gibi parıltılı bir yaşamı yok bankacıların.

evet.

hedef. hedef. hedef demiştik değil mi?

bir sabah uyanıp bankaya geliyorsunuz. maili açıyorsunuz ve bakıyorsunuz ki o gün ki hedefiniz mailinize bölge müdürlüğü tarafından gönderilmiş.

toplam 15 otomatik ödeme talimatı almak. dile kolay bu 15. ertesi gün 5 mevduat birikimi. ertesi gün fon satımı. ertesi gün kredi kart satımı. ertesi gün ek kart satımı. ertesi gün vadeli mevduat kazanımı...

öyle iğrenç bir rekabet ortamı var ki bankalar arasında arada kalan bankacılar oluyor. yapanlara kuru teşekkür maili. yapamayanlar müdürün odasının yolunu tutuyor.

diğerleri nasıl yaptı?

takla atmak deyimi vardır bankacılıkta bilenler bilir. iyi takla atmasını bilmek lazım bu sektörde ayakta kalmak için. tek yol takla atmayı bilmek.
paleface paleface
çalışanlarını psikopata bağlayan sektör.

işin orospusu olanlar, "sisteme" ayak uydurabilenler rahat ederler. her müşteriye farklı davranman gerekir. kimisi sertlikten anlar, kimisi bir tek yalvarmadığın kalsın ister hatta bazısına yalvarman bile yetmez.

ota boka hedef verilir. hedefi tutturmak bir başarıdır ya hani? küçük de olsa ödül falan kazanırsın ama aslında siki tuttuğunun resmidir. "bu ay 100 tane kredi kartı vereceksin" diye hedef verildiyse ve sen 105 kredi kartı "çaktıysan" bil ki, bir sonraki hedefin 130 tane kredi kartı vermektir... bu hedeflere göre belirlenen bir prim sistemi varsa 130 kredi kartı hedefinin olduğu ay 115 kart vermişsen babayı aldığının resmidir çünkü hedefi tutturamamışsındır kurumun gözünde...

özellikle özel bankalar kredi verirken 50 tane enstruman çakarlar. 10.000 liralık kredi mi alacak müşteri? hayat sigortasını yapıştırırsın -ki, bence en gerek şey budur aslında- arkasından çakabilirsen bireysel emekliliği çakarsın, senin bankandan kredi kartı yok mu? kredi kartı başvurusunu da arada imzalatırsın. kredili mevduat hesabı da açarsın, 1-2 otomatik ödeme talimatı alırsın, emekliyse "amca senin maaşı bizim bankaya alalım kredin daha çabuk onaylanır" dersin, ağzın iyi laf yaparsa müşteriye şerbetini verebilirsen konut sigortası, dask falan da yapıştırırsın. e bu adam 10.000 lira almaya gelmişti? o eskidendi...

kurumun yarış atısındır esasen. he peki, kurum seni yarış atı gibi koşturuyor müşteri melek mi? müşteri; en temiz insanı bile, en insaflı adamı bile, en vicdanlı adamı bile, en yumuşak yüzlü adamı bile çığrından çıkarabilen bir canlıdır.

adamın senin bankanda 5.000 lira parası vardır, zanneder ki sen onun uşağısın. "senin maaşını ben veriyorum" diyen adam bile vardır. emekli amcam 700 lira maaşını senin bankandan alıyordur, amcamın nazından cilvesinden geçilmez. cebinde x bankasının kredi kartı vardır, "amca bak maaşın da bizde bir kredi kartı verelim" dediğinde "kendimi soydurmak için mi?" der. o an yaşına başına bakmadan bakışlarınla "be amına kodumun adamı maaşını da al o zaman o bankaya, bokunu püsürünü bize yaptırtıyorsun, bir kredi kartı verelim dediğinde adımızı "soyguncuya çıkarıyorsun" diyorsun...

adam 150 liralık kredi kartı borcunu ödemeyip, idari takibe düşmüştür noter kanalıyla ihtarı çekilmiştir. noter masrafı falan borç olmuştur 230 lira adama bir şekilde telefonla ulaşmışsındır, "x bey 230 lira borcunuz var, isterseniz bunu yasal takibe düşmeden tamamen kapatabilirsniz veya ödeme gücünüz yoksa yapılandırabiliriz 2-3'e bölebiliriz" dersin, adam "neden ihtarname çektiniz, bir telefon açmak bu kadar mı zordu?" der. "ihtarname gelmedi" der. adresi okursun, "2905 sokak" dersin, "ben orada oturmadım hiç, 2903 sokak benimki" der ama aynı adam sözleşmeye bizzat kendi el yazısı ile adresini "2905 sokak" yazmıştır. bunu anlatırsın anlamaz. sen adam yasal takibe düşmesin diye uğraşırken, adam "borcumu ödemiyorsam neden aramadınız" der pişkince ve en sonunda çıkıp "sizi mahkemeye verecem" der. o dakikadan sonra insanlığını üzerinizden atıp "sizin tasarrufunuzdur" der, telefonu itina ile kapatır, "şaaaaaak" diye yasal takip işlemlerini başlatırsın. gitsin avukatla, icrayla uğraşsın yavşak. bütün hümanistliğin, içindeki insan sevgisi o adam için ölmüştür işte...

siktiklerine gıkını çıkarmayan bizim milletin en sikko şeyde ve %1500 haksız olduğu, haksız çıkacağı şeyde "dava açarım" tehdidi de harbiden komiktir.

sonra aynı adam gider seni şikayet eder "bana kötü davrandı" falan der hooop bir de hesap sorulur sana anlatırsın "ama böyle davranmamalıydın" derler. "cık cık cık" olur. o anda kurumsal bağlılığın dibe vurur işte.

ayak üstünde 40 tane yalan söylersin, yuvarlak cümleler kurmakta üzerine kimse olmaz. 40 ipte oynayan cambaz olursun... yine de kimseye yaranamazsın. müşteriye göre soyguncusundur, yöneticilerine göre beceriksiz. 3 lira parası olan senin sahibin zanneder kendisini. zordur vesselam...

beysindir, hanımsındır... o takım elbisenin altında has ırgatsındır, o boynundaki de harbiden yularındır işte...
1 /