banksy

1 /
pandoranın email kutusundan pandoranın email kutusundan
ingiliz graffiti sanatçısının(street artist) kullandığı rumuz.
kimliği bilinmiyor, ingiliz olduğu sanılıyor, şimdiye kadar hiç fotoğrafı çekil(e)memiş.
"gerilla ressam" diye anılan sanatçı, son olarak israil'in ördüğü güvenlik duvarına filistin tarafından çizdiği 9 resimle kendinden bahsettirdi. gerçekten de harika şeyler yapmış. resimlerinde sprey boya kullanıyor.

sanatçı, ingiliz ulusal müzesi’ne yerleştirdiği uydurma arkeolojik eserin üç gün farkedilmemesi üzerine müze yöneticilerini epey utandırmıştır. ingiltere’de gerçekleştirdği bu ve benzeri etkinlikleriyle ingiliz yetkilileri oldukça kızdırmıştır.
internet adresi: banksy banksy
huma huma
kendisi dünyanın en iyi grafittist'i olarak bilinir. protesto amaçlı resim sergilerinde ünlü tablolara yaptığı eklemelerle, ingiliz polisi ile dalga geçen graffitileri ile tanınır.

hele ki bir "fallen angel" çalışması vardır ki, ilk gördüğümde aşık olmuş, ve direk vücuduma kazıtmışımdır.

kesinlikle ve kesinlikle boş yapılan eserler değildir, hepsi, özellikle bir duygunun baskın olduğu çalışmalardır.
strateji strateji
bu adamın yaptığı resimlerin şimdi değil ama daha sonra, bir picasso tablosu kadar değerleneceğini düşünüyorum. sistem karşıtı muhalif tavrı, ses getiren kendine has eylemleri, kimliğini gizli tutması ve de en önemlisi meşhur olmamak için büyük oranda çaba göstermesi, kendisini oldukça popüler biri haline getirmiş durumda. çiçek atan gösterici, benzin pompasını kafasına dayayan adam ve bombaya sarılmış kız resimleri favorilerim.

aşağıda ingiliz swindle dergisiyle yaptığı bir söyleşi var. yazının çevirisi nokta dergisinin, alın teriyle buraya geçirilmesi ise benim eserim. banksy çok nadir söyleşi veriyormuş. aşağıdaki söyleşi de, şu ana kadar verdiklerinin en uzunu.


# gerçek kimliğini halen gizli tutuyorsun. hiç kimliğini açıklamayı düşündün mü ya da düşünüyor musun?

- popüler olmak veya ortaya çıkmakla hiç ilgilenmedim. sanırım, önünüzde çirkin suratlarını göstermek için can atan yeterince kendini beğenmiş salak var. gidip ufak çocuklara büyüdüklerinde ne olmak istediklerini sorun, alacağınız yanıt şudur: "ünlü olmak istiyorum." sorduğunuzda sebebini ya bilmezler ya da önemsemezler. ben sadece iyi görünen resimler yapmaya çalışıyorum, kendim iyi görünmeye çalışmıyorum. modayla filan alakam yok. genelde benim yaptıklarımdan çok daha iyilerini de sokaklarda görüyorum. ayrıca biliyorsun polisle ilgili çalışmalarım var. diğer yandan, benim gerçekliğim 15 yaşındaki bir grup çocuk için büyük bir hayal kırıklığı yaratabilir.

# graffitiye nasıl başladın?

- ingiltere'nin güneyindeki ufak bir kasabadan geliyorum. ben 10 yaşlarındayken "3d" denilen bir çocuk sokak duvarlarına resimler yapardı. sonra 3d resim yapmayı bıraktı ve massive attack grubunu kurdu. onun için iyi bir şeydi ama kent için büyük bir kayıp oldu doğrusu. graffiti okulda hepimizin yapmayı sevdiği bir şeydi. herkes yapardı bunu.

# "sokak sanatı" giderek "cool" bir kelime olmaya başladı. graffiti hakkındaki tanımın nedir?

- graffitiyi, bu kelimeyi seviyorum. graffiti benim için "şaşırtıcı" ile eş anlamlı. diğer sanatların insanlara sunduğu daha az şey vardır. daha az ve daha zayıf. eğer karmaşık ve tiksindirici düşüncelerim olsaydı, sokaklara çıkıp normal resimler yapardım. eğer graffiti yapmayı bırakırsam, hayatta kalamam. bu, gerçek bir sanatçı olmaktansa bir örgücü olmaya benziyor. benim favori graffiticilerim, bir geceliğine öylesine elinde kalemiyle dışarı çıkıp duvarlara eğlenceli şeyler yazan, sonra da ortadan kaybolan insanlar. çoğu graffitici de, hızlı ve sessiz çalışma ihtiyacından dolayı bir stil kazanır. ama eğer bu stili, yatak odanızdaki duvara özenli ve dikkatli resim yaparak veya photoshop'la uğraşarak kazandıysanız, insanlar sizdeki farkı beş mil öteden anlarlar.

# ticari projelerden genelde uzak duruyorsun. hangi ticari projelerde çalışacağına nasıl karar veriyorsun?

- faturaları ödemek için birkaç ufak şey yaptım daha önce. ama artık kimse için bir şey yapmıyorum ve bir daha asla ticari bir iş de yapmayacağım. bazı yönlerden bu bir şanssızlık, çünkü örneğin hawaii'deki bir yoğurt firması için posterler yaparken iyi vakit geçirebilir ve şimdi dünyanın öteki ucunda ziyaret edebileceğim arkadaşlara sahip olabilirdim. ama bu işin bir parçası da çeneni kapamak ve insanlarla tanışmamaktır. sergilerimin açılışlarına asla gitmiyorum ve chat odalarında veya myspace'de hakkımda yazılanları hiç okumuyorum. insanların benim hakkımda ne düşündüğü konusunda tüm bildiklerim birkaç yakın arkadaşımın bana söylediklerinden ibaret. ve içlerinden biri de sürekli para istiyor, yani onun da ne kadar güvenilir olduğundan emin değilim. bir şeylerin değerinin veya fiyatının ne olduğu hakkında fazla bir şey bilmediğimi de farkettim. her zaman bir şeyleri düşük fiyata satıyorum ve sonra çoğu insan onları ebay'de satışa çıkarıyor ve benim ilk elde onlardan kazandığımdan çok daha fazlasını kazanıyor.

# ama insanların resimlerini fetişleştirmesini ve senin yaptığın bir şeye sahip olma statüsü için yüklüce bir miktar ödemeye razı olmalarını kabullenmiş görünüyorsun.

- londra'nın güneyinde bir trafonun kapısına bir stencil (graffitide bir şablon tekniği) yapmıştım. yakın zamanda biri, onu testere ile kesip oradan çıkarmış ve bir müzayede salonunda 24 bin pound'a satmış. ama aynı hafta içinde yine ingiltere'de islington belediye meclisi kararıyla bir caddedeki sekiz graffitimi ortadan kaldırmışlar. benim anladığım şu: sanat, biri onun için para ödemeye istekli de olsa veya biri onu görmemek için para ödese de, değerlidir. sanat dünyası büyük bir şakaya dönüşmeye başladı. ayrıcalıklılar için bir tatil evi gibi, gösterişli ve sulu. modern sanat ise yüz karası, rezalet. pozitif yönü de var ama: böylece hiçbir yeteneğiniz olmadan içine girebileceğiniz ve birkaç dolar kazanabileceğiniz dünyadaki en kolay işe sahip olursunuz.

# filistin'deki o resimleri yapmak tehlikeli olmalı. neden gittin oraya?

- her graffiti sanatçısı oraya gitmeli. dünyadaki en büyük duvarı inşa ediyorlar. ben duvarın filistin tarafında çalıştım ve çoğu insanın ne yapmaya çalıştığım konusunda en ufak bir fikri yoktu. neden sadece kocaman harflerle "kahrolsun israil!" yazıp, israil başbakanını darağacında sallanırken gösteren resimler yapmadığımı anlamadılar. belki onların da kendilerine göre nedenleri vardı. beş gün yanında kaldığım adam, camdan dışarı filistin bayrağı salladığı için "kirli çuval" a (dirty bag) girdi. kirli çuval şu: israil askerleri ellerine bir çuval alıp içini kendi dışkılarıyla dolduruyor ve bunu ellerin arkadan bağlıyken kafana geçiriyor. bir filistinli bana bunu anlatırken az daha kusuyordum, ama daha duyacağım varmış: "bu aslında hiçbir şey. yeğenim aralıksız iki hafta o çuvalı kafasında taşıdı."

bunları gördükten sonra, eve dönüp insanların baskıya uğrayan filistinlilerin görüntülerinin tekrar tekrar televizyonda gösterilmesinden şikayet etmelerini duymak zor geliyor. oralarda yasadışı olarak graffiti yapmak çok zor. gecenin karanlığından faydalanarak kesinlikle yapamazdık bu işi, çünkü yakalanırsak vurulurduk. gün ortasında dışarı çıkıp, sanki turistmişiz gibi açık bir şekilde yaptık. iki kere askerlerle başımız belaya girdi, ama birinde filistinli sınır devriyesindekiler bizi zırhlı bir araca sokup kurtardılar. filistin sınır devriyeleri için duvara resim yapmanızın veya yapmamanızın hiçbir önemi yok. bizimle yolun kenarına park ettiler, su verdiler ve sadece izlediler. muhtemelen bu benim otomatik tüfekli bir grup asker tarafından korunarak resim yaptığım tek an olacak.

# filistinli bakış açısını desteklediğini fark ettiler mi?

- aslında iki tarafa da sempati duyuyorum ve bazı israillilerden az da olsa destek gördüm. ama israil hükümeti bizim oraya gidip bir "resim saldırısı" yapacağımızı bilseydi, bu kadar da hoş görülmezdik. çok paranoyaklar. duvarın batı'da konuşulmasını istemiyorlar. duvarın israil tarafına toprak yığıp çiçeklerle donatıyorlar, onun farkına varmayın diye... duvarın filistin tarafı ise lanet olası kocaman bir beton yığını.

# ilerisi için planların neler?

- daima hareket halinde olmaya çalışıyorum. "sokak bombalama" ya yatırım yapıyorum. kendime inşaat mühendisi süsü verip, peşin parayı da bastırıp, binaların önüne bir inşaat iskelesi koyduruyorum. sonra da o iskeleyi plastik bir çarşafla kaplatıp kentin göbeğinde kocaman resimler yapıyorum. birkaç yıl önce böyle bir şeyi asla yapamazdım. ayrıca, çalışabileceğim yeni yerler bulmaya çabalıyorum. hayvanat bahçelerine veya müzelere girmek tren istasyonlarına girmekten daha kolay. çünkü oralarda geçmişten gelen bir graffiti problemi yok. sonuçta tek istediğim, doğru şeyi, doğru zamanda, doğru yerde yapmak.

ek: şimdi baktım da, söyleşinin orijinali swindlemagazine.com 2014 copyright. all rights reserved. the sponsored listings displayed above are served automatically by a third party. neither the service provider... swindlemagazine adresinde bulunuyormuş ve fark ettim ki, nokta dergisi söyleşinin bazı kısımlarını ya eksik çevirmiş ya da hiç çevirmemiş. söyleşinin tamamını okumak isteyenler ilgili adrese bakabilirler.
cbyi cbyi
onlarca insanın stencille tanışmasına vesile olan writer. tüccar olana kadar sevilen bir sanatçıydı
ama para tutkusu ve legalize olma isteği sonun da bansky' nin de bünyesini ele geçirdi.
açtığı her galeriden yüzbinlerce doları cebe indirince ne graffitinin ruhu kaldı ne de onu seven fanları...
nerde o sokakları renklendiren kenar mahallelerin sözcüsü bansky ?
koskoca devletin adı osman lan koskoca devletin adı osman lan
bansky, filistin'i tecrite sokan şu meşhur duvarı grafitilerken yanına bir filistinli çocuk yaklaşır. "duvarı güzelleştiriyorsun." der çocuk. banksy de "teşekkür eder.", ancak çocuk "biz bu duvardan nefret ediyoruz. onu güzelleştirme, evine git." der.

kaynak: metis yayınları 2008 yılı "yaratıcı direniş ajandası"
avluda oturan sizofren avluda oturan sizofren
9/11 sonrası, guantanamo üssünde hukuk dışı tutsaklık koşullarına maruz bırakılan insanlarla dayanışmak ve abd'nin terörist yüzünü göstermek amacıyla, yuvası ingiltere'den çıkıp, disneyland'a giden, ve orada portakal rengi tulum giydirilmiş ve siyah başlık geçirilmiş bir mahkum maketiyle, tuhaf bir eylem yapıp, disneyland'ın kilitlenmesine yol açıp ortadan kaybolan adam. gösteri toplumunun gözüne vahşeti sokup kaçan gerilla.
1 /