barbi

zd99 zd99
1959 yılında newyork'ta bir oyuncak fuarında 'piyasa'ya sürülen oyuncak-tı.

yaklaşık olarak boyu 30 santimdi, diğer hemcinsleri(plastik bebek) gibi yatar yatmaz uyuyan, genellikle karnına ya da herhangi bir yerine bastırınca feryat figan ağlayan cinsten değildi bu barbi.(ince belli, uzun bacaklı, çok bakımlı!)

1959 doğumlu bu barbinin işleri belliydi. ayna karşısında süslenmek, soyunup giyinmek, makyaj, parti, balo...

ne iş yaptığı nerede oturduğu belli de değildi bu kızın.(kimliği de yoktu)

sonra seri üretimle birlikte çeşitlendi barbi, eli yüzü değişti. sarışınından tut da esmer kıvırcık saçlı bir zencisi bile vardı.

rekabet barbiyi de vurdu. 1961 yılında sindy çıktı, dikildi karşısına. o da alımlıydı, güzeldi ama gel gör ki aptal gülüşlüydü ! bu aptallığından mıdır bilinmez rakip olamadı sindy, barbiye. ilk olmanın avantajını çok iyi kullanmıştı barbi, piyasayı kontrolünde tutma konusunda.

bu kadar güzel, alımlı olunur da erkek arkadaşsız olur mu hiç? zamanla 'ken' peyda oldu. iyi giyinirdi ken de tıpkı barbi gibi ama yine de giremedi evlere barbi kadar.

ken tutmayınca, barbinin yaratıcıları ağırlığı barbi merkezli kişisel ürünlere verdiler. gardırop, dekorasyon, yatak odası, çalışma odası, banyosu, bahçesi... her türlü ayrıntılı konforu da oldu sonunda barbinin.

ve sonunda istenen oldu, barbi dünya çapında, düşlenen, gıpta edilen bir prototipe dönüştü. genç kızlar barbi gibi olmak istemeye başlarken, erkekler de barbi gibi biriyle beraber olmak ister oldular.

1970lerde ise iş biraz daha renk değiştirmeye başladı. sokaklara hakim olan punk rüzgarından barbinin etkilenmemesi mümkün değildi. daha modern görünümlü yeni barbiler piyasaya sürüldü, eskilerini getirenlere yeni barbiler düşük fiyattan veriliyordu.(dedik ya sokakta punk hakim diye, yeni barbi zincirli siyah deri elbiselerden, erotik iç çamaşırlarına kadar 'yeni' şeyler de giyer oldu)

aslında 'yeni' eskinin cilalanmış haliydi ve çabuk sıkılmayı alışkanlık haline getirenlerin, bu 'yeni'den de sıkılması uzun sürmeyecekti.(zaten sistemin özü/mantığı da bu değil mi?)

ama barbi her sıkılana yeni bir yüzünü göstererek, sürekli makyaj yenileyerek gözde olmayı başardı.

iran'da da peçeli barbiler de çıktı. bazıları açılırken bazıları da kapanarak tam bir zıtlık yarattı.

90lı yıllarda ise barbi hamile bile kaldı. bebeğin karnına özel bir bölme yapıp, küçük barbi monte ettiler ve bir süre sonra barbi, küçük barbiyi gezdirirken çıktı karşımıza/piyasaya.

'büyü'nün çıkış yılları ve 90lar kadar tesirli olmasa da hala kokusu var hem ''yaşını da göstermiyor'' !

(can dündar'ın kırmızı bisikletin'de aynı başlıklı yazı esin kaynağıdır.)