barış atay

15 /
anabacı vokke anabacı vokke
ben adamı sevdim, bu ülkede illegal olmanın ne demek olduğunu gerçekten yaşamış bir adam olduğunu belli oluyor. gurbet yolları, ayrılıklar, çukurova... baya bir ortak nokta da çıktı hikayede. ama takım elbise bile giyemeyen sivil ruhlu bir adamın da zamanında tam boy esadçı ve kemalist olmasına da hayret ettim doğrusu:




baba kesin acilci. bu kadar delikanlı baba radikal örgütlerden çıkıyor genelde. kitleci, kof teşkilatlardan değil...
anabacı vokke anabacı vokke
öncelikle kendisinin mecliste olmasını olumlu buluyorum. iyi bir hitabeti var, mecliste pek değinilmeyen konulara da değiniyor. gördüğümüz kadarıyla insanlara ulaşıyor da... ben zaten barış atay'dan bölümbaşı 50-60 bin kazandığı bir hayattan çıkıp okmeydanı devrimcisi olmasını beklemiyorum. zaten bulunduğu konuma göre müthiş sola kaymış durumda...

buraya kadar olanı iyi güzel kısmı.

nötr kısmına gelirsek...

mecliste görüntünün içini doldurması gereken partisi. kuruluş aşamasında umut vaat eden, değerli ve militan gençleri olan da bir parti. bilhassa istanbul ekiplerinin iyi olduğunu söyleyebilirim. partinin 1 mayıs'taki tutumuna rıza göstermedikleri sosyal medyadan bile belli oluyor. ama sen tutup bu partiye sol'un yeni çatısı dersen orada içi boşalıyor işte... kitle partisi olmanın raconu icabı da sağa kayarsan hele... sen önce bir kendi çelikten partini kur, sonra daha sağına açılırsın derler adama.

eksi kısma geliyoruz...

tip'in şu an yapmaya çalıştığı manevrayı 90'larda ödp ve medyadan o kadar teveccüh görmese de emep denedi. ödp aşk partisi diye, emep ekmek partisi diye baya bir alay konusu oldu dönemin radikal solunda. bunların içinde yasal partilerin en solunda durma iddiasında olan sip'liler de vardı hani... ama ödp'nin kesk'i, emep'in tümtis'i vardı ya... ödp biraz da medyadaki liberaller ve eski dy'liler sayesinde büyük ilgi gördü ana akım medyadan. ama kendisini bir ünlüler partisi olarak formatlamadı. bir kere kamu emekçileri arasında yaygın bir örgütlülüğe dayananan bir partiydi. ha keza emep de günlük gazete çıkartırken sayfalarını ertuğrul kürkçü, ragıp zarakolu gibi aydınlara açtı açmasına ama bu adamları sevenlerin gelip internetten partiye üye olmasıyla güç olmayı beklemedi. işçi sınıfı içinde 12 eylül'den sonra yaratılmış en yaygın örgütlülüğe dayanıyordu parti. uvriyeristti muvriyeristti ama kimse de yanına yaklaşamadı o örgütlülüğün. dün gelenek'te müstear adlarla emep uvriyerizmini eleştiren erkan baş bugün aynı güce internetten üyelik formları doldurarak ulaşmaya çalışıyor. şaka gibi...

tip'li arkadaşlar, bilhassa eski kurtlar şu anki popülariteden hoşnut olabilir. hem hdp'yi hem kemal'leri donunda sallayıp attıklarını düşünebilirler. ama geri dönüp ödp ve emep deneyimlerine baksalar iyi ederler. ödp'den geriye neredeyse birbirini seven 2 tane eski ödp'linin kalmadığı bir enkaz kaldı sadece. emep desen içi boşalmış, bütün kadroları tasfiye edilmiş, ateşli savunucularının bile "ben emepliyim ama" diye başlayıp memnuniyetsizliklerini belirttiği bir hayalkırıklığı var geride. bir parti düşün, kendi görkemli tarihine bile sahip çıkamıyor. böyle bir şey artık emep... gene emep deneyiminden ibretlik bir ders var ortada. bugün emep'te kim kaldı diye baktığınızda gene legal partiye karşı çıkanlardır. legale çıkıldığı dönemin ateşli yasallık savunucuları değil... sen perspektifini reformistler üzerine kurarsın ama cenazeni devrimciler kaldırır.

tip'in ne yönetiminde olduğu bir sendika ne de emekçiler içinde anlamlı bir örgütlülüğü olduğunu düşünürsek bu gelip geçici popülariteyle birlikte ödp'den de emep'ten de kötü duruma düşeceğini kestirmek hiç zor değil. ama gezi döneminde düğün salonlarında toplu üye alımı yapan, bunu da devrimcilik zanneden bir başkana ne kadar anlatılabilir bilemiyorum tabi...
15 /