baş örtüsü

1 /
tenekeci tenekeci
bir çok şeyin siyasete alet edilmesinden ve önyargılardan nasibini alan; bazı bayanların inandığı, bazı bayanların alıştığı, bazılarının mecbur bırakıldığı için kullandıkları, bazılarının da mecbur brakıldıkları için kullanamadıkları bir kumaş parçası..
delilah delilah
müslümanlar arasında son yıllara dek son derece normal olan ancak günümüzde siyasi amaçlara hizmet eden eşarpımtırak bişi
solti solti
türkiye'de, taban tabana zıt, başka hiçbir platformda, hiçbir şekilde benzer düşünemeyecek, iki grubu birleştiren nesne.
bu gruplardan, biri aşırı sol, diğeri yobaz dinci.
bunların herhangi bir konuda hemfikir olması namümkün gözüküyor değil mi? ama ilginçtir, farklı yollardanda olsa hemfikirler.

1. grupta, başörtülü bayanların okumasına karşı çıkıyor.
2. grupta, başörtülü kızlarının okumasına izin vermiyorlar.

ne ilginç, ne mucizevi bir şeymiş bu türban, ya da başörtüsü.
blefescu blefescu
erbakan ve şürekasının memlekete ektiği ayrık otu misali sorun. temizle temizleyebilirsen. kapanana bir şey diyemezsin öyle inanıyor. kapanmayana bir şey diyemezsin öyle inanıyor. öte yandan o başörtüsü öyle ayıpları gizliyor ki. çoğu için elzem. e bir de şu var ki, o başörtüsü bir çok genç kızın ruhunu yaralıyor. toplum içine gireyim mi girmeyeyim mi, el tutayım mı tutmayayım mı, karşımdaki erkeğin yüzüne bakayım mı bakmayayım mı... dünyası cinsellik çekincesinden ibaret bir mahluk ortaya çıkıyor. ya bana bakıp da biri erekte olursa diyerekten heba ediyorlar kendilerini. çoğu erkeklere karşı önyargılı, başka kadınlardan nefret eden tipler olarak ortaya çıkıyor. bir çoğu önemli mevkilere yerleşiyor, iş kadını ediliyor zorla. ama içlerindeki o ezikliği atamıyorlar. kaç iş yerinde kilit noktaya gelmiş başörtülü kadın mercek altına alındığında ortaya çıkan zarar daha iyi anlaşılır. o ince kadın ruhu ipek bir eşarpla nasıl yaralanıyor, nasıl telafi edilmez sorunlar ortaya çıkartıyorlar.
bunun bir orta yolu olmalıydı kardeşim ya... düşündükçe kahroluyorum. günden güne yayılan ve genişleyen bir allah rızası iktidarı anlayışıyla insanlar nasıl sakatlandı, nasıl ezildi, nasıl incitildi.
ne diyeyim, hayırlısı...
tenekeci tenekeci
insanların neden takılıp kaldığını hiçbir zaman anlayamayacağım bir giysi. ne zaman sorun olarak bakılmazsa o zaman sorun olmaktan çıkacaktır ancak. tabii böyle bir gün gelecek mi bilinmez. o kadar alışmışız, ya da o kadar ihtiyaç duyuyoruz ki sorun yaratmaya; mevcut sorunlara çözüm bulmak o kadar gereksiz geliyor ki biz durmaksızın yeni sorunların peşine düşüyor ya da önümüze sorun olarak sunulan düzmeceleri gündemimize oturtuyoruz.
dilerim kullanmadığımız beyin hücrelerimiz ölmemiş ve de mantığımız yok olmamıştır da, bir gün insanlık denen kavramı oluşturan tüm güzel duygularla birlikte geri dönerler.
huzurlu bir toplum istemek çok ütopik belki de..
her ne ise..
gülümsün gülümsün
bahsedildiği gibi ayrımcılığın baş kahramanı.
ayrımcılık derken kadınların kendilerini dar bir kutuya kapattıklarından dem vurmayacağım. dar bir kutunun varlığını da kabul etmiyorum zaten. başörtüsü takan kadınlar başlarına taktıkları bez parçasından dolayı kendilerini arka plana itmelerini hazmedemiyorum, onlara farklı bir varlıkmış gibi davranan zihniyetlerin, başörtüsünü kendine araç edinenlerin varlığı ise gülünç.
başörtüsü takan bir kadın birçok hakkından feragat ettirilmek zorunda bırakılırken neden başörtüsünü destekleyen erkekler bu hakların hepsini fazlasıyla kullanabilmekte? niçin bu inanç özgürlüğündeki kadın-erkek eşitsizliği?* aklıma ilk gelen cevap şu oluyor; demek ki ortada başörtüsünü destekleyenlere karışmak gibi bir sorun yok. sorun varsa eğer, o da başörtüsü takan kadınlar. bu kadınların göz zevkine verdiği zarar, ziyan. gözün ferini alan başörtülü kadınlar! insanları fersiz bırakıp karanlığa iten başörtülüler.

korkuyorum anne...
karahisari karahisari
asırlardır, nesillerdir inancı gereği hanımlar başlarını örte geldiler. bugün de halkın başörtüsü takıp takmamak diye bir meselesi yoktur. oldu bitti ile, zorlama yorumlarla kenetlenmiş millete soğukluk veriyorlar.
başörtüsü takmak (dinî değer) ile, içki içip keyif almak (nefsî değer) arasındaki farkı anlamak, sunî gerilimi çözmek zorundayız. dininin kurallarına uyanlar harâbât ehline hor bakmıyorlar. meyhanelerine karışmıyorlar.
içkinin faziletini söyleyenler kaza, cinayet, boşanma, geçimsizlik istatistiklerini bir karıştırsın. isterlerse pompei’nin küllerini deşsin.
örtünmede tehlike görenler de; tarihte tesettürden çökmüş bir devlet, yıkılmış bir rejim göstersin!

edit: bir de atilla yayla tarzı var
(bkz:
)
gölgeningücü gölgeningücü
allah kuran-ı kerimde "başörtünüzü omuzlarınıza sarkıtın" der..işte başörtüsü şimdi ninelerimizin taktığı bu çeşittir; kafayı ampul gibi bağlayıp tüm boyun hatlarını göstererek yapılan değil..türkiye'nin sorunu bu ikinci türledir yoksa kimse dinini adam gibi yaşamaya çalışanlarla uğraşmaz..hödüğün biri çıkar "imam hatipler arka bahçemiz" der ve olay seccadeyle üniversiteyi bir arada tutup iki cenahı da yaşamayı çalışan "masum" kitleye olur..ama her halukarda baş örtüsü temizdir siyasete hiç bulaşmamış ve allaha secde makamında annelerimizin ninelerimizin saçlarını örtmüştür; türban ile karışmasın..
johnn johnn
başörtüsü(veya benzerlerini) giyen bir bayan enaz boxertipi iççamaşırlı bir erkek kadar iğrenç ve anti-çekici gözükür.başörtüsü giymek,en güzel bayanı bile bir anda en çirkin bayan halina getirir.saçlarının gözükmesinden rahatsız olup,yada sırf adet diye başörtüsü giyen yada giydirilen bayanları anlamak mümkün değildir.bunun dışında,islamiyet'te de böyle bir zorunluluk olduğunu hiç sanmıyorum,tabii müslümanların inandığı allah,bayanların saç tellerinin erkeklere sapıklık yaptıracağını düşünecek kadar mantıksız değilse...hem öyle olsa bile,erkek kendini tutamayabilir diye bayanları başörtüsü giymeye mecbur tutması ne saçma olurdu...saç tellerini allah yaratmışsa,neden bunu kapatmazsan günah desin...

başörtüsü giymek saçmalıktan başka birşey değildir bana göre,dindeki yeri de olsa olsa hurafe olabilir...
1 /