basit

1 /
gxix gxix
bugün duştayken "basit" ile "kolay" arasındaki ince nüansı farkettiğimi düşündüm, o düşündüğümü de buraya aktarıyorum.

100 kilogram ağırlığında bir taş düşünün, bu taşı 1 metre havaya kaldırmak, yapılacak olan iş belli olduğu için gayet basittir ancak bu 100 kilogramlık taşı 1 metre havaya kaldırabilmek için gereken kas gücü düşünüldüğünde kolay bir iş olmadığı aşikardır.

yine aynı 100 kilogramlık taşı yerden 1 metre havaya kaldırabilmek için bir çeşit palanga sistemi oluşturmak istersek, palanga sistemi gereken kas gücünü hayli azaltacağı için işi kolaylaştıracak, ancak bu palanga sistemini oluşturmak detaylı çalışma gerektiren bir süreç olduğu için basit olmayacaktır.

(duştayken daha mantıklı geliyordu?)
jenerik yasamlar jenerik yasamlar
o kadar basit ve bayağı kelimeki, hem üzer hem sinirlendirir...

basitleşmek kelimesini doğurandır ki, o ana kadar basit kelimesinin bu kadar basit kullanılabileceğini düşünmezsiniz... sevdiğiniz insan sizin için kıullanışsa artık her şey basittir...

(bkz: basit ilişki)
(bkz: bu kadar basit)
pseudonym pseudonym
insanlar için kullanıldığında kolay kelimesiyle hiç de benzeşmeyen bir kelimedir. kolay insan, kolayca elde edilebilen ya da insanlarla iyi geçinen anlamına gelirken basit insan dediğimizde, alçak,sığ, banal, bayağı gibi kavramları kastederiz.
yalnızlık bir yangıdır yalnızlık bir yangıdır
basit yaşayacaksın.
mesela susayınca su içecek kadar basit.
dört çıkacak, ikiyi ikiyle çarptığında.
tek düğmesi olacak elindeki cihazın;
tek bir düğme, tek bir cümle gibi;
sevince lafı dolandırmadan söylediğin
“seni seviyorum” gibi.
basit bir öpücük yetecek sana;
basit sıcak bir öpücük
ve o öpücükle dolacak tüm günlerin, tüm düşlerin.
o öpücük için yapacaksın hayatının kavgasını,
o öpücük için yiyeceksin hayatının dayağını.
kabak çekirdeği verecek sana
rakamların veremediği mutluluğu.
el yazısıyla yazılmış eğri büğrü bir mektup olacak
en değerli kağıdın;
hep yanında taşıdığın,
atmaya kıyamadığın.
i̇ki harekette giyiniverecek,
iki harekette soyunuvereceksin.
kısacık olacak uyanman
ve yola çıkman arasında geçen süre;
kısacık olacak
sıcacık kollara dolanman
ve yolculuklara çıkman arasında geçen süre.
kendin bile anlayabileceksin yazdıklarını;
bakışların bile anlatabilecek kendini.
beklentilerin de basit olacak.
kaf dağı’nın önünde bekleyecek mutluluklar.
bir ıslıkta bulabileceksin en uzun dostluk romanını;
ya da bir damla gözyaşı yaşatacak sana
en ucuz aşk romanını.
pankreasının sağlığına dua edeceksin kapatırken gözlerini.
zafer işareti yapacaksın tuvaletten çıkarken.
bir kaşarlı tost olacak aradığın
nasıl oturacağını bilemediğin sofrada;
parmakların olacak en kıymetli çatalın.
yine, aynı parmaklar çözecek en karmaşık denklemleri.
i̇skender’in kılıcı duracak avukat rehberinin yanında.
bir filarmoni orkestrası veremeyecek sana
kontrplak bir gitarda, doğru basılmış bir
“fa diyez”in mutluluğunu.
makyajın ilk “a” sına kadar bilmen yetecek.
temizlik kokacak en pahalı parfümün
“bilmiyorum” diyebileceksin bilmediğinde
ve çok normal olacak onu da bilmeyişin.
tek dereden su getirmen yetecek,
bir “istemiyorum” diyebilmeye.
ne durduğu farketmeyecek abanın altında.
saatin, sadece saati gösterecek;
telefonunu sadece telefon etmek için kullanacaksın.
küçük bir not defteri olacak bilgini en hızlı sayan.
basit yaşayacaksın, basit.
sanki yaşamın bir gün sona erecekmiş gibi
basit...
(bkz: simple living)
karyatid karyatid
uyuyamadığımı gördü ve "kadınlar
çok karmaşık, erkeklerse çok basit.
ben basitim. sen de öyle olmalıydın." dedi bana.
i̇sterim basit olmayı, haklı şimdi -
basit, basit, yinelemeye başladım içimden - basit, diye.
birden bu sözcük dikildi karşıma. çarptı geçti üzerimden.

adelia prado
beyaztavşanıtakipet beyaztavşanıtakipet
sade mi bayağı mı olduğu, bu sıfatı taşıyanın sahip olduğu gerçek kimliğe ve bu kimliğin içini layıkıyla dolduran niteliklere göre değişir. bayağı olan, sade olabilme mertebesine yükselebilmek adına her türlü olanağını seferber etmek isteyecektir büyük olasılıkla, meğer ki bayağı olduğunun farkına varabilsin. fakat neticede, arz-ı endam eylediği cemiyetçe bu mefhumunların her ikisi de "basit" sözcüğü içerisine hapsedildiğinden, bayağı olma yolunu seçer. bayağı olmak kolaydır. bayağı, renklidir, gürültülüdür, umumidir, daha çok dikkat çeker, keskin ama uçucu ve ucuz bir etkisi vardır; tıpkı işportadan alınmış ve bayatlamaya yüz tutmuş rengarenk esanslar gibi. sade özeldir, düzdür ve fakat direkttir. sadenin sesi, yalnızca kendi duyabileceği oktavdan yükselir. sade, vermek istediği mesajı görüntüde iddiasız fakat derinlerde en iddialı biçimde, gereken damarlara zerk eder kalitesiyle ve tüm kudretiyle. bayağı çingene pembesi bir karanfil iken, sade ise siyah bir güldür. bayağı ezberleri sever, sade irdelemeyi. düşünce gücü ve güdülerin tam ortasında yer alan, beyaz tebeşirle çizilmiş sınırda, "basit" bağdaş kurarak oturur.
zakkuz zakkuz
ayıp demektir. düşün ki tıp okuyorum. hocalarla vizit felan gerekir. şort, spor ayakkap bu vizite katılsam mesela. dünyanın en basit şeyi. sırf bizim için kendine özen gösterip gelmiş hocalarımıza ve hastalara ayıp olur. basit çünkü.
birtakım milli ve dini bayramlarda aile büyüklerini aramamam kadar basit bir şey yok. çok rahat aramayabilirim. ama ayıp olur.
bugün biriyle saatlerce konuşsam sonra yarın görmezden gelsem? ne kadar basit ve ayıp.
evlensem mesela. kimseye haber vermeden ama. çok ayıp olur. çünkü davetiye, akraba, çok insan gibi basit olmayan şeylerle uğraşmalıyım.
adamlar şarkısını bile yapmış; "ayıp olmaz mı, bu işler o kadar kolay mı?"
1 /