başkaları adına utanmak

5 /
iskandinavyalı iskender iskandinavyalı iskender
o hayat benim diye bir dizi var fox tv de. arada kardeşim izlerken falan maruz kalıyorum. o başroldeki kız konuştukça oturduğum koltukta geriliyorum. çok utanıyorum. gerçekten bildiğin kendimmişim gibi utanıyorum. kendi ergenliğime benzettiğim için de olabilir bilmiyorum.
sekiz kenarli altigen sekiz kenarli altigen
özellikle çevrenizdekiler sarhoş olduğunda daha yoğun yaşanan duygudur.

uyarı: bu kısımdan sonra uzun bir yazı var.

bundan yaklaşık 8 yıl once bu konuda kişisel zirveme ulaşmıştım.

o vakit üniversite 2. sınıftaydım. 20 yaşında ve kısmen içine kapanık biri olarak "sınıfça tatile gidelim" dendiğinde aklımı kaçırmış ve verecek cevabı 3 gün düşünmüştüm. tabi "sınıfça tatile gidelim" dendiğinde bunun tümüyle erkeklerden oluşacağı fikri aklımın ucundan geçmemişti. hatta, tatile gidecek nüfusun mini bir erkek aşireti haline geleceğini de öngörmemiştim.

3 günlük düşünme sürecinin ardından "meh" deyip gideceğimi belirttim. ne olabilir ki, tatil işte. teknik olarak havuza girmekten ya da sosyalleşme becerilerimize yeniden sövmekten başka yapılabilecek çok fazla eylem yoktu. yani vardı da, neanderthal'den homo sapiens'e giden yolda neanderthallere daha yakın bir mesafede motorları bozulmuş bireyler olarak aklımıza gelen eylemler öyle o kadar da orijinal değildi.

toplamda yaklaşık 15 kişi gidildi buraya. kurban olarak marmaris seçilmiş ve fakirlik kaynaklı olarak apart hotel seçimi yapılmıştı. toplamda 3 oda. aslında bakarsanız odalarda kalacak kişilerin seçimi de başlı başına sosyolojik incelemelere konu olur ama oraya girmiyorum.

özetle sahip olduğum oda, sınıfın belki de anlaşabildiğim 3 erkeği ile birlikte kaldığım oda idi. ortak özelliğimiz alkole olan bakışımızdı ve günlük alkol tüketimi kişi başına (burada ufak bir hesaplama duraksaması var) ortalama 5 litreydi. şu günlerimde neredeyse ağzıma alkol alamayan ben için hala hayatımda şaşkınlıkla hatırladığım bir zaman dilimidir o tatil. utanmasak bardan direkt fıçıyı alabilirdik ama sanırım maddi boyutu yüzünden otelde rehin tutulmamız gerekirdi.

odaya giriş yaptığımız günden iki ya da üç gün sonra, sahil şeridinde yürümek dışında bir şey yapmaya karar verildi. bir bara gidilecek ve sabaha kadar eğlenilecekti. tabi evde kişi başı 5 litre kotasını doldurana kadar. hep fakirlikten ama. barda 5 litre içecek olsak geceyi ödeyemediğimiz hesaptan ötürü karakolda bitirirdik muhtemelen.

odada içilen kişi başı yaklaşık 5-6 biradan sonra suratlar pancara dönmüş halde bir bar arayışına girdik. şansımıza da bulmamız çok uzun sürmedi. ismini hatırlamıyorum, bir metal müzik barıydı. ava çıkmış erkek aslan grubu gibi görünüyorduk ve o bara girebilmemizin yegane sebebi kapıdaki korumanın tuvalete gitmiş olmasıydı.

içeri girmemizle birlikte zaten kafası güzel olan kalan 3 kişi, bilmiyorum bu tür barların getirdiği varsayılan davranış mıdır, ortamı taramaya etmeye başladı. masa seçimi belki de en önemli unsur zira, o kafa yapısında. kadınlara olan uzaklık ile bara olan uzaklık arasında optimum mesafede bulunman gerek. bulamadık. beyin yetmedi, rastgele bir yere oturduk.

tüm bu hikayenin asıl utanç verici ve beni karpuz içi kıvamında bir kırmızılığa bürüyen kısmı tam olarak da buradan sonra başlıyor. masaya oturup bir iki bira daha içtikten sonra adını hatırlayamayacak kıvama gelen grubun diğer üyelerinden (ben hala cool takılıyorum bu sırada. sanki bir işe yarıyormuş gibi) biri aniden bar ile masalar arasında kalmış sahnemsi bir boşluğa fırladı. bacaklarını bir yengeç kıvamında açtı ve birden eline air guitar aldı. headbang unsurunu da ekleyince, gözümü an itibariyle utanmışlığımdan ötürü yaşartan o an'a gelmiş bulunduk.

aslında bu davranış bir 10 saniye filan sürüyor olsaydı eğer, belki de kafama takmıyor olurdum lakin barda bulunduğumuz 3 saatlik süre boyunca bu davranış a-ra-lık-sız devam etti. araliksiz. 3 saat. 180 dakika. üstelik, bu arkadaşa diğer yengeç soydaşları da katıldı. ben masada tek başıma biramı içerken, birlikte geldiğim diğer üç adamın bu hale düşmesini anlayamadığım gibi, sahneye değil tuvalet yönüne bakmaya karar kılmıştım. onlar ise ingilizce ve türkçe karışımı bir dil ile bardaki ukraynalıyı etkilemeye çalışıyor ve sanırım diskoya gidecekken yolunu şaşırıp metal müzik barına girmiş ancak yedikleri boku belli etmemek için kendilerince dans (diskoda yapılan dans türü) etmeye çalışan bir grup kıza kendilerince bakışlar fırlatıyorlardı. işe yaramadı tabi. türler arası iletişim düşük düzeyde kaldı.

sen şimdi bu kısım ile birlikte hikayenin bittiğini sanıyorsun değil mi? hayır. daha da kötüye gidiyor. tabi o hikaye başka bir başlıkta hayat bulacak. sneak peek olarak şunu söyleyebilirim ki ilgili hikayede "fındık var yer misin" lafı geçmişti yine bu sarhoşlar tarafından söylenen.

oy..
beyaz atlı kurbağa beyaz atlı kurbağa
eto'o'ya yapılan bu doğum günü süprizidir...

eto'yu sinirlendiren kutlama! antalyaspor'un dünyaca ünlü kamerunlu yıldızı samuel eto'o'nun 36'ncı yaş günü takım arkadaşları tarafından antrenman sahasında kutlandı. üzerinde ... yeni şafak

şimdi bu adam "sizin yapacağınız işi ..." diye başlayıp saydırsa bozulurlar ama. hatta bir de yabancı olup laf etmesi ekstra güçlerine gider.

peki bu adam na'psın?
ki kendisi ronaldinho ile top koşturmuş dünyaca ünlü bir futbolcu.
yabancısı olduğu, dilini bile bilmediği bir ülkede.
kendimizi onun yerine koyalım.
belki kendisi de - kalitesinden ziyade - biraz da bu sebeplerden dolayı bir şey diyemedi.

gerçi halâ gülebilen bu kazmalara ne desin?
teptiği top kadar aklı olmayan tipleri, üstüne para verip izledikçe böyle temsil edilmek bize müstehak...
distopikhayatınütopiksonucu distopikhayatınütopiksonucu
bugün arkadaşımla telefonla konuşurken " kaynanama gittim evini temizlemeye, küveti görmen lazımdı bekar erkek banyosunun 5 yıl temizlenmediğini düşün aynen öyleydi" dedi.
temiz erkekleri tenzih edip, bugün de kaynana yerine utandık.
marjinalküfürlerimden marjinalküfürlerimden
yakın kız arkadaşının eskiden taparcasına sevdiği çocuğun yakın arkadaşına yürüyüp, çocuğun yakın arkadaşına öğöğöğöğ ben xi çok seviyorum diye ağlamalarını unutup onun için şehir değiştirip çocuğa da aptal masum kız ayaklarını oynadığını gördükten sonra yapılan eyleme verilen isim.
lö şuhane lö şuhane
başkası adina ne diye utanalım ki?

onun yaptığı onu bağlar, beni gram ırgalamaz. ben toplumun içindeki bir sayi olsam da bir bireyim; kimsenin yaptığinı üzerime alınmam, kimsenin sorumsuzluğunu sorumluluk edinmem. kimse de benim yaptığımı almasın.
1
5 /