başkaları için yaşamak

2 /
kiya kiya
gürcü yazar goderdzi chokheli'nin 'köknarlara mektup' adında bir hikâyesi var. adamın biri savaşta yaralanıyor. sırtındaki yaraya tesadüfen köknar tozu dökülüyor ve sonuçta omuzunda köknar ağacı bitiyor. evde karısı, dışarıda tanıdıkları, doktorlar kısaca herkes iğne vurarak ağacı kurutmak istiyorlar. ağacın gittikçe büyümesi adamın sağlığı için tehlikeli olmaya başlıyor. adam ise aksine, köknar kurumasın diye ayaklarını suya koyuyor, gidip meşelikte ağaçların arasında dolaşıyor. hatta köknar solmasın diye yanında sigara içilmesine bile izin vermiyor.

adam sırtındaki köknarla gurur duyuyor, köknarın dalları ona çarpınca mutlu oluyor. herkesten bunaldığı zamanlarda çıkıp bir tepeye oturup omzunda biten ağacı seyrediyor, ağacın üstüne kuşlar konunca seviniyor.

ama zaman geçtikçe ağacın beslenmesi soruna dönüşüyor. bir yandan da ağaç büyüdükçe adam zayıflıyor, kalbi güçten düşüyor. ama adam karısının ah vahlarına, doktorunun uyarılarına bakmıyor ve köknarı beslemeye devam ediyor. en sonunda köknarın yaşaması için çukur kazıp kendini toprağa gömüyor.

herkes omuzunda biten ağacın yaşaması için toprağı kazıp kendini toprağa gömmeye cesaret edemez.
uykusuzyolcu uykusuzyolcu
tdk'ya bunun karşılığını annemin adıyla değiştirmeleri için dilekçe vermeyi düşünüyorum.
annem hayatı boyunca başkaları için yaşadı, hala da yaşamakta. başkalarından kasıt da biz birinci dereceden ailesi olmadı asla, dışardaki çevresi oldu, ikinci dereceden akrabalar oldu. bu akrabalar da yine kendi akrabaları değil, babamın akrabaları. ki babam da bu durumdan oldukça rahatsız.
bizim aile biraz enteresandır. bir çatı altında herkes farklı bir hayat yaşar, farklı görüşlere sahiptir, karakterler desen ucundan dokunur birbirine ama oldukça farklıdır gene. babam da özgürlüğüne ve bireyselliğine düşkündür. bencil değildir ama adamın ruhu özgür, özgürlüğüne zeval gelmesi ihtimali söz konusu olduğunda sinirleniyor. kimsenin de özgürlüğünü kısıtlamaya yanaşmaz bu sebeple. annem despottur, dedim ya; başkaları için yaşar ve bizi de bunun peşinde sürüklemeye çalışır. bu sebeple hepimiz onu uyarırız, yeri geldiğinde kızarız, kavga ederiz falan ama asla kabul etmez. babam özgürlüğü bakımından, annem ise bir ailesi olduğunu asla kabul ve fark edememesi bakımından tam bir aile olamadık hiçbir zaman. bir ara buna annem de babam da çok takmıştı, 'biz niye aile olamıyoruz, niye öyle hareket edemiyoruz?' diye dolaşıyorlardı, sonra tam da nedenine dair eylemleriyle göz dolduruyorlardı. böyle bir eylem sırasında (ki eylem şudur; yazlıkta amcamlar varsa hep beraber çay, muhabbet, sohbet falan gece 1'i bulur, onlar yoksa biz gene aynı ortamı kurarız ama annemin bir yerlerde hep bir işi olur, daha bir kere bizimle oturup sohbet ettiğini hatırlamıyorum, en iyi ihtimalle bizimle oturur, whatsapp'tan yakın çevresi ve arkadaşları ile yazışır) 'soruyordunuz ya neden diye, tam da bu sebeple. bence çok da zorlamayın, artık onun zamanı geçti, herkes anlaşamadığını kabul ederse, ortada sorun kalacağını zannetmiyorum.' dedim.
sıcak bir aile özlemim falan yok, hani öyle bir şey ifade etmiyorum. zaten soğuk bir insanım zira.
dün belim tutuldu, bugün amcamlarla birlikte kahvaltı edeceğiz diye 'hadi kalk kalk, beraber kahvaltı hazırlayalım. bak onlar hep beraber hareket ediyor.' dedi ısrarla, 'anne belim tutuldu, sen hala başkaları için bizi harcamak derdindesin, sen de onlarla beraber hareket edebilirsin, öyle mutlu oluyorsan, beni rahat bırak sadece.' dedim, ısrarları ve anlayışsızlığına ve üzerine saatlerce söylenmeye devam etti ve tavırlı olacak muhtemelen bugün.
az önce de 'tahammülsüzsün' dedi, '30 küsür yıldır bu haline maruz kaldığım için, evet artık tahammül edemiyorum.' dedim.
hasılı; abi inşallah birinci dereceden aile ve akrabalarınızda böyle insanlar yoktur, hem kendi hayatlarını hem de sizinkileri acımasız ve amaçsızca başkaları uğruna harcayabilirler çünkü izin verirseniz.

edit:
hızımı alamadım,
birkaç gün önce denize gidip, direkt buraya gelmiştim bayramda beraber olalım diye. deniz kıyafetlerimi makinaya atacakken 'şimdi yengenler falan atar, dursun ben ayarlarım' demişti. aradan kaç gün geçti, ayarlamamış bir de 'kokmuşlar' diye söyleniyor bugün.
bugün kendi evime geçiyorum bu sebeple. giderken de 'çok kalma, gel yengenin çocuklarını da denize götürürsün' diyor. yengemin çocukları dediği de en küçüğü 23 yaşında, ortancanın geçen sözünü yaptık falan yani.
annemi gerçekten çok seviyorum ama bazen gerçekten tam bir ömür törpüsü.
everything will flow everything will flow
bütün asiliğimi, isyanımı, inadımı, önyargılarımı, yıkılmaz kurallarımı, tüm eksenimi çeviren kocaman duvarlarımı, hepsini ama hepsini yıkan, sadece serçe parmağıma tutunan küçücük bir el için yaşıyorum...

"anne olunca anlarsın"... gerçekten seni şimdi daha çok seviyorum annem..
2 /