başlangıç

1 /
leopold leopoldoviç leopold leopoldoviç
61 ve 82 anayasamız'da bulunan metindir. özellikle 1950'lerden sonraki anayasalarda tüm dünyada çeşitli örnekleri mevcuttur. anayasa metnine dahil olması ya da olmaması serbesttir. bizim anayasalarımızda başlangıç metni anayasa metninden sayılmıştır.(61 anayasası - madde 156;82 anayasası - madde 176)

ayrıca her iki anayasamızda da 2. madde "...başlangıç'ta belirtilen temel ilkelere dayanan..." şeklindedir ve her ikisinde de 2. madde'nin değiştirilemeyeceği ve değiştirilmesinin teklif edilemeyeceği şeklinde bir madde bulunmasına rağmen; 82 anayasası'nda başlangıç metni değiştirilmiş ve bu sayede 2. madde'nin dayandığı temel ilkeler de değiştirilmiş, yani dolaylı yoldan da olsa 2. madde şeklen aynı kalmakla beraber ifade ettikleri açısından değiştirilmiştir. gerçi, 82 anayasası başlangıç metninin ilk hali şahsi kanaatimce dehşet vericidir ve değiştirilmiş olması insaniyet namına iyi olmuştur.
rasmus rasmus
hayat acemilerinin "başlangıç" hakkındaki yorumları shakespeare'i bile kıskandıran sonelerle bezeli olabiliyor. zirâ dar bi bakış açısı gösterir ki "başlangıçlar hep aynıdır, yaşam bi kısır döngü, fasit dairedir. tüm çabaların sonunda olduğumuz an aslında tüm çabaların en başındayızdır."

sahiden böyle düşündüğüm anlar vardı, yok değil. belki gene olacaktır. hayat bu, belli olmaz. oysa tüm o acemiliğin sonunda, biraz uzaktan bakıp bakış açımı 2pi radyana yaklaştırdıkça şunu görüyorum: "başlangıçlar farklıdır. her başlangıç kendine özgü umutlar ve korkular taşır. hayatı özgün yapan budur, ve şükürler olsun ki her bir başlangıçta duyduğum o özgün heyecanlar hiç bitmeyecek. yeniden buraya döneceğim düşünülse bile, aslında ben bambaşka bi başlangıçta olacağım"

eğer bi kadehim olsa onu bu kuytu saatlerde başlangıçların büyüsüne kaldırırdım... "tüm o berbat sonelerim için shakespeare'den özür diliyorum, daha güzellerini yazmaya başlamam gerek. şerefe."
seher seher
doğanın bana verdiği bu ödülden
çıldırıp yitmemek için
iki insan gibi kaldım
birbiriyle konuşan iki insan

edip cansever / başlangıç
ömürtörpüsü ömürtörpüsü
kafamı karıştıran. acaba rüyada miyiz haberimiz mi yok dediğim. biri beni dürtse de uyansam. acaba aslında kimim diye sorgulamak zorunda bırakıldığım harika bir film.
puxa vida puxa vida
iki grek söyleşiyor: belki socrates ile parmenides. belki adlarını hiç bilmememiz en iyisi: böylece, öykü daha yalın ve daha gizemli olacak.

diyaloğun izleği soyut. arasıra söylenenleri zikrediyorlar, ikisinin de inanmadıkları söylenleri.

öne sürdükleri sebepler mantıksal yanılgılarla dolu olabiliyor ve bir yargıya ulaşamıyorlar.

münakaşa etmiyorlar. ve ikna etmek ya da edilmek istemiyorlar. kazanma ya da yitirme terimleriyle düşünmüyorlar.

tek bir noktada aynı fikirdeler: tartışma hakikati bulmanın olanaksız olmayan yoludur.

söylenden ve metafordan özgür, düşünüyorlar ya da düşünmeye çalışıyorlar.

adlarını asla bilemeyeceğiz.

grek toprağında bir yerlerde, iki bilinmeyen arasındaki bu söyleşi tarih'teki asli olaydır.

onlar unutmuşlardı duayı ve büyüyü." atlas, borges ve maria kodama, `mitos yayınları
`
ahmak ı hayal ahmak ı hayal
"...dediğim gibi, birçoğumuzun hayatının dramatik bir kurgusu yok. hikayelerimizin ne zaman başladığına gelince, oksimoron hatasına düşmeyi de kabul ederek, bu soruyu "zaman başladığı zaman" diye cevaplayabilirim. "bildiğimiz anlamda evren başladığı anda" demek de aynı şey olacaktır. zamanın başalngıcıyla ilgili zamansal kelimeler kullanmak oradan da oldukça saçma görünüyor olmalı; ya da bunu hiç fark etmediniz bile. her şeyin birbiriyle bağlantılı olduğu ve her şeyin birbirini etkilemek zorunda olduğu, ya da belki de her şeyin yalnızca "birbüyükşey" olduğu bir evrende, hangi hikayenin başlangıcından bahsetmek istiyorsanız isteyin, gitmeniz gereken adres bellidir: ananızın amına kadar yolunuz var! koş forrest, en geriye doğru, en başa kadar koş, eğer öyle bir an gerçekten varsa...""
gokik gokik
sağda solda bir sürü ahkam kestikten sonra, "bir de şunu deneyelim lan" diyerekten yapılandır. ne geçmişe sünger çekme, ne de geleceğe yeni hedef koymaktır. "her kuşu siktik bir leylek kaldı" anlayışının tezahürüdür.
notorious possession notorious possession
başlangıcını ilk ne zaman içselleştirdiğimi hiçbir zaman hatırlayamadı gönlüm. yer utandı da çorak topraklar boyu uzanan sarı rengi konduramadı saçlarına. ufuk çizgisine yanaşan bir kora döküldü ırmaklar. sonun o ilk başlangıcında mavinin yosun yumuşaklığına doymuş elleri hep sevda bildi o en narin sözcüklerini...

kıpkırmızı bir cam kırığı, hasret hasret kanayan zaman, kuru bir hiçliğin peşinde o sona dökülüşler. yine de bulutların bittiği o en kaale alınmayan yerde..

...birden karşımıza çıkıverdi. yeni bir başlangıçtı hayat.
mezhebi olmayan mukallid mezhebi olmayan mukallid
belki de insana en zor gelen eylemlerden biridir. her şeyin başlangıcı zordur; işin, ilişkilerin, yeni bir düzenin.
insan belki de bu başlangıçlar ile kemal sahibi oluyor, bilmediği insanlar, alışık olmadığı atmosferler ile kendini törpülüyor ve yeniliyor. genel olarak başlangıçlar zor olsa da heyecan verdiği konusu tartışılmazdır. başlangıçlardan korkmak ise ayrı bir zevk.
1 /