batı

1 /
azwepsa azwepsa
roma imparatorluğu'nun bölünmesiyle ortaya çıkan bir kavramdır. batı roma ve doğu roma...
doğu roma'nın topraklarının araplar ve türkler tarafından el değiştirmiş olması batıdaki gibi bir kültürel birliğin oluşmasını engellemiştir. batıda ise batı'yı oluşturan milletler arasındaki ortak değerlerin daha fazla olması onları birbirine daha yakın tutmuştur. zamanla kendileri dışında herkese doğu demişlerdir.

günümüze kadar batı kavramı ve kastettiği ülkeler değişmiştir. politik ve ekonomik şartlara göre değişmektedir.

günümüzde geçerli olan transatlantik batı kavramına göre batı, amerika'dır. avrupa ise eski batı'dır.

bunun yanında enteresan şeyler de var... misal moğolistan ve japonya'yı alalım. japonya moğolistan'ın doğusunda olmasına rağmen ve hatta uzazkdoğuda olmasına rağmen batılı bir ülkedir.
jineps jineps
mimaride batı tarzı dendiğinde bu, italya ispanya almanya fransa ve ingiltere'deki yapılarda uygulanan tarz anlamına gelir.hatta batılılar işi o dereceye vardırmışlardır ki,osmanlı mimarisini tanımamakta bu mimarinin batı ülkelerinin mimarisinden çalınarak oluşturulduğunu ileri sürerler,işi ciddi tartışmalara dökmekten kaçınarak e tabi iran'da uygulanan islami mimariyi de taklit ediyorlar diyerek biraz mütevazi görünmeye çalışırlar ve türk mimarisini özgün bir mimari olarak kabul etmez hatta tanımazlar bile.
hell guardian hell guardian
siyaset ve sosyal alanda onlarca terimi, anlayışı, fikri ve yapay hissi hiç sorgulamadan ilerleme ve aydınlanma kisvesi altında olduğu gibi kopyaladığımız bir dünya medeniyeti ismidir. batı deyince akan sular durur. o sevimlidir, çağdaştır, ileridir, rahatttır ve zengindir. insanlar tuvaletlerde pembe renkli mis kokulu artıklar bırakırlar orada. tabii onlar gibi yaşarsanız.

attila ilhan, batı ve gelişmişlik konusunda şöyle demiştir:

"batı dediğiniz yer sadece yamyamlardan ibarettir. onlara göre eğer siz onların ürettiği teknik cihazları kullanıp onlar gibi giyinerek davranışlarını taklit ederseniz siz modern ve gelişmişsinizdir." (2003 kışında bir `ceviz kabuğu)

ama birileri batıyı ve onun getirdiği fikirleri, yaşam şeklini (o da nasıl yaşamsa), anlayışları ve yapay hisleri çok sever. rahatına, bir tarkım organlarının işine gelir. sonra da kendi medeniyetinden tiksinir, oturup yavaş yavaş kendine ait olan şeyleri iter, hor görür, yasaklar ve kendi gibi batının dışkısından kırma olmuş bir toplum yaratmaya çalışır. bunun dışındakiler de gerici ve yobazdır.

(bkz: türk aydını)
(bkz: 1839)
hagardaşıma hagardaşıma
avrupa bir başka deyişle.nasıl da yer etmiş aslında her deyişimize. muasır medeniyetler seviyesi.işte batı muasır medeniyetlerin ta kendisi. öyle büyük bir paradoks ki aslında batı; ne kadar tutarlıysa kendi içinde bir o kadar tutarsız aslında . kendi içnde ne kadar insanni ve muasırsa , bir o kadar vahşi ve acımasız batıdan sayılmayan işte o öteki dünyaya.

"avrupa standartlarında" eğitim veren okulumda sırf yardım ettim diye yanımdakine " yardım etme , bas üstüne geç " diye hocamdan yediğim ayarı daha önce yazmıştım.yine batılı bir firmanın reklamı dönüyor televizyonlarda ."amansız ol" diyor. " aman verme" diyor.aman diyene kılıç kalkmaz diye büyütülen çocuklar o batının düşünce tarzını işte böyle böyle tanıyor. aman vermemek insan olana değil insan olmayana yakışır işte bunu hala anlayamıyor batı.

diyor ki batı "insan hakları", diyor ki batı "barış" diyor ki batı "eşitlik". herkesin refahı için sermayenin serbestçe dolaştığı bilgi ve birikime ulaşmanın maliyetinin 0 olduğu, çoğunluğa refahı ve mutluluğu getiren tam rekabetçi piyasa diyor...

dişlerinin arasından tıslıyor "amansız ol". batı kapitalizm diye bas bas bağırıyor. batı insan hakları diye bir türkü tutturmuş, belinde hançer ıslık çala çala insanlığın tökezlemesini bekliyor. e türkü de kulağa hoş geliyor. peki hangi insanın?kucaklarını oturtup pis pis sırıtarak fotoğraf çektirdiğiniz, utanmadan ırzlarına geçtiğiniz afrikalı genç kızların değil herhalde. ya da göz açıp kapayıncaya kadar yok ettiğiniz eski kavimlerin... şimdi turlar düzenleyelim oralara haydi...diyelim ki "aztekler yaşardı buralarda, sonra buharlaştılar..."e kızılderililer zaten insan haklarına tabi değillerdi orası muhakkak.mısır'da kültüre medeniyete ait ne varsa kendi memleketine taşıyan utanmasa söküp piramitleri de götürecek ingiltere illa ki bizden daha iyiy bilir insan haklarını değil mi? batılı ya , medeni ya onlar ! "üzerinde güneşin hiç batmadığı imparatorluk" sıfatın güzelliğine bak sen hele. sömürgeleri kendi topraklarının bilmem kaç katı! öyle bir devlet ki hala hong kong da trafik sağdan gidiyor, avusturalya ' da polisler onlar gibi giyiniyor.romanlarında bile sömürü var. yahu o robinson adada tek başına kalıyor da cuma'yı sömürüyor! işte onlar çocuklarını böyle büyütüyor. sömürüyü kodluyorlar gen haritalarına. hitler'in tek derdi ülkesinin birliğini sağlayıp sömürü yarışında pastadan yer kapmak. hapsi aynı bok işte! vahşeti zulmü heryere taşıyorlar.

gazze de çocuklar ölüyor görmüyorlar, ırak ta yakarıyor insanlar duymuyorlar. orta doğu can çekişiyor kafalarını çevirip bakmıyorlar!bağırıyorlar insan hakları diye, o kadar yüksek sesle bağırıyorlar ki insanların çığlıklarını duymuyorlar. mc donalds daki bir obezmişler de dünya sanki bir coca colaymış gibi davranıyor, bir pipetle koca dünyayı içlerine çekiyorlar.işte batı ve batılı olmak böyle birşey
naringergedan naringergedan
her ne kadar gereğinden fazla taş yapı, teknoloji barındırsa, insanlar arası iletişimi geliştirirken samimiyeti öldürse de gelişmeye her daim açık oluşuyla tutuculuğa ket vuran yön. örnek almak şart olmasa da takip etmek gerekir.
sigortali bir is bul evladim sigortali bir is bul evladim
incesaz'ın kasım 2002'de çıkmış iki adlı albümünden enstrümantal ve efsanevi bir parça. ekmek teknesi dizisinde de kullanılmıştır.

kulağınıza kulaklığınızı takıp kuzguncuk'ta yürürseniz bu şarkıyla birlikte, dizideki havayı yakalayabilirsiniz bir süreliğine, bir hüzün çöker içinize , sahneler gelir aklınıza , savaş dinçel gelir aklınıza, kirli ile cengiz'in kavgaları gelir.of of !(iç çekiş!)
maviyazar maviyazar
"görünüşte o bütün dünyayı tutmakta gerçekte ise dünya ve insanlık artık adeta şifasız hale geldiğini anladığı veya duyduğu yarasının ateşiyle bir damla da olsa batı kadehindeki suyu başına çekmekte. ama bu su tuzluymuş asitmiş dinlediği yok dünyanın. insanlık batı'yı içiyor.
evet insanlık batıyı içiyor. fakat bu içiş onu şifa ya götürmüyor hatta yavaş yavaş zehirliyor onu"

-sezai karakoç

(i̇nsanlığın dirilişi-diriliş yayınları-s.20)
clitor eastwood clitor eastwood
"medeniyetin merkezi", "gelişmiş ülke veya ülkeler" anlamlarını da sembolize edebilen yön adı.

tarihte ve bugün; türkler için, 1890'lara kadar batı denilince akla fransa,
1890'lardan 1940'lara kadar almanya,
1940'lardan bugüne kadar ise amerika gelmektedir.

hangi dönemde kim güçlü, üretimde ve politikada söz sahibi ise ona batı diyerek, yön tayin etmişiz. garip.
1 /