batı hayranlığı

comtesse de lautreamont comtesse de lautreamont
"her hayranlık gibi, batı hayranlığı da bir hayat atılımıdır. her etki gibi batı etkisi de bereket olanaklarıyla dolu bir yağmurdur; ama bize kendimizi unutturacak bir hayranlık, susamış bir tarlanın sele boğulmasına benzer."
idiot idiot
bir türlü anlamlandıramadığım durumdur. ancak tanzimat dönemi yıllarından kalma olsa gerektir. o dönemde avrupada yapılan reformlar ile memleketimizin aydınları osmanlı devleti yönetimi baskısı ile de başta fransa olmak üzere avrupaya kaçmışlar, gezmişler, görmüşler ve geri dönmüşlerdir. bir şeyleri görerek öğrenmiş ve halkı bilinçlendirme yoluna gitmişlerdir. edebiyatta başlayan bu hayranlık daha sonra yaşayış tarzı, yönetim vs. de yansıyarak bu günlere gelmiştir. böyle bir şeydir. tanzimat dönemi insanı, şimdi de aynı gerçi; örneğin gençler, iki uç arasında kalmıştır. bu uçlar elbette batı ve doğudur. o dönemde yanlış batılılaşma alafrangalık olarak adlandırılmış ve dönemin edebi metinlerinde işlenmiştir.

(bkz: felatun bey ve rakım efendi)
(bkz: araba sevdası)
bellezza bellezza
sözlükten takip ettiğime göre türkiyede bayağı bir ilerlemiş olan hayranlıktır. işin kötü yani bu hayranlardan çoğu kendi hüviyetlerini kücük görüyor hatta kötülüyorlar.
kimi nazım hikmeti kötülüyor *, kimiyse mevlanayı kötüleyerek dikkatleri üstüne çekmeye çalışıyor ve işin ilginç tarafı mevlanaya eşcinsel diyerek atıp tutan bir yazar gidip oscar wildenin altına “şiirleri beni çok etkiliyor bik bik”yazması.
bu durumun sebebini inanın bilmiyorum ama gerçekten ilginç. nedir bu batı hayranlığı sizde?
gerçekten şahsen utanıyorum böyle şeyleri okudukça. dikkat çekmek mı istiyorsunuz ya da hala kendinizi “kategorize” etmek için zorlanıyor musunuz?
bazılarıda böyle yaparak entel olduğunu sanıyor sanırım. türkleri, türk kültürünü küçümsemek sizin ne haddinize? oscar wilde yazınca beğeniyorsunuzda nazım hikmet yazınca neden kötü oluyor?
bunlar gözüme çarpan sadece bir kaç örnek. yabancıların hayran kaldığı türk mutfağına gelip türkün (!) teki: “türk mutfağı ne ki? fransız mutfağını göreceksiniz siz” gibi bir şey yazıyor. benim böyle şeylere inanın tahammülüm yok ki zaten böylelerinin fransız mutfağını bildiğini sanmıyorum(nerden duyduysa artık).
yanlış anlaşılmasın batıya kötü dediğim yok. tabii ki kendileri önemli ve hayatımız için kaçınılmaz ama bu türkleri küçümseyebilirim demek değil.
herhangi bir ingilizin tutup “oscar wilde eşcinseldi” diyeceğini sanmıyorum (öyle olduğu halde) peki siz gidip neden mevlanaya öyle diyesiniz ki?
sizin o kimlik arayışınızı yerim ben.
çaylakadam çaylakadam
zıttı olmayan bir şeydir. doğu hayranlığı var mı? yok. o zaman batı hayranlığının zıttı yok demektir.

batı hayranlığı olumsuz bir ifade. yani, ilginçtir, hayranlıkla ilgili ifade ama olumsuz bir anlama sahip. çünkü, "o adam bir batı hayranıdır" deyince, o adamla ilgili iyi bir şey hissetmiyoruz. ama istanbul hayranı olsa, o iyi bir şey.

birisi batı hayranı diye eleştirmek de pek yerinde değil esasında; ne hayranı olacak, doğu hayranı mı? tamam var oraların da güzellikleri; dogal olsun, insan yapısı olsun. ama bu batıda durum biraz denişik.

bugün işine yarayan, hayatını kolaylaştıran ve keyifli hale getiren ne var diye baktığında, bunlar hep batı menşeli oluyor. hayranlık da bundan kaynaklanıyor zaten.

şu ab'ye bi giremedik anasını satiim.
efruz bey efruz bey
iskilipli atıf hoca'nın frenk mukallitliği* ve şapka adlı kitabında da bahsettiği mevzuu. atıf hoca şapka inkılabından birbuçuk yıl önce yazdığı bu kitabından ötürü yargılanıp idam edilmiştir.
foxtr foxtr
hayranlık değilse de batıda yaşama veya orada doğmuş olma isteği kimde yoktur ki? adamlar son bir kaç yüzyıldır bizden iyi durumdalar, iyi sömürüyorlar dünyayı. dünyayı sömürüyorlar ama insanlarına da değer veriyorlar. biz yarın ne olacağımızı bile bilmiyoruz. bir yandan cemaat, bir yandan elit amcalar bizde arada sinmiş kalmışız.
zd99 zd99
batı'yı mutlak ve biricik güç bilip onu varılası yegane hedef olarak gören, genellikle şekilcilikten öteye geçemeyen bir hayranlıktır.

"batılılaşma" çabalarının ne düzeyde başarı yakaladığının ilginç ve çarpıcı bir özelliği, batı'nın batı'lı olmayanları ne kadar kabul ettiğiyle de doğrudan ilgili birşey. o yüzden, örneğin "türk öğrencisinin-doktorunun-mühendisinin abd'de ve/veya avrupa'da şu başarısı" mealinde haberler sürekli abartılarak basında yer almakta, türkiye'ye gelen batılı turistlere birkaç kelime türkçe söyletilmekte, türkiye'yi metheden sözleri tekrar tekrar yayınlanmakta, futbol maçların dahi bir diklenme, seslenme karışımı sloganlar(avrupa avrupa duy sesimizi!) atılmaktadır.

orijini batı olan herhangi bir konudaki herhangi bir eleştiri de, nefretle ve hamasi duygularla karşılık bulmakta; erişememe halinin verdiği sinirle.
mesaisaati mesaisaati
milli benlikle batı hayranlığını karıştıran masum türk..kardeşim adamlardaki sistem, özgürlük anlayışı, uğraştıkları mevzular bizlerden ve ortadoğu bataklığından ölçülemeyecek derecede ötede..bu duruma hayran olmamak için kendine eziyet etme..yarın metrobüse binecen sonuçta..
gregoria gregoria
(bkz: white supremacy)
olun olunuz olsunlar ama iş doğulu kompleksine varınca, problem orda çıkıyor sayın balkan göçmenleri.
(bkz:ben küçükken sarışındım ) veya
(bkz:ben küçükken sarışınmışım sonradan esmer olmuşum) :kendi de hatirlamiyor (benlik algisindan cok once yasanmis bir sarisinlik durumu var) ya da o bebek saclarin sariya calisini cekecek pikselde kamera vaktiyle, piyasaya sürülmemis ama görenler oldugu söyleniyor.
şimdi bu klişelerin altında tabii ki de bati özentisi/dogu kompleksi yatiyor.ama olay herseferinde beynelminel bir dogu ya da bati degil.cunku kendi icimizde dogu gelismemislik-esmerlik-kürtlük diye kodlanmissa,ulkenin batisi (ege sahil seridi,trakya bolgesi) beyazlikla,gelismislikle (asıl batıya yakınlıkla) kodlanmistir.simdi aklima gelen örnekler, bir bati göcmenligi kökeni mevcutsa, hemen deklare edilmesi, ayy ege-trakya sivesi kalp ben ama antep-yozgat öüg. dogulu tiplerin belalili olarak kodlanip, belli yerlere alinmamalari vs. yani ülke cok genis bir cografyaya yayildigi icin, tek bir halk, tek bir nizam tek bir yasam stili bulunamamis hala. ortadogu mu bati mi kendisi de bilmiyor. türkiye dogu mudur bati midir sorusuna cok iyi bir cevap vardir; nereden baktiginiza baglidir, dogudan bakarsaniz bati, batidan bakarsaniz dogudur. ama bana kalirsa yuvarlak 600 yillik dogululuk, sonrasinda cumhuriyet ile gelen rejim degisikligi ile 93 senelik bir acemi baticilik denemeleri. alin birde burdan yakin,


yani hic beklemedigimiz gunluk hayat kliseleri altinda yatiyor dogu-bati sahiplenmeleri. sadece turkiyede yasamis insan, bunu haliyle kaniksamistir, farkina varmaz(belki bu konuda akademisyen ya da ucundan okumus bir entellektüelse varir) ancak uzun sayilabilecek bir süre, ülkenin disinda doguda ya da batida yasandiysa farkedilir. diye düsünüyorum.

ha keza, türke benzetilmeyince tesekkur etmeye kadar variyor zaman zaman.cunku avrupadaki türk klisesi doguludur, gelismemisliktir, turke benzememekte otomatikman, o gelismemislik balcigindan kil payi "yirtmislik"tir, fahri gelismisliktir. benzer kompleksler aslen avrupali (italyan,ispanyol kökenli) yani beyaz oldugunu megafonla duyuran boylelikle kendini diger "esmer=gelismemis" guney amerika ulkelerinden ayiran arjantinde, kuzey italyanlarin guney italyanlari gelismemis gormelerinde, brezilyada sosyo-ekonomik olarak beyaz irk ustunlugunde, yunanlarin türke benzetilmekten hoslanmamasinda ("yunanlar kendini italyan sanan türklerdir.") ancak türklerin yunana benzetilmekten hoslanmalarinda, hatta erkeklerinin avrupada gece hayatinda yollarini böyle böyle(akdenizliyim, ispanyolum,italyanim vs) bulmalarinda gözlenebilir. ornekler cogaltilabilir.
ayriyeten, dogu-bati ayrimi bir yerde fazla yuzeysel kaliyor,kapsayici olmuyor, dogudan kasit, ortadogu müslümani batidan kasit ise, kita avrupasi hristiyanidir. ornegin, gurcistan, ermenistan ortadogudadir ancak bu ulkeler, bati; hristiyan degerleriyle yasamaktadir. ya da batida bulunan, arnavutluk, bosna gibi ülkelerin müslüman nüfusu dominanttir. gavurlar bu konuyu "white" diyerek cozmustur,direk olarak refah seviyesi yuksek ve hristiyan toplumlara cikar. ayni sekilde kültürel/dinsel bir "bati" hayranligi da türkiye aydinlari arasinda yaygindir
sonuc: arkasi yarin.
humanizer humanizer
gayet normal bir şeydir.

kadını canlı canlı gömen, eşek siken, dünyanın insan için yaratıldığını zanneden, beyni olmayan insanlarla dolu doğuya mı hayranlık duyulacaktı?