bayan değil kadın

1 /
azman
kadın-kız ayrımının bir tek bizim ülkemize ait olduğunu sanan arkadaşların bizi bu durumdan kurtaracağını iddia ettikleri ifade düzeltmesidir. örnek için:
fransızca: fille - femme
almanca: fraulein - frau
italyanca: signorina - signora

gibi çeşitlenebilir. burdaki adamlar evlenmiş-evlenmemiş kadınlar için kullanılıyor bu ifadeler dense de bu yüzyıl haricindeki tüm yüzyıllarda kızlar daha ergenliği bitirmeden evlendirildikleri için evlenmiş-evlenmemiş arasındaki farkın yaş, medeni durum değil doğruca hymen varlığı veya yokluğu olduğu anlaşılacaktır. bu kelimelerin hitap için ünvan olmaları bir şey değiştirmemektedir zira "herr", "monsieur", "signor" her zaman "herr", "monsieur" ve "signor" olarak anılmaktatır, evlenseler de evlenmeseler de.
eleanor
cumhuriyet sonrası oluşturulan zorlama kelimlerden biridir bayan .fransızca, ingilizce ve diğer batı modernitesini temsil eden dillerde zaten kendi içinde var olan eril-dişil ayrımı doğrultusunda ortaya çıkmış ve ataerkil sistemin dayatımıyla başka bir anlam kazanmış ayrımlaştırmanın neticesidir bakarsanız. mr.-mrs. john smith . belki ingilizce konuşan bünyelerde sarsıntı yaratmıyor gibi gelebilir ama oradaki kadın özgürlük hareketini savunanlarında dikkat çektiği bir dil hegemonyasıdır aslında. filoloji dahi kadının karşısındadır görüldüğü üzere. evet dediğim şu ki; bayın karşıtı bayandır, erkeğin karşıtı ise kadın, delikanlının dişi bünyedeki tezahürü genç kız olduğu gibi. bunun bacak arasındaki incecik bir zara göre değil olgunluğa göre değişir kadının aldığı isimde. nihayetinde 45 yaşına gelmiş ve evlenmeden billahi olmaz şartıyla yetişmiş bekar bir dişi insana genç kız demek kadar saçma bir şey yoktur. aynı şekilde 15inde bekaretini yitirmiş bir diğerine de kadın demek de o kadar saçmadır.
mor kulaklı mavi kurbağa
elif şafak'ın da rahatsız olduğu ve yanılmıyorsam, med cezir yazıları adlı kitabında da yer verdiği bir konudur. insanlar neden "kadın"dan bu kadar korkmaktadır, sorulması gereken soru budur. niçin "kadın" değil de "bayan"? bu kadar tırt bir hitapla anılmak beni de rahatsız ediyor. evet, ediyor...

elif şafak'ın beğenerek okuduğum ilgili yazısı:

" - ‘kadın’ kelimesini sözlüklerden silme önerisi -

"öyle seveceksin ki kelimeleri sana yetecekler" demişti cemil meriç vaktiyle. "bir davet olarak güzel kelime ve dualarda muhterem. gönülden gönüle köprü, asırdan asıra merdiven. kelime, kendimi seyrettiğim dere."

öyle seveceksin ki kelimeleri hem fazlasıyla yetecek hem de bir türlü yetmeyecekler sana. kovalayacaksın mânâlarını, açık ve saklı, adım adım iz süreceksin peşlerinde, yitip de gitmesinler diye, onları yitirdiğin takdirde kendinden de ne çok yitireceğini bile bile. kelimelerin kudretini, ehemmiyetini teslim etmek demektir yazarlık. ve bir de tabii masum olmadıklarını. lakin gelin görün ki türkiye de nicedir pek az kelime "kadın" kelimesi kadar sıkça ve yaygınlıkla yakıştırılmaktadır bu sıfata, yani tekinsizliğe, belirsizliğe. "kadın" kelimesinde acaba bilmediğimiz bir nahoşluk, sakıncalı bir durum mu var? aksi takdirde bu kelimeyi telaffuz ederken niçin böylesine zorlansın ki insanlar? salt bu kelimeyi kullanmamak için, hele hele yüz yüze insan ilişkilerinde telaffuz etmek durumunda kalmamak için sürüsüne bereket alternatifler üretilmiş bile. bahsi geçen kadın görece genç ise sorun yok, "kız" kelimesi imdada yetişir. keza yaşlı ise gene mesele değil, "teyze, hanımnine" ya da duruma/sınıfa göre "hanfendi", o da olmadı ağzı yaya yaya "ha-nım-e-fen-di" ne güne duruyor? ama ya bu iki kategorinin orta yerine denk düşüveren o geniş sayıda kadına nasıl hitap edilecek? bir sıkıntı, bir rahatsızlık, bir iğretilik... sanki "kadın" kelimesinde bilmediğimiz bir kusur, üzeri derhal örtülmesi icap eden bir ayıp varmışçasına. sırf kadın dememek için kimi zaman "bacı", kimi zaman "bayan" ve en çok da "siz hanımlar!.."

"kadın" kelimesinin verdiği rahatsızlık hem birebir insan ilişkilerinde, gündelik yaşamda hem de kamusal alanın sahnelerinde zuhur ediyor art arda. bir kadına doğrudan hitap etmek durumunda kalınca sıkılıp gereksiz bir nezaket içine giriliyor; hani sanki "siz kadınlar..." dese, beriki alınacak, kalbi kırılacak, kendini hakarete uğramış sayacak, "estağfurullah" demek gerekecek; vaktiyle pek muktedir bir şahsiyetin ifade ettiği üzre bir özür mahiyetinde "ne yapsınlar, allah da onları kadın yaratmış?" diyerek onlar adına özür dilemek gerekecek. birebir gündelik yaşam diyaloglarıyla sınırlı kalmayan bu tutukluk, dile vurulmuş ket halleri nasıl olduysa aynen sirayet etmiş siyaset hayatımıza ve kamusal alana. "eşler toplantıları", "hanfendiler buluşmaları", "hanım kolları", "bayanlar müsabakaları"... siz hiç "erkek" kelimesi yerine benzer bir bağlamda "bay" kelimesinin kullanıldığını duydunuz mu? "baylar voleybol müsabakası" diye bir ifade biçimi icat edilmedi ise "bayanlar" versiyonu niçin çıktı bunun? yoksa bizim bilmediğimiz bir ayıp mı saklı "kadın" kelimesinde?

madem bu kadar sıkıntı veriyor niteliğimiz ve dahi kendimiz, madem böyle eğip bükmek gerekiyor varlığımızı, o da olmazsa isimlerimizi, kulağımızı ve kişiliğimizi bükmek gerekiyor ki dahil olabilelim toplumsal dil sözlüğüne kıyısından köşesinden, madem bu kadar yadırganıyoruz aslında, bir alternatif kelime de ben önereyim dedim "kadın" yerine. istihareye yatar gibi açtım baktım canım mesnevi yi. sayfa 518 de, tirmiz padişahı seyyid in semerkand a gidiş hikayesi çıktı karşıma. parmağımın gölgesinde kalan kelimeye baktım: harzemşah!

en iyisi toptan kaldıralım "kadın" kelimesini. nasıl olsa dilden kelime ayıklamaya alışkın milletiz. bir kuşak geçmesi yeter de artar ayıklanan kelimenin toptan unutulması için. bir sonraki kuşak hatırlamaz bile. bunu da söküp çıkartırız elbet. madem hazmedemedik ve hazmedemiyoruz bir türlü "kadın" kelimesini, "harzemşah" kullanalım onun yerine. "siz harzemşahlar..." diye hitap edelim, "harzemşahlar musiki cemiyetleri" kuralım, "harzemşahlar mağazaları-reyonları" açalım, "harzemşahlara rehberler..." kaleme alalım... üstümüzden yük, muhabbetimizden tutukluk kalksın, nasıl olsa kalkmayacak bu toplumda kadınlar aleyhine deveran eden önyargılar, bari dilimiz ferahlasın. "
brisseis
diğer dillerde de kullanımı kulak tırmalayıcı olan sözde kibarlaştırılmış cinsiyet tanımı. erkekler de için de bay, gentleman, heer türü ifadeler vardır. türkçe bu açıdan tek değil tabii ki. hatta avrupa dillerinin bir çok açıdan türkçeden daha seksist olduğu iddia edilebilir: örneğin male-female sözcük ayrımları ve nötr olması gereken hallerde erkek takısının kullanılması. ancak türkçenin günlük kullanımında kadın diyememek, bu kelimeyi telaffuz edememek hali söz konusudur ki korkutucu olan budur. nedir bu kadar korkutan bizi bu kelimede? bir de kız ifadesi vardır ki insanın isyan edesi gelir. sözlüktede içinde kız ifadesi geçen her başlık seksizmin örnekleridir.
asllll
çalışma ortamında;
-bayanın kredi onayı vardı
-bayanın işlemini siz yapın..
-bayanın bilmem ne...
gibi kelimelerle sürekli içli dışlı olunuyorsa günlük hayatta da bayan kelimesinin kullanılmasından normal bişey olamaz..sürekli bi resmiyet bi saygınlık içerisindesin..sokakta
-bayan da güzelmiş gibi salakca laf atma muhabbetleri arasında değilsin ki ben burda gördüm bayan kelimesinin o manalar taşıdığını.. hani biz gerizekalıyız ya dersler veriliyor ayy bayıyorsunuz beni bayan demeyin diye..

şöyle bi örnek vereyim ogün teyzenin biri bankada işlem yaptırıyo erkek çalışan arkadaşlardan bi tanesi meşguldü..
-bu kadınla görüşmeyi siz yaparmısınız ..dedi
teyze orda nezaket dersi verdi kadın mı??
ismimle hitap edip bayan x diyebilirsin çocuğum diye yani bu mahalle ağızlı kadın kelimesini bi iş yerinde yapmayın...
başlıktaki 'bayan değil kadın' sözünü teyze çok güzel izah etti 'kadın değil bayan çocuğum' diye..
takmayın böyle ufak tefek şeylere bu kelimeleri kullanan kişiyi tipiyle yargılayın sözleriyle değil tipiyle zaten belli eder saygınlığını...
semih cumhuriyeti vatandaşı
bayan çirkin bir kelimedir. tabi ki resmi ortamlarda "bayanın işlemini yapar mısınız?" denilebilir. ancak burada hanımefendi de daha uygun.
ama şöyle bir başlık açılmasın arkadaş:
(bkz: bayan olduğunu belli etmeye çalışan yazar)

bu ne yahu. bayan ne? okan bayülgen bir keresinde "bir kadın olarak..." dediğinde telefondaki izleyici "kadın değil kız" demişti.
saçamalık kimsenin sevişmesiyle işimiz yok kadın güzel kelime o kadar.
bana göre kadınlara değer verildiğini hissettiriyor. tanju okan kadınım derken o kadar güzel söyler ki bu bile kadın kelimesini sevme sebebidir. dolu doludur his vardır.
bayan ne peki? çirkin...
dünkü bulmacanın cevapları
vay arkadaş ya. ne kompleksli kadınlar varmış. hayatımda önemsemediğim bir noktaydı bu bayan- kadın ayrımı ta ki sözlüklerde görene dek. neymiş; bayan kelimesi bay dan türemiş de, kadın illa kız olmayana denmezmiş de. komik misiniz lan? hem bayanın bay dan türediğini nerden çıkardın ki, belki bay kelimesi bayanın ek almamış halidir. neticesinde kelimelere anlamlar yükleyen bizleriz. sen bu anlamı yüklemeyi tercih ediyorsan, aşağılanmanın var olduğunu kabul etmiş oluyorsun. tüm dillerde dişil ve eriller birbirine benzer köklerden gelir. bunu gurur meselesi yapıp, "kadınım ben" demek gereksiz nefes tüketmektir. bu saatten sonra bayan reyonları hiç bir zaman kadın reyonları olmayacaktır.

"kadın ın işlemlerini yapın lütfen." ne kadar kaba
"bayanın işlemlerini yapın" ise daha kibar. onu geçtim, bu şekilde yerleşmiş dilimize. kimse sana bayan derken, ehuea ezik "bay" im ben sense benim takı almış halimsin diye dusunmuyor emin ol.

yahut da "kadınım" sözcüğü.. dilimiz ne kadar da güzel bir kelime türetmiş, sevgilin dese sana dibin düşer. bırak sevgilinle özel kalsın sokaktaki adam da sana kadın demeyiversin.

ya da hoşlandığın adamdan, bi' "çocuk" var çok tatlı diye bahsederken, hiç bir erkek gelip de "sunnet oldum ben çocuk değilim uhue" diyor mu?

bir de "asıl bayan sizsiniz" demiyorlar mı. ne kadar da yaratıcı!
periduht
o kadar anlamsızdır ki bu tartışma, bir arkadaşım twitter sayfasında sürekli olarak bayan değil kadın, yok işte ilk erkek pilot deniliyormuş da neden ilk kadın pilot denmiyormuş tarzında yazılar yazıyordu dayanamadım en sonunda, neden bu kadar takıksınız dedim. gerçekten takıntılıktır bu bence. valla gına geldi bu söylemlerden, sanki sıfatlar bir şeyi değiştirirmiş gibi, bana bayan dese noluuur demese nolur. banane, ayrıca herkes istediğini söylemekte özgürdür lafını bir kez daha altını çize çize yazmak istiyorum. sen kadın mı demek istiyorsun, de ve sus. ben bayan mı diyorum, derim ve susarım. ama sen de sus.
ha arkadaşım bir de çok alakalıymış gibi "bazı kadınların kocalarına koca diyememelerine, koca mı denir eş o eş", tarzında başka bir boyuta çekti tartışmayı, yuh dedim.
tövbe yarabbim bi greenpeace bi bu konu beni deli ediyor. deli.
theonewhoisjaded
burda sorun olan, kadınlara neden kibar davranmaya çalıştıkları. birine bu kadar kasarak kibar davranmaya çalışmanın sebebi onu eksik hissetmektir. anlatmaya çalıştığımız bu. kaba davranın da demiyoruz. ince düşünmek var.
1 /