bazı acı gerçekler

güse güse
evin sıcak su tesisat hortumunun yerinden çıkması sonucu yaşadığım rezillik vesilesiyle öğrendiğim gerçekler.

arkadaşlar bu proje yeşil alandaki gecekondulara kentsel dönüşüm kapsamında verilmiş evleri de içeren bir site. bu insanlar pek tabii burada oturamıyor. kiraya veriyor çoğu.

şimdi benim ev sahibim dört kızkardeş. bunlar iyi kızlar. nazikler, saygılılar. babaları hayattayken 11 yıl önce başlamış bu süreç. babalarına bir şekilde kabul etmek zorunda kaldığı bir teklifle gitmiş devlet.

sonra bu insanlardan bir şekilde evin maliyeti yıllarca süren kredi borcuyla alınmış. şu anda tapu sahibi değiller, borç ödüyorlar.

proje başladı başlayalı defalarca kez müteahhitler değişmiş. muhatap bulamamışlar. yaptıkları sözleşmeye aykırı hareket edildiğini ifade ettiklerinde ise hep daireyi kaybetmekle tehdit edilmişler.

daireleri bu insanlara kurayla vermişler. kurada hile bence kesinlikle vardır. benim evim birinci kat. ben pandemi sebebiyle asansör kullanmadan yaşayabilmek istedim çünkü.
üst katlarda orman manzarası var. muhtemelen onları kendileri normal vatandaşa sattılar. ama benim ev sahiplerim üzülmesin, bu kattan peyzaj gözüküyor. sitenin içinde gezen insanlar gözüküyor. hayatın içinde oluyor insan. bence harika.

neyse bu insanlara uygulanan bu tavır belki yerinde dersiniz. çünkü yeşil alan işgal etmişler. ama onların bu yanlış hareketini siz başka bir yanlışla cep doldurmak için kullanıyorsanız ve bu sırada da onlara kötü muamele ediyorsanız, kusura bakmayın haksızlık yapıyorsunuz. zalimsiniz.

tüm ödemelerin üstüne, yetmezmiş gibi bir de malzeme kalitesi farkı adı altında ekstra ödeme alıyorlarmış. arkadaşlar herkese söylüyorum, böyle kalitesiz iş görmedim.

bir kere kalifiye işçi kullanılmadığı için ince işlerin hiçbiri düzgün değil. yeni malzeme iş bilmezlikten zarar görmüş. yanlış uygulama sebebiyle görüntü felaket.

mesela benim evimde taşınmadan parkenin bir kısmı değişti. iş bilmeyen işçi bunu yaparken sıvayı bozdu. gelen boyacı boyuyorum diye bütün parkeyi boya yaptı. çünkü yerlere örtü sermek ekstra maliyet…vermezler işçiye o örtüyü.
inanın kocam saatlerce uğraştı o parkeleri temizlemek için.

ben bu durumu tanıdıklara anlattım, tanıdıklar vasıtasıyla firma sahiplerinin kulağına gitmiş.
tanıdıklar demiş ki: kendi adınıza zarar veriyorsunuz. firma sahipleri demiş ki: bize bu taşeronla çalışacaksın diye dayatılıyor. seçemiyoruz.

iyi de kardeşim o zaman dersin ki kusura bakmayın bizim bir adımız var, yaptığımız iş referansımızdır. biz bunu kabul edemeyiz. ya bizim istediğimiz taşeronlar olur ya da biz çekiliyoruz projeden.

ama gelecekteki başka projeler için, güç sahipleriyle aralarını iyi tutmak için ve kâr için susuyorlar. üzgünüm ama suçlusunuz. hepiniz suçlusunuz. suçu başkasına yıkmak değil, sorumluluğu üzerinize alıp yanlıştan dönmek sizi kurtarır.
bu başlıktaki 17 giriyi daha gör