bazı sözlük yazarlarının tasvirini çıkarmak

huxoo huxoo
ses telleri kalın.
yüzü geniş.
düşünce bakımından fakir.
sorsan pek yetenekli ama,
kusmuk taneciklerinin arasındaki nane parçasının kusmuğa verdiği görsellik kadar değeri yok.
eleştirmeyi pek sever.
otu boku eleştirir.
bir şeylere muhalefet olmak kanında var çünkü.
ama eleştirilmeyi sevmez.
bana dokunmayan yılan bin yaşasın misali.
gece geç saatlere kadar uyumaz.
beyni o kadar kıt ki,
her defasında yenilmesine rağmen,
inatlaşır uykusuzlukla.
selam vermez, selam verdiği.
içten içe büzülür, utanır.
kendine küfürler eder.
ne diye selam verdim ki diye?
ulan yakamı bıraksana utanç duygusu.
seninle uğraşmak zorunda mıyım?
diye düşlemeye başlar.
halbuki utanç duygusunun gramı yoktur kendisinde.
sadece beyni dalgın biraz,
karakteri dışında yansıtıyor kendisini.
başkalarının hayatlarını hayal kurmaya bayılır.
kendi hayatı bayat ve ucuzdur.
yer etmez beş kalibrelik beyninde.
ama başka kişilerin hayatlarında yaşamak, götünü kaşıması kadar rahattır.
ne rahat düşkünüsün be?
diye şakalaşır kendisiyle,
bir kaç kahkahanın ardından,
şair olduğunu iddia eder.
şairlik yanından geçmez ama
özgüveni olduğu için her deliğe sokabileceğini zanneder.
timsahlara pek bir ilgilidir.
hele avlarını yerlerken ki dönüşlerine hayran kalır.
elinde olsa yem eder kendisini timsahlara.
bu kadar ki zevk ve dürtüleriyle başa çıkamaz.
hiç gökyüzüne bakmaz.
gereksiz görür gökyüzünün varlığını.
her işini yeryüzünde hallediyordur ne gerek var ki gökyüzüne?
saçma sapan döngülerde kayboluyor,
kalıplaşmış olaylarlara âdeta tapıyor,
arada sırada sıçıyor, işiyor, sümkürüyor.
kendini biliyor, toplumun içinden olduğunu ve kendinde bir farklılık olmadığını çok iyi biliyor. herkes gibi olduğu için şükrediyor.
3