beethoven senfoni no 9

1 /
wateringdisease wateringdisease
beethoven ın şu çağda bile anlaşılamayan eseridir. avrupa birliği denen kurum, kendisine bir marş arayışına girdiği zamanlarda, bu eserin 4. bölümünün ünlü temasını baştan düzenlettirerek, yeni sözler yazdırtarak kendisine marş seçmiştir. avrupa birliği bu esere resmen tecavüz etmiştir, denilebilir ki "ab sanata saygısızlığın efendisidir". onun yerine genç ve yetenekli bir avrupalı besteciye güzel bir marş sipariş edebilirlerdi, böylece biraz para kazanmış olurdu garibanlar.

bu arada beethoven ın yirminci senfonisi yoktur, dokuzda kalıp tıkanmıştır kendisi.
ufkabakan81 ufkabakan81
zamanında cd standartları belirlenirken esin kaynağı olmuş senfonidir. sanırım sony ( yanılıyor olabilirim ama uzakdoğu menşei bir firma idi ) yöneticisi kapasite standartı belirlenirken " beethoven'ın 9. senfonisini alamayacak bir teknoloji üretmem " düşüncesinden dolayı 74 dakika olarak belirleniyor kapasite.

9. senfoninin bendeki kaydı 71:03 uzunluğunda.
alle alle
nam-ı diğer re minör op.*125 adlı ludwig van beethoven eseri. senfoninin kendinden önceki senfonilerden en büyük farkı son kısmıdır, burada beethoven müzik dışında insan sesini de kullanır. bunu yaparken de alman ozan friedrich von schiller’in sevince övgü (an die freunde) adlı şiirini kullanır. bu şiir hakkında o meşhur not defterine aldığı notlardan anlaşıldığı üzere eser kafasında çok önceleri yer etmeye başlamıştır bile. ilk kez, ki bu dostlarının ısrarlı isteği üzerine viyana saray tiyatrosunda 7 mayıs 1824 de seslendirilir. beethoven bu eserin ilk sunuşunda orkestrayı kendi yönetmek istemiş fakat ileri derecedeki sağırlığı göz önünde bulundurulursa bu pek mümkün olmamakla beraber orkestra üyeleri onu kırmak istemedikleri için ilginç bir yola başvurmuşlardır; her ne kadar orkestrayı beethoven yönetiyor olacaksıydı da aslında orkestra, başkemancı schuppanzig’in direktifleri altında olacaktır. nitekim böyle olmuş fakat senfoni bittiğinde alkışları duymayan beethoven hala senfoniyi yönetmekle meşguldür, sonunda solist caroline unger beethoven’ı halka çevirir. bu davranışla alkışlar daha da artar. eserin oluş yılları dikkate alındığında avrupa da fransız ihtilalinin etkileri senfoniye de yansımıştır ve bu anlamda eser tüm insanlığındır. avrupa birliği de senfoniyi marş olarak kullanır ama onu insandan* saymıyoruz hali ile.
yesilcuppelipenguen yesilcuppelipenguen
önce kurtlar vadisi ırak filmindeki manyak amerikalı'nın, sonra da ghetto'daki nazi subayının bu beethoven bestesini icra ettiklerini fark ettim. şaşırtıcı bir deneyim oldu bu benim için zira beethoven benim nazarımda modernleşmenin, aydınlanmanın ve dahi fransız devrimi'nin en sevimli üç piçinin yani özgürlük, eşitlik ve kardeşliğin bestecisi olmuştur her zaman. o zaman nasıl oluyordu da bu iki cani karakter beethoven ustanın en bilindik eserine gönderme yapabiliyordu?..

aslında olan şu: modernleşme ve onun en sevimli yaratığı insanların eşit olduğu bir dünyada yaşama projesi ne yazık ki başarısızlığa uğramıştır. nazi subayı ile garip projeler peşinde olan amerikalı'nın ortak noktası her iki karakterin de modernizm karşıtı olmalarıdır. yaptıkları da modernizmin en görkemli eserlerinden biri olan bu beethoven bestesini alaya almaktır...

peki bu modernleşme karşıtı küstah kalkışma tarihin sonu mudur? şahsi kanaatim pek de öyle olmadığı yönünde. bu durum illa bir şeylerin sonu olacaksa olsa olsa bildiğimiz dünyanın sonu olabilir.

büyük insanlık, "imparator" (!) napeleon karşısına dikilecek daha çok beethoven yetiştirecektir!
ne içersen iç su iç ne içersen iç su iç
youtube'da ode to joy - koro bölümü için muhteşem hatta aşmış bir yorum yapılmış beethoven eseri.

kullanıcı: telpy
long live humanity!
this piece legitimizes our existance.

(çok yaşa insanoğlu!
bu parça varlığımızı haklı çıkarıyor.)
melomania melomania
ustanın iniş çıkışlarının hat safhada olduğu, son eseri, insanlığa edilebilecek en büyük hediyelerden biri.

dünya harikalarından biri sayılmalıdır bence. manik depresif! evet, bu bestenin bir adı olacaksa bu olmalıdır. delirdiği, şaha kalktığı yerlerden muzip kısımlarına doğru akan sesler, kemanlaaar, arada davul "durun," diyor "durun!" kemanlar coşuyor coşuyor coşuyor! insana anlatmak istediği her şeyi anlatıyor bu beste! enstürmanlar konuşuyor, evet. beethoven'i anlamanın en iyi yolu... ustanın kendini en iyi anlattığıdır bu.

bu bizim derin nefeslerimiz, kızgınlığımız. içimizdeki sel deli gibi akıp gene içimizdeki tepelere çarpıp duran sonra depremlerle çalkalanan!

kıvranır durur içimde birkaç nota durmaksızın,
kıvranır, durur!
djarum djarum
4 bölümden oluşan bir kompozizyondur. 1 .bölüm bir gizemli girişle başlar. daha sonra gelecek karmaşıklığı hazırlayan sesler, güçlü kreşendo ile ana temaya ulaşır. yan temalar, bölümü içinde duru olarak algılanır. bir sertlik etkisi ile bölüm son bulur.
2. bölüm; sürekli bir neşe ve hareket içeren iki temayla sürer, neşeli etki ile gelir. 3 bölüm ise, rahat etkiyle ve bir şarkıyı andıran ana temayla girer; duygulu ve zarif ikinci tema bölümüne katılır. çeşitlemeler, tromeptler ve kornolar ile keskin biçimde kesilir, rahatlık sona erer. 4 bölümün ilk üç bölümün ana taşlarıyla örülü üç geçişle başlar. üç hareket, neşeyi hazırlayan bir çoşkudan söz bir baritonundur. sonrası şiirdir.
bu kompoziyonun ışığında dinlenmesi gereken nadir bir eserdir.
cccp cccp
sen insan mısın dedirttiriyor bana ne zaman kulaklarımda çınlansa.her seferinde beni başka bir aleme götürmeyi başarıyor afyon etkisi yaratıyor..vasiyetimdir ölürsem çalınsın.
cccp cccp
gecenin şu saatinde benim sinirlerimi biraz bile olsa alabilmeyi başarabiliyor.ah o kreşendo anı işte orada bir nevi anlık resetlenme oluyor..beethovenı saygıyla selamlıyorum..
artc artc
(bkz: şaheser)

orta okul 1. sınıftaydık, kuzenim ile ablasının siparişi olan bir dergiyi almak bahanesiyle okuldan kaçmıştık.
derginin kapağında bir cd vardı, o cdyi taktığımda nereden bilebilirdim ki tüm müzik hayatımın o an başlayacağını ve babamın eve getirdiği ve o yıllarda eşsiz olan şu bir kaç katlı müzik setlerinden birinin ilk duyduğu ve hayatı boyunca bir daha asla daha üstünü yaşayamacağı bir eseri hissettiğini.
annemin, dinlediğim anlarda bir yerden çıkarak " ne anlıyorsun bundaaan" diye bağırıp çağırmasına aldanmadan çıldırarak dinlerdim.
her saniyesini kafama yazdığım bu eser müzik çılgınlığımı ortaya çıkarmıştı.
şimdi diyeceksiniz ki ne yaptın ne yarattın,
soranlar için pek bir şey yarattığımı söyleyemem,
ama kendim için müziğin her anını, tüm keyfini hisseden ve sadece bunun getirdikleriyle bile hayatını mükemmel bir mutlulukla devam ettiren ve büyük ihtimalle böyle tamamlayacak bir insan yarattım.
1 /