bektaşi

endoterm endoterm
pek dini imanı yoktur,ama sağlam laf yapar asla altta kalmaz,kendisine ders vermeye çalışanları bi güzel g.t eder.özellikle çetin altan ve hasan pulur bektaşiyi kullanarak pek güzel laf sokar devlet adamlarımıza,politikacılarımıza...
antika sanat antika sanat
bir bektaşîye 'niçin namaz kılmıyorsun?' demişler, o da;

kuran'da ''la takrebüssalât'' [bkz: haşiye-1] var demiş,

ona demişler; bunun arkasını yani ''ve entüm sükârâ'' [bkz: haşiye-2] yı da oku denildiğinde,

'ben hafız değilim' demiş.

arife işaret yeter

haşiye 1: meali 'namaza yaklaşma'dır
haşiye 2: meali 'sarhoşken'dir
eruiluvatar eruiluvatar
bektaşi’nin yolu camiye düşmüştür.
cami imamı o gün ki vaazında içkinin kötülüklerinden bahsetmektedir. cami imamı uzun bir vaazdan sonra cemaate birde örnek verir:
-ey cemaat eşeğin önüne bir kova su, bir kova da rakı koyun hangisini içer? diye sorar.
bektaşi elini kaldırarak cami imamının sorusunu yanıtlar:
-hocam suyu içer.
i̇mam:
-tabi ki suyu içer, peki neden suyu içer? diye sorunca, bektaşi cevaplar:
-neden olacak hocam, eşekliğinden!
gxix gxix
radikaldir.

günümüzün tırt radikallerini, hatta radikal bile olamayan radikallerini düşünecek olursanız, söz konusu dönemde radikal olabilmek için -afedersiniz- elli okka taşak gerekir. bektaşi işte böyle bir adamdır.

belki inanmayacaksınız (a.k.a. belki yobazlar inanmayacak) ama "lekum dinikum veliye din" ayetinin hazreti peygamber'den sonra dünyadaki en önemli temsilcisidir. bunu yaşamış ve yaşatmıştır.

fıkralarıyla ünlenmiştir, doğrudur, gelgelelim bu fıkralar "ohohoho" diye gülünüp geçilmemeli, derinlemesine düşünülmelidir bektaşi'nin her bir fıkrası. sizin dininizin size, onun dininin ise ona olmasının anlamı da işte bu fıkralarda yatar.

örnek mi? hemen vereyim:

bektaşi bir gün bol keseden sallayan imamı dinlemektedir.
imam: cehennem şöyle kötü bir yer, böyle leş bir yer, cayır cayır yakılan fena bir yer. yananların boynunda da şarap şişeleri asılı olacak (ağırlığa vurgu yapıyor aklınca)
bektaşi: hocam, şişeler dolu mu olacak, boş mu?

fıkra bu. şimdi sen bu fıkrayı "ayyaş herif ahaha ohoho" diye değerlendirirsen, ben de seni "sığ öküz ahaha ohoho" diye değerlendiririm. bu fıkranın altında yatanı göremeyen salak derim sana. altında ne mi yatıyor? şahsi görüşümü paylaşayım:

bektaşi'ye göre, bir insan korktuğu için değil istediği için inanmalıdır. dini tam anlamıyla fikri ve vicdani olarak hür bir şekilde seçmelidir. sen ki insanların gözünü korkutarak "boynunuzda şişeler taşıyacaksınız yanarken!!!" diye sindirerek inandırmaya -daha çok inandırmaya- çalışır isen, bektaşi gibi bir halk kahramanı da çıkar seninle dalgasını geçer, asıl önemli olanın korkutmadan inandırabilmek olduğunu vurgular.

bir örnek daha:

ramazan ayında oruç tutmayan bektaşi, su içerken yakalanır ve zindana atılır. zindanın yola bakan demir parmaklıklı penceresinden dışarıya doğru bakan bektaşi hemen dışarıda oturmuş yemek yiyen birini görür ve seslenir.
bektaşi: kardeşim ne yapıyorsun? yemek yediğini görürlerse seni de zindana atarlar!
adam: ben yahudiyim.
bektaşi: dininin kıymetini bil o zaman.

şimdi bu fıkrayı da "eh adam yahudiliğe özeniyormuş işte" diye yorumlamamak gerekir. burada vurgulanmak istenen serbestliktir. "insanlar dinini istediği biçimde özgürce yaşamalıdır" fikridir. yani "oruç tutmuyorsam sana ne, tutuyorsam sana ne?"dir özeti. yahudilik için "dininin kıymetini bil" göndermesi aslında yahudilik üzerinden "islam hoşgörü dinidir" lafına bir selamdır. anlayana tabii.

bektaşi fıkralarına örnek çok. mutlaka başka başka fıkralarını da duymuşsunuzdur. benden size tavsiye, bu fıkraları gülmek için dinlemeyin. yine gülün o ayrı ama "bektaşi burada ne demek istemiş?" diye bir düşünün.

yoksa örnek aldığınız diğer müslümanlar sizi kaosa sürüklüyor, haberiniz olsun.