ben nası büyük adam olucam

1 /
jellicle jellicle
eski kırılganlıkları ve depresif halleri birbir ortaya çıkaran, eğlenceli olmasa da dinlemesi keyifli şarkı. her ne kadar okumaktan bıkmak veya sevmemek kısımları, diğer türk rock gruplarında karşımıza çıkan klişelerden biri olsa da ya da terk edilmeyi iyi olmaya bağlamasak da dilimize pelesenk olur bu şarkı. fakat üst üste dinlebilecek şarkılardan değildir. albüm içerisinde biraz gezindikten sonra, geri dönülür ona. yine de "bilmezdim adımı bilmezdim aradım her şehirde aradım" kısmı pek bir koruyup kollama hissi uyandır insanda.
nectar nectar
en güzel,en sıcak pinhani şarkılarından biri.kavak yeller inde efe nin sürekli büyük adam olmaktan bahsettiğini düşünürsek,bu şarkının niye kullanılmadığını merak ettim.gerçi pinhani nin güzel şarkılarından bazılarının sadece hayranlarına kalması daha iyi oluyor sanırım.
cozypowell cozypowell
bugün tesadüf eseri ofis arkadaşmın dinlediği saybia i surrender şarkısına benzediğini düşündüğüm şarkı..
pinhani'nin şarkısı gerçekten çok güzel, çamur atmak gibi bir çabam da yok ama müziği ilk duyduğum anda pinhani dinliyor sandım..o kadar yani..özellikle nakarat kısımları..
saybia'yı dinlemek için..

sanki cazorla sanki cazorla
bazen bir er kişinin bir hatun kişiyi tavlamasına sebep olur bu şarkı.

gözümle gördüm.. görmesem inanmazdım..

hoş artık gözle görülenlere de inanamıyor ya insan, devir değişti.. çelik de değişti.. çelik durur mu.. az değil o.. evet..
antiasocial antiasocial
yanarım yanarım da şöyle bir şarkı nasıl olur da bir dizi sayesinde piyasaya çıkar diye.öncesinde çok az seveni vardı hem bu şarkının hem de pinhani abilerimizin.
laein laein
bir pinhani şarkısı. yıllarca -sanki çok da gerekliymiş gibi- sorumluluklardan bahsedip, bunalttığınız insanları düşünüp de dinleyince insanı rahatsız eden bir parça. o naifliği, masumiyeti karşınıza çıkarıp, taş gibi boğazınızda kalıyormuş. bütün zorladığınız insanlar size bunu söylüyormuş gibi. değer miydi ulan, değer miydi bu kadar üstelemelere, demenize sebep olur. değer miydi kalp kırmaya. ne uğruna?
177 177
sanki herkes kendine bu soruyu sormalıymış gibi yetiştiriliriz. her gece yastığa başımızı koyduğumuzda aklımızdan geçenler hep gelecek ile ilgili istekler olur, düşler olur. kendimizi en güzel üniversitelerde en iyi işlerde en muhteşem partnerle hayal ederiz. hepimiz içten içe büyük adam mı olmak isteriz?

sanıyorum bu sorunun cevabı evet olmuş ki, şarkı bile olmuş. ama bir düşünün, hakkaten bunu mu istiyorsunuz? büyük adam olmayı? en iyisi olmayı? istiyor musunuz? meslek tercihlerinizi bile ''puanınızın tuttuğu en yüksek bölüme'' göre yapmıyor musunuz? örnek vereyim, öss'den önce eczacı olmak isteyen arkadaşım sınavdan yüksek puan alınca tıp yazıyor. madem tuttu gireyim diyor. bu adam diyor ki, ne kadar yüksek yerdeyim, o kadar mutluyum, ne kadar iyi üniversiteye girdim, neşeme daha bir neşe kattım. bu adam neden böyle yapıyor? veya sen neden böyle yapıyorsun?

yine bir örnek vereyim, yine tıp ile ilgili olsun, şu anda bu fakültede okuyan 2. sınıf öğrencilerine falan gidin bir sorun, tus'tan sonra hangi uzmanlığı seçmek istiyorsun diye. yarısından fazlası cerrah olmak istediğini söyleyecek. neden? çünkü yastığa başını koyduğunda, hayallere daldığında bu ona çok iyi bir fikirmiş gibi geliyor. uygun olup olmadığını düşünmeden, sadece ''büyük adam olma dürtüsüyle'' yapıyor bunu. büyük adam olma dürtüsüyle çok çalışıyor, manyağa dönüyor belki, ama giriyor istediği yere.

dünya büyük adam olmaya çalışmış, bir açıdan başarmış, ancak sonunda mutsuz olmuş insanlarla dolu. doktor olmak.. bunu sırf bahsettiğim dürtüyle seçecek o kadar insan var ki. o yüzden ben sormuyorum, ben merak etmiyorum nasıl büyük adam olacağım diye.

not: ''yastığa başını koyduğunda'' hiç sevmiyorum bu kalıbı. neden kullandım ki. ''neyse yastığa başını koyduğunda için rahat olucak mı?'' demedim en azından.
1 /