ben senin beni sevebilme ihtimalini sevdim

1 /
elvis32 elvis32
platonik aşıkların kullanabileceği sözlerden biridir. öyle ya, hep bir umut içinde aşık oldukları insanın bir gün kendilerini seveceğini hayal eder, bu ihtimal için yaşarlar.
missi dominici missi dominici
aşıkla aşık olunan arasında geçen tümevarımsal bir cümle örneklemesi.ilk önce onun seni sevebilme ihtimalini seveceksin.ardından onun hal ve tavırlarını seveceksin.peşi sıra maneviyattan uzaklaşıp onun güzelliğini seveceksin.en sonunda da onu seveceksin.çok meşakkatli görünüyor değil mi? kolay mı öyle birini sevmek.e bu cümlede bahsedilen ikilinin ayrı dünyaların insanı olduğunu düşünürsen tabi ki de aşık, aşık olduğu şahıs hakkında bu tarz bir düşünceye kapılacak.kısır bir döngüdür bu aslında.aşık feleğin sillesini yemiş,hayatta hep kaybetmiş rolünü oynamaktadır.aşık olunan ise büyük dünyaların büyük insanıdır.refah içinde,bir eli yağda bir eli baldadır. bu iki zıt karakter karşılaşınca,hele bir de etkileşim olursa aralarında elbette ki hikayenin son repliği bu cümle olacaktır. aşık, aşık olunana bakacaktır. hislerini,sözlerinin ardına saklayıp 'ben senin beni sevebilme ihtimalini sevdim.' diyecektir. aşık olunan ise senaryoya göre ya çekip gidecektir ardına bakmadan ya da gözlerinden yaşlar süzülecektir ama yine çekip gidecektir. herkes farkındadır ki bu hikaye böyle bitmemelidir. mamafih, perdeler kapanmıştır artık.
birleşikyazılande birleşikyazılande
platonik aşkların sözü olmuştur.

aslında çok sevimsiz bi sözdür.

ben senin beni sevebilme ihtimalini sevdim.. ee yani?

bende senin benimle yatabilme ihtimalini sevdim!! açık olalım birbirimize karşı!

sonra garip garip kişiler, olmayacak kişilere bakıp iç geçirerek "ben o ihtimali sevdim" diyip durdular.. herkeste bi istatistikçi, olasılık uzmanı aq!
hiperaktif kaplumbaga hiperaktif kaplumbaga
başlığı görünce bir an tebessüm ettim ne yalan söyleyim.
hatırlıyorum da lisede şiir kulübünün başkanlığını yapardım. anlaşılacağı üzere şiiri seven bir yapım var. neyse, kulüpteki bir çocuk da sürekli hiper bu hafta güzel bi şiir buldum diye getirirdi felan.

bi gün kendi el yazısıyla yazmış olduğu bu şiiri verdi bana ve hiçbir şey demeden gitti. okudum anam dedim ne etkileyici şiir. bir kaç kez daha okudum sonra. şiiri yaşadım yani ufaktan. bilmiyorum neden sevmiştim içindeki isyan dolu masumane duyguları. ne demek ya ben senin beni sevebilme ihtimalini sevdim ne demek. bu nasıl devasa bir sözdür. ezildim bu satırlar altında. ve ben ne yaptım gittim çocuğu tebrik ettim harika bir şiir seçmişsin diye.

nereden bilebilirdim, çocuğun gerçekten de onu sevebilme ihtimalimi sevdiğini. bazen böyle çok odun olabiliyorum işte.
olaya iş olarak yaklaşınca soyutlanıyorum sanırım her şeyden. nitekim hisli şiirdir vesselam.
hey gidi günler heeyy.
afrika dere kurbağası afrika dere kurbağası
soğuk ve şehirler arası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan
ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam
ben seninle bir gün veysel karani de haşlama yeme ihtimalini sevdim
ilkokulun silgi kokan tebeşir lekeli yıllarında
ankara da karbonmonoksit sonbaharlar yaşanırdı o zaman
özlemeye başladım herkesi
ve bu hasret öyle uzun sürdü ki
adam gibi hasretleri özlemeye başladım sonra
bizim kemalettin tuğcu larımız vardı
birde camların buhusuna yazı yazma imkanı
yumurta kokan arkadaşlarla paylaşılan kahverengi sıralarda solculuk oynamaya başladık
ben doktor oluyordum, sen hemşire
geri kalanlar kontrgerilla
kırmızı boyalarla umut ikliminde harfler yazılıyordu pütürlü duvarlara
ve türk dil kurumuna inat bir türkçeyle
abilerimizden öğrendik ş harfinden orak çekiç figürleri türetmeyi
ankara ya usul usul karbonmonoksit yağıyordu
ve kapalı mekanlarda sevişmeyi öneriyordu haber bültenleri
oysa ankara da hiç sevişmedim ben
disiplin kurulunda tartışılan aşkım olmadı benim
sınıfça gidilen pikniklerde kıçımıza batan platonik dikenleri saymazsak
ankara ya usul usul kurşun yağıyordu
ve belli bir saatten sonra sokağa çıkmamayı öneriyordu haber bültenleri
oyse hiç kurşun yaram olmadı benim
ve hiç bir mahkeme tutanağında geçmedi adım
çatışmaların ortasında sevimli bir çocuk yüzüydüm sadece
sana şiirler biriktiriyordum fen bilgisi defterinde
ama sen yoktun
ben seni beni sevebilme ihtimalini seviyordum
sunni teneffüs saatlerinde
okul servisi sen hep zamansız,amansızca
bir lojman griliğine götürüyordu
ben senin benimle tunalı hilmi caddesine gelebilme ihtimalini seviyordum
ben senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum
yaz sıcağı toprağı çekiyordu tenimin çatlamaya hazır gevrekliğini
sonra otobüs oluyordun
kırık yarık yolların çare bilmez sürgünü
ne yana baksam dağ ve deniz sanıyordum muş ovasının yalancı maviliğini
otobüs oluyordun bir süre
yanımızdan geçen kara trenlerle yarışıyordun
yanağım otobüs camının garantisinde
otobüs oluyordun bir ülkeden bir iç ülkeye
çocukluğuma yaklaştıkça büyüyordun
zap suyunun sesini başına koyuyordum şarkılarımın listesinin
korkuyordum
sonra iniyordum otobüsten
çarşıdan bizim eve giden
ömrümün en uzun
ömrümün en kısa
ömrümün en çocuk
ömrümün en ihtiyar yolunu koşuyordum
çünkü sonunda annem oluyordun
babam kokuyordum sonunda
soğuk ve şehirler arası otobüslerde vaz geçtim çocuk olmaktan
ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam
ben seninle bir gün vandaki bir kahvaltı salonunda
ben seninle sadece bilmek zorunda kalanların bildiği bir yol üstü lokantasında
ben seninle ağrı dağının mistik ve demli bir çay kıvamında bakan
doğu beyazıt ın herhangi bir toprak damında
ben senin herhangi bir insan elinin terli coğrafyasında olma ihtimalini sevdim

ben senin beni sevebilme ihtimalini sevdim
1 /