beni benimle bırak

1 /
anosias anosias
zuhal olcayın başucu şarkıları albümünde seslendirdiği klasikleşmiş şarkı

gün olur da hani bir gün benden bıkarsan
gün olur da hani bu evden çıkıp gidersen
sanma ki senden
senin uğruna verdiklerimden
geriye birşey isterim sen ayrılırken
sanma ki senin için yaptıklarımın
hesabı sorulacaktır senden

beni benimle bırak giderken
başka bir şey istemem ayrılırken
bana bir tek beni bırak ne olur
gerisi senin olsun

bir başka alem seni benden alırsa
bir başkasına olur da aşık olursan
sanma ki senden
senin uğruna verdiklerimden
geriye bir şey isterim sen ayrılırken
sanma ki senin için yaptıklarımın
hesabı sorulacaktır senden
lulu lulu
sanma ki senden
senin uğruna verdiklerimden
geriye bir şey isterim sen ayrılırken

dese de beni benimle bırak diyerek birşey istemektedir.

beni benimle bırak giderken
başka bir şey istemem ayrılırken
bana bir tek beni bırak ne olur
gerisi senin olsun

kadınlar herzaman ister. onun için kadın şarkısıdır.
melodis melodis
geride kalanların şarkısıdır. gidenin arkasından gitme, kal diyememe durumudur.

" seninle ben den çıktığımıza inandım bize ulaştık ama gidersen artık bir daha ben olamam. "

demenin başka bir yoludur.
melankolik ayı melankolik ayı
nükhet duru'nun da ayrı tatlarda okuduğu, her ne kadar sesi pek gitmese de, birleşen müziği ile levent yüksel'in de harika yorumladığı, inceden inceden dinleyenleri kıymık parçalarına bölen, klasikleşmiş şarkı.

hele hele levent yüksel şarkının sonlarına doğru bir kopar ki, sizi de kopartır; düşüncelerinizden, kendinizden, benliğinizden; kim bilir belki de sevdiklerinizden...

(bkz: levent yüksel)
(bkz: kadın şarkıları)
(bkz: nükhet duru)
ceket yok pantolon verelim ceket yok pantolon verelim
nedense şahsımın nükhet duru ve levent yüksel'den dinlemektense yasemin enis'ten dinlemeyi tercih ettiren parçadır.

şu hayat yolunda merhabaların arkasında bağlanan elvedalarda ister giden siz olun ister bırakılan siz olun öyle ya da böyle bir vakit bir hayalle başbaşa kalırsınız. - seydim, -saydı girdaplarına bulanmış bir vaziyette düşleriniz, düşlerimiz o kişiler ve olgularla bezenir. gün acaba nerde hata yaptım soruları ile mahv-ı perişan olur. zaten zor olan ve güngeçtikçe keleklesen hayat şartlarımızın bedbahtlığını mercekleştirir. sonuç mu ne olur? herhalde günlük güneşlik olmaz. hatta rüyalarınıza pis bir yağmur bile yağar.

işte bu sözler hiç olmazsa bir merhabanin nasilsın mertebesinden atlayarak güvenibilme aşamasına girzgahının bitişinde ister direk ister gözlerle olsun söylenen sözlerdir. olurda bir gün saygının bitmesiyle güvenin yok olmasının kaçınılmaz sonucu olan didişmelerin halefinde ayrııkta bari kuruntularla ömrü hayatımın geri kalanı zehr olmasın, bari hiç olmazsa gördüğüm güzellikleri senle üleştirip zehir olmasın sekerler, bari her tattığım acının faturasını sana cıkarmayayım, kendi eşekliklerimin yükünü ben taşıyım mealine gelmektedir.

yalnızlığını bile kaybeden birey dünyadaki herşeyini çoktan kaybetmiştir. misal olaraktan ortak platformumuz olan bu sözlükte entry ... -pardon alışkanlık- giri yazarken bir çok zübüklüğe maruz kalırız. hızlı bir şekilde başladığımız ve ilham yoğunlaşan beyinlerimiz klavye vasıtası ile ekrana akarken birden kesintiye uğrar. ilhamın bize bahsettiği büyü bozulur ve fırtına gibi girizgah yaptığımız giri ne yazık ki sidik zoruyla biter.

işte insan hayatlarıda böyledir, bir merhaba ve akabinde gelen elveda bizimde büyümüzü daha doğrusu ritmimizi bozar ve akabinde sadece içimizde buz gibi öfke kalır. gerisi ise sadece sessizliktir.

aslında sessizlik değildir bile bazen hiç beklemdiğiniz bir yerde kulağınıza bir tını çalınır ve idare edersiniz. zaten tınısız bir hayatın ne manası var diyerek şu linkide verelim bakalım:



1 /