beni bu havalar mahvetti

chansonnn chansonnn
beni bu güzel havalar mahvetti,
böyle havada istifa ettim
evkaftaki memuriyetimden.
tütüne böyle havada alıştım,
böyle havada aşık oldum;
eve ekmekle tuz götürmeyi
böyle havalarda unuttum;
şiir yazma hastalığım
hep böyle havalarda nüksetti;
beni bu güzel havalar mahvetti.

orhan veli kanık
kazein kazein
şu sıralar fazla yoğunlukta olan polenler yüzünden sürekli kurduğum cümle. ister istemez ortaya çıkan durum. sürekli sulanan gözler, ağlamaklı bakmak, insanların '' ne oldu neyin var?? niiçin ağlıyorsun ki ?? '' diye sormaları hiç hoş değil hiç..
3400 3400
tam bir aydır böyle havaları beklemekle geçiyor ömrümüz. delikanlı bahar neredesin olum. şöyle içimiz ısınsa, kırları filan düşünsek. bebek'te bir kahvede bir deniz seyretsek, biz kızlara baksak kızlar bize baksa.
seneryocu2 seneryocu2
orhan velini'nin en sevdiğim şiirlerinden biridir.orhan veliyi mahveden güzel havalar hangi genç kızı ,hangi delikanlıyı mahvetmedi ki sizi de mahvetmesin....

hem vallavi,hem billahi gençlik yıllarımın geçtiği 1960 lı yıllarda beni de mahvetti!!!!

anlatayım efendim....

1966 yılının kış ayları ... ocak-şubat.lise 3 sınıftayım .şimdikilerin karnede takdir almak dedikleri ve bir sınıfta onlarca kişinin takdir aldığı için benim gözümde manevi değeri olmayan bir olayla karşı karşıyaydım.yalnız o yıllarda bunun adı iftihar listesine geçmek idi.o da her sınıftan iki öğrenci,o sınıfa giren öğretmenlerin oyları ile,çalışkanlıkları ve ahlakları dikkate alınarak seçilirdi.tüm derslerim iyi,pekiyi.tüm arkadaşlarım ve öğretmenlerim tarafından seviliyorum.ağzım laf yapıyor!!! 27 mayıs ihtilali olmuş,özgürlükler diz boyu!!! biz o özgürlükleri az bulmuşuz daha da genişletmek isteriz.genciz kafamızda kavak yelleri estiği gibi devrim rüzgarları da esmekte!!!ahmet altan ve mehmet altanların babası çetin altan (dönek) liderimiz.yazdığı yazılarla her gün bize gaz veriyor!
biz de devrime kaç yıl kaldı hesapları yapıyoruz!

bir gün öldü ise allah rahmet eylesin veya günahlarını affetsin,yaşıyor ise kulakları çınlasın kimya öğretmenimiz sınıfta alenen bizim liderlerimiz çetin altanı öyle bir suçladı öyle bir suçladı ki.sağ basından hakkında yazılanlardan örnekler sundu...
sözü bitince ,ben söz aldım ve dedimki sayın hocam süleyman demirel hakkında da bunlar bunlar yazılıyor çiziliyor deyince,üzerime saldırdı,boğazımı sıktı ve ben bu ülkenin başbakanına laf söyletmem dedi.ben de ittirerek,fikire kaba kuvvetle değil fikirle cevap verin hocam dedim.

aaa! ne oldu biliyor musunuz sevgili genç sözlük yazarları!!! sanki 66 kişilik sınıf bir yerden komut almışçasına :ali doğru söylüyor hocam dedi.hocamız kızardı,bozardı kem küm etti.ama en az 10 üzerinden 8 olan karne notumu 3 olarak takdir etti ve ben şubat dönemi itibari ile bir dersim zayıf olduğu için iftihar listesine g i r e m e m e d i m....

eee..şubattan sonra mart derken nisan geldi...denizli gibi bir vilayette,egede,nisan ve mayıs ayları baharın coştuğu,doğanın delirdiği aylardır.doğa sizi ders çalışmamaya,haylazlık etmeye çağırırken,hormonlarınız da başka şeyler yapmaya çağırır.ama o yıllarda kızlarla erkeklerin bir birlerine günaydın demeleri bile sanki kurallara bağlanmıştı. ne yapılabilirdi bu durumda?
sınıfın erkek arkadaşları sabahleyin topluca sınıftan ayrılır,okula hayli uzak bir kahvenin yolunu tutardık.
başımızda sınıf başkanı olduğu halde kahveye varır dörtlü ,altışarlı masalara oturur ve önce o gün kahvede bulunan öğrencilerin yoklamasını alırdık.inanmayacaksınzız ama 66 kişilik sınıftan en az 30 kişisi yoklamada hazır bulunurdu... ve birinci dönem sonunda iftihar listesine geçmeyi bekleyen ve kendimce hak eden ben daima bu otuz kişinin arasında yer aldım.son dersin bitmesine yakın hep birlikte okula uğrar,sınıf başkanımız derste bulunan arkadaşın elinden sınıf defterini ve yoklam listesini alır ve bu arada listeyi yırtardı.
işte bu 1966 baharının güzel havaları,birinci karnede 1 tane olan zayıfımı sekize yükseltti.
yani anlayacağınız bir dönemde beni de hep bu güzel havalar mahvetti...bereket ben orhan veli kadar şanssız değildim,ebediyyen mahvedemedi.derledim,toparladım...

şimdi bu kadar söz ettikten sonra,rahmetli orhan veliden söz ettikten sonra,onun şiirine burada yer vermezsek mezarında kırılır gücenir....

beni bu güzel havalar mahvetti

beni hep böyle güzel havalar mahvetti,
böyle havada istifa ettim
evkaftaki memuriyetimden.
tütüne böyle havada alıştım,
böyle havada aşık oldum;
eve ekmekle tuz götürmeyi;
böyle havada unuttum.
şiir yazma hastalığım,
böyle havada nüksetti;
beni bu güzel havalar mahvetti....
kiya kiya
doğu'nun en büyük şairlerinden sayılan fuzuli diyor: ''aldanma şair sözü elbette yalandır''
ama ben bu cümleyi şairin hoş bir esprisi gibi yoruyorum. şiirlerde söylenenlerle, bir şeyler arasında paralellik aramak hobim.

örneğin, roland barthes yazıyor: ''bu güneşin altında söylenmemiş söz yoktur''
yanılmıyorsam buna benzer bir fikir incil'de de var.

aziz nesin şöyle cevap veriyor bu fikre: ''güneşin altında söylenmemiş söz yokmuş
bu yüzden geceleri söylüyorum sevgimi''

yaz depresyonları bilimin son yıllarda keşfettiği ve araştırmaların devam ettiği bir konu.
yüz kişinin birinde oluyor bu depresyon. halen kesin nedeni bilinmiyor, ama esas dikkat güneş ışınlarının üzerinde. bu teşhisi koymak için insan birkaç kez yazın depresyona girmeli. tezahürleri nedir peki? ümitsizlik, isteksizlik, intihar eğiliminin artması, aşırı duyarlılık, sinirlilik, heyecan ve endişe.

oysa bilimin son yıllarda geldiği sonucu orhan veli yıllar önce 'güzel havalar' şiiri ile bulmuştu:

''beni bu güzel havalar mahvetti,
böyle havada istifa ettim
evkaftaki memuriyetimden.
tütüne böyle havada alıştım,
böyle havada âşık oldum;
eve ekmekle tuz götürmeyi
böyle havalarda unuttum;
şiir yazma hastalığım
hep böyle havalarda nüksetti;
beni bu güzel havalar mahvetti''

ve ben. internette bulup okuduklarıma bakılırsa ben de yüzde birden, bu depresyonun müptelalarından biriyim. beni de bu güzel havalar mahvediyor. orhan veli'ye tuz almayı unutturan güzel havalar.