beyaz cüce

stone cold stone cold
ilk kütlesi 8 güneş kütlesinden daha az olan bir yıldızın ömrünün son safhası.bu safhaya gelmeden önce kararsız hâle gelen yıldızın dış kısmı uzaya püskürür.en sonunda geriye yıldızın ilk kütlesinin yaklaşık olarak yüzde onunu içeren bir çekirdek kalır.içe doğru çöken bu çekirdeğe beyaz cüce denir.bir beyaz cücenin sahip olabileceği en büyük kütle güneş kütlesinin en fazla 1.4 katı kadar olabilir.
umg472 umg472
daha fazla füzyon yaparak ağır elementler üretemeyecek seviyeye gelen, yani enerji üretemeyen büyük yıldızlar* güçlü bir patlamayla (bkz: süpernova ) kütlesinin büyük kısmını* kaybeder. geride kalan çekirdek kısmına beyaz cüce denir.
beyaz cücelerde, kütlenin daha fazla içe çökmesini engelleyen şey elektron bozunum basıncıdır. fakat çok büyük yıldızlarda elektron bozunum basıncı içe çökmeyi engellemeye yetmez. bir sonraki aşamada yıldız nötron yıldızına dönüşür.

böyle içe çöke çöke, en sonunda çok küçük bir hacme hayal edilemeyecek büyüklükte bir kütle sığar, yani devasa bir çekim kuvveti meydana gelir. bir başka değişle, süreç sonunda bir kara delik oluşur.
coop coop
evrendeki son ışık kaynağı olarak görülen yıldız metamorfozu.

evrendeki bütün yıldızlar elbet birgün bütün enerjisini bititecek, geriye sadece yıldızın iç çekirdeği kalacak ve beyaz cüceye dönüşecektir.

milyarlarca yıl sonra (tabii insanoğlu hala varlığını sürdürebilirse) güneşimizin yakıtı bitecek. başka bir yıldız ömrünü yitirdiğinde ve patlayıp beyaz cüceye dönüştüğünde enerjisini az da olsa kullanabileceğiz. güneş üzerindeki füzyon tepkimeleri, beyaz cücenin üzerinde yer çekiminden dolayı uzun yıllar boyunca devam edebiliyor. kim bilir belki ileride beyaz cücelerden enerji üretebiliriz.
2
ontolojikvaka ontolojikvaka
-----minpietro'ya bir borç bilerek------

yildızlar da tıpkı aşklar gibidir. oluşmalari icin toz ve gazların oluşturdugu bir nebulaya ihtiyac duyarlar. bu toz ve gazları, ilgi duyduğumuz kimsenin hoşlandıgımız yanlarina benzetebiliriz. bu aşamada kütle çekim etksi * sihrini göstererek onları üst üste biriktirmeye başlar. yeterince öbeklenen kütleler küçük kütleleri çekerek daha da büyürler. bu ise büyüme hızını logaritmik kılan esastır. şuna benzetilebilir: belirli çoklukta özelliklerini begendigimiz insanların diğer kusurlarını iliskiye başlama evresinde görmezden gelme egiliminde oluruz. ve bu süreç bir nevi insanin kendisini ikna etme sürecidir.
herneyse...
aşk için bunlar yeterli degildir elbette. nitekim yıldızlar için de kütle cekimden fazlasi gerekecektir. yüksek basınç ve sıcaklık etkisinde nükleer kuvvetler işin içine girmeye başlar *. hidrojen füzyonları ile oluşan sıcaklık kütleyi uzaya savurma eğiliminde olurken, kütle çekim ise bir arada tutmaya çalısacaktır. iste buna çatışma diyoruz. aşkın hammaddesi de budur: örneğin aşık olduğu bir kimseye herhangi bir sebepten kavuşamama hali... dikkat ederseniz günumüz televizyon dizilerinde izlenebilirliği arttırmak için bu öğeler kullanılır. bu arada aşk dedigimiz yer tek kişilik bir mecradır. o yuzden platonik aşk kavramı bir kelime israfıdir diyebiliriz. elbette 2 li ve 3 lü yıldız sistemleri de bulunmaktadir. ancak her yıldız kendi kütlesinden mesuldür. burasi önemli.
gel gelelim bir yıldız nasıl ölür.
-kütlesine göre ölümleri farklılık gösterebilecekken, ölüm sebepleri asla degısmez. yeterince zamanın geçmesini bekleyin. en büyük fizik yasası görevini tamamlayacaktır.
:
"doğan hersey dönüşür ve dönüşen her şey ölür." (herakleitos da farklı bir yoldan söylerdi kuşkusuz. )

yıldizlar ölmeden önce hidrojen yakıtları tükenir. ve helyum u yakıt olarak kullanmaya başlar. helyum un sıcaklıgı daha yüksek olduğu için; öncesinden aşk olarak tanimladigımız "kaotik denge hali", savrulma lehine yön degıstirir ve genisleyip yeni bir denge kurar. aşk böylece büyüyecek ve bir kırmızı deve dönüsecektir. kirmızı devler daha büyük ve daha sıcaktirlar ancak tek sorunları kacınılmaz sonu daha hızlı yaklaştırmalarıdır. çünkü nükleer etkilesim hızı daha yuksek olacaktir. bu arada ek bilgi olarak; günesimiz helyum füzyonlarindan en fazla oksijen elementi üretebilecek kadar enerji çıkartabilecektir. bu da demektir ki kütle numarası oksijenden büyük olan hic bir element güneşimizin icrası ve harcı olamayacaktır.
nerde kalmıştık... aşk 2. aşamasına dogru yol alıyordu. kirmizi dev süreci...
:
bu sürec genellikle ağır depresyonlar ve iç cekmeler ile geçen çok hassas bir sürectir. 2. aşamayı 1. aşamadan ayiran en önemli fark: kavuşulmaya dair inancın yitirilmesidir. kişi onsuz yasayamayacagına ve tüm varlık sebebinin "o" olduguna kendisini inandırır. kavuşulmazlık zihninde o kadar net yer tutmustur ki içten içe bu kendi varlıgını sorgulamaya götürür kendisini. teselli olacak tek şey ise bu sürecin yıldız ömründeki en kısa süre olmasıdır.

ve beyaz cüce nedir? sorusuna gelirsek...
en basta belirttigim uzere kütlelerine göre ölme biçimleri degisen yildizlarda, beyaz cüce en kücük kütleli yildizlar icin gecerli olan ölme bicimidir. güneşimiz bu gruba dahildir. bünyesinde daha fazla helyum yakıtı bulunmayan yıldız sogumaya baslar. ve kutlesinin bir kismini uzay boşluguna dogru savurup* aynı zamanda hacimsel olarak küçülerek bir beyaz cüceye dönüsürler. bu kücülmenin esasını atomların birbirleri ve kendi uzerlerine çökmesi olarak düşünebiliriz. bu yüzden kücük hacimlidirler ve soluk bir beyaz ısık huzmesi saçarlar boşluğa

tıpkı yitik aşklar gibi...

beyaz cüceler acısıyla ve tatlısıyla göz kamastırmaya devam ederler. onları izlemeyi severiz. çunku soluk beyaz ışıkları duygusal tarihimizin kalıntılarıdırlar.



daha buyük kütleli yildız ölümleri ıçin;
(bkz: nötron yıldızı )
(bkz: kara delik)