beyaz gelincik

1 /
wondrous wondrous
geçen de ayda yılda bir geçtiğim televizyonun başında seyrettim. öyle ki bu sezon seyrettiğim ilk dizi oldu.

en sonunda bekleneni yapmışlar diyebiliriz. beklenen neydi? türkiye'de bugüne kadar tutmuş dizileri alıp karıştırmak ve ortaya iyi kötü bir sentez koymak. niye iyi kötü? çünkü televizyon başındaki halkım iyi kötü ayrımı yapmaz. zira iyi de olsa kötü de olsa zaten onun o prodüksiyondan bir şey alma beklentisi yoktur. oturur seyreder, gecesini geçirir. bundan ötürü seyirci kitlesini suçlamıyorum. konuyu çok dağıtmadan beyaz gelincik'i oluşturan öğelere bakalım.


asmalı konak: türkiye'nin büyük şehirlerinde insanlar hala ankara'nın doğusunda böyle konaklarda yaşayan aileler, başlarında ağalar olduğunu sanır. onların şatafatlı halleri çok hoşlarına gider. bununla birlikte bu postmodern ağalar, bilinen ağa formatının dışında damat-tween reklamlarından fırlamış gibi sinek kaydı traşlı, tek elleri takım elbiselerinin ceplerinde insanlar olmalı. zira türk kadınının hoşuna hem maço hem karizmatik erkekler gider. "yok benim hoşuma gitmiyor" diyorsanız sizden bahsetmedim zaten, ben o televizyonun başına oturan kadınlardan bahsettim.

zerda: zerda'nın temelini oluşturan "konağa gelen gelinin konak komünitesi üstüne çıkması" olgusu aynen bu diziyi oluşturan bir öğe olmuş. aynı zamanda konak gelinleri arasındaki olası sürtüşmeler biraz modifiye edilerek aktarılmış. yılan hikayesi'nde polis kızımızı oynayan hanım kızı bu kez çok çok itici bir rolde görüyoruz. ve kendisi çok başarısız bir oyuncu, bunu kabul etsin özümzesin. bu satırları da okuyorsa hiç kusura bakmasın. (gözleri güzel ama)

deli yürek: prodüksiyon ekibi tarafından bu öğe katılmamış olabilir. bunu ben uydurdum zira ilk bakışta erkan petekkaya'yı kenan imirzalıoğlu'na benzettim ve sonra gerçeği farkettim. mizaç açısından pek farkı olmasa da ikisi ayrı insanlar. bu karışıklık için özür dilerim. geçin burayı.

bir istanbul masalı: işte kilit dizimiz bu. bir istanbul masalı neydi? geçen yılın en çok tutan dizisi. niye? 80'li yılların yeşilçam'ından beri döndüre döndüre işlenmiş bir konuyu temel aldı. sınıf çatışmasını, proleterya-burjuvazi ayrımını. (hey hey!) bu dizimizde ne var? ziraat mühendisi kızımız patronuyla yakınlaşma içine giriyor. fakat bu yakınlaşmadan önce her dizide olduğu gibi önce kavga ediyorlar sonra mevzu artık yatağa kadar gidecek. (zamanının ötesinde laflar söylüyorum.)

onun dışında hayırlısı olsun. klasik bir türk dizisi işte.
böcek böcek
ağa olan ömer aslanbaş'ın ukalalığına,kendini* bi bok sanmasına ve dizinin en uyuz karakteri olmasına rağmen başrolde olduğu dizi.
böcek böcek
şu an yayınlanan bölümünde kardeşi* ömer ağa'ya ''doğuya mı gidelim batıya mı?'' dediğinde,ömer'in cevap olarak ''köklerim beni her zaman doğuya çekti'' cevabını verdiği üfürükten dizi.**
fitnefücur fitnefücur
meryemce ve mustafanın oğlunu oynayan çocuğun ivedi bir şekilde susturulmasını istediğim dizi.yeni bölümü 18 eylülde yayınlanan dizide türlü saçmalıklar birbirini kovaladı.hadi bütün saçmalıklara rağmen ben bu diziyi seviyorum ve izliyorum ama o çocuk konuşmasın deliriyorum.çocuğu epey büyük bir bayan seslendirmecinin seslendirdiği gözümden kaçamadı maalesef.fakat öylesine kötü bir seslendirme ki çocuğu dinlemeye tahammül edemedim.miyavlamakla viyaklamak arası,ne dediği belli bile olmuyor.hayır neden inatla o çocuğu konuşturmaya çalışmışlar anlamadım.daha söylenecek çok şey var ama gerek yok.
mgen mgen
o kadar abuk bir dizi ki ve başroldekiler o kadar itici tipler ki dizinin en kötü karakteri olan aziz yani olgun şimşek dizinin en sevilen ve hatta en sempatik karakteri. bence dizinin finalinde aziz, ömer aslanbaş adındaki ne bok yediği belli olmayan ağaya bir temiz dayak atıp ağzını burnunu dağıtsa, sonra da beyaz gelinciğe tecavüz etse tüm izleyenler zevkten dört köşe olur. hem senaristler de zoraki bir mutlu son yaratma sıkıntısından kurtulurlar.
crous crous
her hafta bölüm tanıtımınında " her hafta soluksuz izlediğiniz, bir sonraki bölümünü heyecanla beklediğiniz" tekrarından usandıran dizi..
dulcinea dulcinea
dizideki bu ceren karakteri kimdir, necidir, nereden çıktı hiç bilmiyorum. dizinin ikinci sezonu olmasına karşın bu ceren kızımızı dizide görmek dışında ne bir haberini, ne bir ropörtajını ne de bir söyleşisini görmedik, işitmedik. sanal bir karakter midir kendileri acaba? yoksa dizinin içine türlü animasyonlarla mı yerleştirildi?
fitnefücur fitnefücur
14.05.2007 deki bölümünden bir alıntı:

-şuna bak lan,koskoca ağanın karısı da tarlada doğuruyo,neysee....

bitse de gitsek tadındaki dizinin sanırım son bölümlerine yaklaşıyoruz artık.mutluluktan doğuracağım bittiği zaman.
rasmus rasmus
-spoiler-
bu geceki finalde ceren'in öleceği dizi. zaten ölmese, o saçma senaryoyu bir sona bağlayamazlardı.

edit: en azından benim için öldü. oldu mu?
mgen mgen
dün gece kötülerin cezasını bulduğu, iyilerin mutluluğu yakaladığı ve yılardır çözülemeyen sırların bir anda ortaya çıktığı final bölümüyle nihayete ermiş dizidir. seyredenler de "oh bee" deyip, bir ızdıraptan daha kurtulmanın huzuru ile uykuya dalmışlardır.
1 /