beyaz zambaklar ülkesinde

3 /
platonun ütopyası platonun ütopyası
finlandiya eğitim sistemini ve toplum yapısını düzeltmek için uğraşan bir aydının hikayesi. hep birlikte toplumun tüm kesimleri bir bütün halinde çalışır ve fakir finlandiya ülkesini eğitimle kalkındırırlar.

türkiye gibi ülkeler için ibretlik bir kitaptır.
1
cantay cantay
atatürk'ün askeri liselerde okutulmasını önerdiği kitap. gerçekten muhteşem. finlandiya nasıl doğmuş, nasıl bugünkü durumuna gelmiş bu kitabı okuyunca anlaşılıyor.
sorandana sorandana
snelman ve arkadaşları, halk öğretmenleri sıfatıyla sürekli hizmet ederek bataklıklar ülkesini beyaz zambaklar ülkesine dönüştürmeyi başarmışlardır.

"aydın olmak, modaya uygun kıyafetler giymek veya kolalı yakalık ve modern şapka takmak demek değildir. halk size, iyi bir ücret almanız ve akşamları sözde okuma salonlarında kağıt ve domino oynamanız için okutup terbiye vermedi. bu durumda siz aydın değil de küflenmiş aydın oluyorsunuz.

sizin göreviniz onları eğitmektir. onları büyük, kültürlü halkların ailesine sokmaktır. unutmayınız ki, halkın cehaleti, kabalığı, sarhoşluğu, hastalıkları, fakirliği sizin ayıbınızdır."

...(öğretmenlere) "sizleri fedakarlığa davet ediyorum! herkesi değil, yalnızca fedakarlık yapmayı kabul eden ve bunu yapabilecekleri çağırıyorum. afedersiniz, ama sizinle açık konuşacağım: biliyorum ki, her meslekte olduğu gibi aranızda ruhen eğitmen olmayanlar da var. onlar sanatkar bile değiller. onlar mesleklerini sevmeyen, mesleklerine kahreden tembellerdir. bir arkadaş olarak onlara nasihat ederim: okulu bırakın. başka bir uğraş bulun, yazıhanelere gidin, tüccar olun. başka işlerle ilgilenin. ama canlı ruha ve büyük bilgiye gerek duyulan meslekleri işgal etmeyin..."

(kitaptan alıntılanmıştır.)
platonun ütopyası platonun ütopyası
buna benzer bir hikayenin başrolü olmaya doğru gidiyor hayatım.

ama karşıma çıkan engeller burası finlandiya değil, küçük düşün diye telkinlerde bulunuyor. ne yana gidersem gideyim tuttuğum yer elimde kalıyor.

umarım birgün gücüm tükenmeden misyonumu tamamlarım.
pedesa pedesa
şimdi gençler bakın, eğer finladinya tarihi ve nasıl kalkındığı üzerine bilgi edinmek istiyorsanız google denen bir şey var. bu kitaba para verip zaman ayırmanıza gerek yok. ayrıca yazarın yobazlık ve dar kafalılığına katlanmak zorunda da kalmazsınız. neymiş efenim; futbol sevenler cahil, roman okuyanlar hayal aleminde yaşayan kıt insanlarmış. ha siktir lan ordan. atatürk bu kitabı önermiş olabilir ama zaten kendisi en büyük devrimci. finlandiyalılardan önce o rol model zaten bizim için. kısacası gerek yok zambaklar falan.
terminal tedirginliği terminal tedirginliği
1920'li yıllarda yazılmış olan, bir bataklık ülkesi olan finlandiya'nın nasıl beyaz zambaklar ülkesine dönüştüğünü anlatan ve atatürk'ün okul müfredatına konulmasını istediği kitap.

kitap aslında gelişmekte olan ülkelere bir örnek teşkil eder ve kurgu kısımları da buna dahildir. bir nevi, bir aydının öncülüğünde toplumsal dayanışmanın nasıl güzel sonuçlar verdiğini bize anlatır.

okurken aklıma istemsizce köy enstitüleri geldi. sanırım bu duyguyu sadece ben yaşamamışımdır. ve bugünlerde hep dile getirilen "milliyetçilik" kavramının nasıl sözde değil özde olması gerektiğini gösterir bize.

kitapta devleti aile gibi görür yazar. ama aile içerisinde "devlet baba" anlayışı yoktur. sözde aydınları, halkının yoksulluğuna, çaresizliğine yüz çevirip pahalı kıyafetlerle meyhanelerde bira içen sözde atdınları sert dille eleştirir. tam bir "entel maganda" der onlara.

her siyasetçinin, her eğitimcinin, her bürokratın, vatandaş olan herkesin okuması gereken bir kitap bence.

en güzel cümlelerden biri ise:

"ülkede çalışan ve üreten her bir insan, bir değerdir. bunun yediği-içtiği her şeyi, tüketimini hesaplayınız. mantıklı bir şekilde yetiştirilen her insanın ülkeye neler kazandırabileceğini bir düşünün! bir de üretmeden tüketenlerin, sarhoşların, asalakların maliyetini karşılaştırın. eğer halkımız eğitim görmüş olsaydı, bunların her biri ülke için millet için çalışan, üreten birer güç kaynağı olurdu."
3 /