beyazıt meydanı

1 /
janissary janissary
medeniyetimizin alamet-i farikalarından olan güzide bir mekan.

meydanın ortasında durup osmanlının sinandan önceki döneme ait en önemli yapıtlarından olan beyazıt camisini karşınıza aldığınızda, sol tarafınızda son dönemin ayaklı kütüphanelerinden ismail saib sencerin uzun yıllar müdürlüğünü yaptığı beyazıt devlet kütüphanesi, sol çaprazda da, cami ile kütüphanenin kesiştiği noktada büyük ağaçların arasından sahaflar çarşısının kapısı görünür.
hemen sağ tarafta küçük kubbeleriyle, güzel mimarisiyle hat eserleri müzesi.çok zengin kabul edilemezse de, farklı dönemlere ait el yazması kuranı kerimlerin, hilyelerin ve değişik istiflerin bulunduğu bir müze burası.ancak hat görmek için müzeye gitmeye de gerek yok.bu müzenin hemen sağında üzerinde şefik beye ait enfes celi sülüs hattıyla ve bütün ihtişamıyla istanbul üniversitesinin kapısı yer alır.

üniversite, kütüphane, sahaflar çarşısı, müze ve cami. ve bunların orta yerinde parke taşlarıyla,güvercinleriyle tarihi bir meydan.
bu meydana ve eserlere, yaşanan onca tecrübenin ardından bakıldığında, daha bir sevileceğine kuşku yoktur.
meramise meramise
iki büyük imparatorluğun; osmanlı'nın ve bizans'ın kalbinin attığı yerde, tarihin tam da ortasında üniversite okumuş olmanın verdiği zevki hiç bir şeye değişmem.

okuldan dışarı adımımı atar atmaz başımı kaldırdığımda gördüğüm o eşsiz meydanın hangi tarihi eylemlere ev sahipliği yaptığını düşünerek otobüs duraklarına doğru yürürken, çoğu zaman, tarih beni kendine çekerdi. bu hazzı biraz daha uzatmak için de, işim de yoksa, beyazıt meydanı'nı ortasından kesip geçerek sahaflar çarşısı'na dalar, öylesine karıştırdığım kitaplar beni yorunca, kapalı çarşı'ya doğru yürür, gezine gezine bulduğum nur-u osmaniye çıkışından cağaloğlu'na, ordan topkapı sarayı'na, ordan da valiliğin de arkasını dolaşarak eminönü iskelesine çıkardım.

ve beyazıt'ta başlayan bu gezilerimde attığım her adımda bu taşlara bir padişahın da basmış olabileceğini düşünmek tüylerimi ürpertirdi.

iskeleye varır varmaz da tarih kokan yolculuğumu dijital cızırtısıyla kesen eminönü dilencisi arabeskçi ama kızın sesi beni bu kimliksiz dünyaya tüm gerçekliğiyle taşırdı. işte ben bu gerçekliği sevemediğim için, bu aleme beni saygısızca ve teklifsizce taşıyan o ama kız yüzünden ve tüm diğer eminönü çığırtkanları yüzünden, istanbul'un bir tek eminönü'sünü sevemedim.

beyazıt'ı, tarih koktuğu için seviyorum; ve istanbul'u da.

sonradan gelen: kabul ediyorum; son paragraf orhan pamuk'umsu bir anlatıma göz kırpmaya meyleder olmuş. bir sonraki sefere altı- yedi satırdan/ uzun bir paragraftan oluşan ve içinde sık sık/ yer yer "kumpas" kelimesi geçen yeni bir giri, en temel hedefimdir*.
bir mendil niye kanar bir mendil niye kanar
ellerinde kitapları, türküleriyle geldiler
dalga dalga aydınlık oldular
yürüdüler karanlığın üstüne
meydanları zaptettiler yine
beyazıt'ta şehit düşen
silkinip kalktı kabrinden,
ve elinde bir güneş gibi taşıyıp yarasını
yıktı şahmeran'ın mağarasını.
daha gün o gün değil, derlenip dürülmesin bayraklar.
dinleyin, duyduğunuz çakalların ulumasıdır.
safları sıklaştırın çocuklar,
bu kavga faşizme karşı, bu kavga hürriyet kavgasıdır.
maria elena maria elena
protesto meydanı.

"cuma namazı sonrası beyazıt meydanı'nda toplanan cemaat, galiba bir şeyleri protesto etti."

"cemaat neşeli tavırlarıyla dikkat çekti. "

"çevik kuvvet'in ilgisizliği tansiyonu yükseltti. "

zaytung - cuma namazı sonrası beyazıt meydanı'nda toplanan cemaat, galiba bir şeyleri protesto etti bir süredir toplu halde protesto edebilecekleri yeterince iyi bir olay olmamasından şikayetçi olan beyazıt cami cemaati, pratiklerini kaybetmemek a... zaytung
anneanne anneanne
bir ölü yatıyor
on dokuz yaşında bir delikanlı
gündüzleri güneşte
geceleri yıldızların altında
istanbulda, beyazıt meydanında.

bir ölü yatıyor
ders kitabı bir elinde
bir elinde başlamadan biten rüyası
bin dokuz yüz altmış yılı nisanında
istanbulda, beyazıt meydanında.

bir ölü yatıyor
vurdular
kurşun yarası
kızıl karanfil gibi açmış alnında
istanbulda, beyazıt meydanında.

bir ölü yatacak
toprağa şıp şıp damlayacak kanı
silâhlı milletimin hürriyet türküleriyle gelip
zaptedene kadar
büyük meydanı.

nazım hikmet


tanım: gösteri yapan bazı gurupların coplandığı, dövüldüğü, biber gazı yediği hatta öldürüldüğü, bazı gurupların da çevik kuvvet tarafından görmezden gelindiği meydandır.
albatros34 albatros34
bir ayağınızla bastığınız taşın altından çıkan suyla diğer paçanızı ıslatabileceğiniz güzide meydan...

not:sanırım bu yıl tadilattan geçmiş en son gittiğimde zıpladım hopladım 'lekeden eser yok!'...
yerdemir yerdemir
türk polisin gençliğimizde o meydandan geçerek ,silahlarını da ters tutarak "işte burası terörist yuvası.." diye binanın önünden slogan atarak yürüyüş yaptığı ve bizim de şok içinde bu yürüyüşü izlediğimiz meydan...12 aralık 2000
onurene onurene
o meydanın caddeye yakın kısmında sikik bi çay bahçesi var, aman ha sakın oraya oturup çay filan içmeyin. bardak çay 3 lira, biz ettik siz etmeyin.

edit: yani şu giri eksilendiyse ben o çay bahçesinin sahibinin burada yazxar olduğunu düşünürüm arkadaş. çık lan ortaya göt.
meramise meramise
güvercinler her daim pislikleriyle süslerler burasını. bu sebeple yağmurlu günlerde bu meydanda yürürken kaymamaya büyük dikkat etmek gerekir. zira güvercin pislikleri su ile buluşunca eşine az rastlanır bir kayganlığa erişir. yine sıcak günlerde de aynı güvercin pislikleri sebebiyle yoğun bir kötü koku vurur yüzünüze meydanı arşınlarken. buna da dikkat etmek, misal geçerken derin nefes almamak filan gerekir. yani her durumda ve her daim bu meydanda yürürken bu güvercin pisliklerine karşı dkkatli olmak sağlığınız için önemlidir.
palmira palmira
2010 ramazan ayı etkinliklerine sultanahmetten sonra ev sahipliği yapacağı söylenen mekan.
gitmemeniz şiddetle tavsiye edilir.etkinliğin e si bile yoktur çünkü.aşırı kalabalık olmasının yanında sadece yerleri kiralayan yiyecek yerlerinin para kazanması için oluşturulmuş bir görüntü ve düzen vardır.ramazana yakışır birşey bulamazsınız.yok ben 2 liralık gözlemeye 5 lira veririm.insan seli içinde terlemek de hoşuma gidiyor diyorsanız o ayrı.
düşünkonuş düşünkonuş
güvercinlerin cirit attığı, çok şeyler görmüş bir meydan. meydandaki trafiği genelde öğrenciler ve turistler oluşturur. taşları bir yüksek bir alçaktır düzgün yürüyemezsiniz, yağmur yağmışsa taşların altından sıçrayan su paçalarınızı süsleyebilir. yazın ufak bir cehenneme dönüşür ki, hiç sormayın. işi olmayanın uğramaması gerekir.

yani, uzak durun derim ben.
1 /