bilerek yalnızlığı seçmek

dedim ve noktayı koydum dedim ve noktayı koydum
insan bazen hisseder. çocukluğundan beri kafasında canlandırdığı, olmasını istediği birinin bir yerlerde onu beklediğini. bu yüzden kim olursa olsun tereddüt eder hayatına almakta. çünkü bilir bu o değildir, hissettiği değildir. kimi zaman çok uzun sürer beklenilenin gelmesi, kimi zaman bir bakmışsın yanı başında, kimi zamanda hiç gelmeyecek.. ama eğer kişinin kendi tercihiyse yalnızlık bu onun için mutluluk demektir. çünkü gelecek olan, beklemeye değecektir.
bıldırcın bıldırcın
bu kararı veren kişi bilir ki;yanlızlık biryerde bitecek ve o yer gerçek aşkın kolları olacak muhakkak. bu kadar beklemeye değecek kadar değerli birinin yanı olacak. ve o çıkıp geldiğinde, anlamsız bir sitemle başlayan konuşma ağlamaya dönüşecek,sonra sarılmalara. acısı çıkacak onsuz günlerin,yılların,anların. bilir bunları işte. savaşarak bekler,bekler...
devilish devilish
yalnizlık seçilmez, biçilir. özetlemek gerekirse de, herhangi birinin sevgilisi olamama durumu, bir yerlere gidilirken çağrılan bi' arkadaş olmayışı, birilerinin en zor anında aklına gelen kişi olamayışı, bizim yalnızlığımıza, biçilmiş yalnızlığımıza en güzel örnektir.

en basitinden sorarım size dostlarım, aşık olduğun insanın sevgilisi olabilme güdüsüne nasıl karşı koyabiliriz ki, buna karşın yalnızlığı seçelim? ya da arkadaş grubu ile bi' yerlere gidiyor olmanın mutluluğu hangi 'yalnız kalmak istiyorum?' cümlesini ettirir insana?
lunedor lunedor
insan bağımlısı kişilerin anlamlandıramadığı bir seçimdir bu. aşk, arkadaş mefhumundan zevk almamak sonucu yapılır genelde, çevresinde birilerine ihtiyaç duymama gibi bir duyumu hiç duyumsamayan insanlar en çekilmez tiplerle iki çay içerek yalnızlıklarından kaçmaya çalışırken aslında yalnızlığın kendi içindeki asaletini, şıklığını ve keyfini görememesi normaldir. bazen insan ait sanıldığı toplumdan öylesine kopar ki kendinden başka huzuru hissedebileceği bir varlık bulamaz işte bu durumda ezberleri bozulur, öğretilen hayalleri susar ve bir kabulleniş gibi yalnızlığına çekilir yavaş yavaş. ne ezikliktir bu ne kaybediştir ne kötüdür ne mutsuzdur ama yapılması oldukça zor ve cesaret isteyen, olgunluğa varmayı ilke edinen bir duruştur. anlanması ve anlatması zordur. mecburi yalnızlarla ve mecburi olduğu için yalnızlıklarını zafer olarak göstermeye çalışanlarla karıştırılmaması gereken milyarda bilmemkaçlık bir kitlenin yandaşlarıdır bu seçimi hakkıyla yapabilenler.
sor bana pişman mıyım sor bana pişman mıyım
bu insanlara da tiltim.
bu kişilerin hayatına girmek için insan üstü çaba harcarsınız. ama hiç bir şekilde kabul etmezler. yok gideceksin ilerde yok şu yok bu. ben üzülmek istemiyorum vs.
bir ilişkiden çıkarsın yalnız kalırsın tamam ama bilerek seçmek nedir yani. görende dünyanın varoluşunu keşfediyorsun da ben engel oluyorum sanır. işten eve, evden işe gidiyorsun bir bok yaptığın yok.