bilim insanı

1 /
mjoranda mjoranda
bilim varsa ve insanlar içinse, bunu yapan kişilerin adam ya da kadın diye nitelendirilmesinin yanlış olacağını düşünen insanların söylediği söz.
ehven i şer ehven i şer
adam kelimesinin rastgele ya da yakıştığı için değil tamamen erkek üstünlüğünü belirtmek için kullanıldığının farkında olan bilinçli insanların kullandığı tamlamadır. çok gelişmiş olduğunu düşündüğümüz avrupa ülkelerinde kadının da insan olduğu anca 1900'lü yıllarda anlaşılmıştır ve o zamana kadar erkek egemenliği dillerinde de kendini göstermiştir. açıp bakarsanız geniş kapsamlı bir oxford sözlükte de bunun böyle olduğunun kabul edilmiş olduğunu görürsünüz. meslek grupları ve gramer kuralları tamamen erkeklere göre ayarlanmıştır. örnek vermek gerekirse cinsiyetini bilmediğimiz bir şey için he/she kullanılır ama she/he yazmak bir gramer hatası olarak kabul edilir. işte bilim adamı ve benzeri kelimeler feminizmin liberal ideolojilerin ve liberal sol diye tabir edilen kesimin uydurmasından çok böyle bir zihniyetin ürünüdür ve kendileri bile bunu kabul ederken bizim aksini iddia etmemiz gayet saçmadır.
recai pengül recai pengül
kendimi tanımlamak için kullandığım sıfat.

sarhoş ejderha bir kaç girisinde benim, atıf yaptığım kaynakları numaralandırarak vermeme takılmış. girilerime bu şekilde bilimsel çalışma süsü veriyor olduğumu söylüyor ve (bu defa atıfta bulunmayacağım başka yerlerde de) bir bilim insanı olarak beni parmak hesabı yapmaya davet ediyor. ya sarkastik davranıyor ve benim sözlük dışında yaptığım bilimsel çalışmaların kalitesini sorguluyor ya da doğrudan benim metinlerimde kullandığım üslubu eleştiriyor. eğer durum ilkiyse zaten mesele ikimizin arasında demektir, o zaman sorun yok. ama tahminim ikinci seçeneğin geçerli olduğu. o zaman da ekmeğini yediğim mesleğim adına bu konuda birkaç laf etmek isterim.

bilim insanlığı bir meslektir. bana göre bilim insanı olmak demek profesyonel anlamda bilimsel araştırma yapmak demektir. ayakkabı tamirciliği veya yorgancılık neyse bilim insanlığı da bunlar gibi bir meslektir. yani benim gözümde bilim insanı olmak, bilimsel metodolojiyi yemiş bitirmiş olmayı, keskin zekalı olmayı ya da doğru bildiği bilimsel gerçekler için yakılmayı göze almış giordano bruno ayarında bir insan olmayı gerektirmez. böylesine şapka çıkartır ve işte büyük bilim insanı, derim o kadar. bir insan ekmeğini bilimsel araştırma yaparak kazanıyorsa bilim insanıdır. eğer başka bir mesleği varsa ama hobi olarak bilim yapıyorsa kendi çalışmalarını yürütüyorsa o zaman da amatör bilimcidir. benim tanımlarım böyle; en azından günümüz için bu ayrımı yeterli buluyorum.

mesleki alışkanlıklar güçlüdür. insanın yakasını günlük hayatında bırakmaz. bir mimar ofisinden çıktıktan sonra geçtiği sokaklara, gördüğü yapılara ve binalara bir mimar olarak bakmaya devam eder. bir bilim insanı da günlük hayatında profesyonel amaçlarla edindiği alışkanlıklarını bir kenara kolayca bırakamaz belki de bırakmak istemez. fikirlerini ifade ederken gereken referanslara açıkça atıfta bulunmak belki de bir bilim insanının en önemli meslekî alışkanlığıdır. bu referanslamayı numarayla yapmak da seçebileceği pek çok farklı yol arasından birisidir ve yine kişisel alışkanlıklara bağlıdır. mesela ben mühendislik eğitimi değil de psikoloji eğitimi almış olsaydım numaralandırma yerine apa (american psychological association) derneğinin önerdiği stili kullanıyor olurdum.

bilim laboratuvar dışında da yapılır. ne zaman yaptığıma bilim derim ne zaman demem benim de üstünde düşündüğüm bir konu. emin olduğum şey, bilim yapmanın görev bizi çağırdığı zaman süpermenvarî bir şekilde gömleğimizi yırtıp, kıyafetlerimizin altına sakladığımız beyaz önlüklerimizi uçuşturarak laboratuvarlara koşmak olmadığı. ben kendi ölçülerime göre tuvalette de bilim yapıyorum, burada cemaatleşme eğilimi başlığına kişisel görüşlerimi yazarken de. arada bir ayrım yapmanın da günlük ihtiyaçlar için lüzumsuz ve imkansız olduğuna inanıyorum. böylesi bilim içini bilim dışından ayıracak bir terazi ancak kendi görüşlerimin bilimsel testlerden geçtiğini, otoritelerin kabul ettiğini ve konu hakkında yeteri kadar bilgisi olmayanların susması gerektiğini iddia edersem gerekli olabilir. tabi bir de fon bulmak için bir yerlere başvuru yaparken. ancak bir görüşün bu tür bir doğru olma iddiası varsa o zaman kabul görmüş dergilerde yayınlanıp yayınlanmadığı veya otoriteler tarafından kabul görüp görmediği önem kazanır. yoksa bilim gayet "hardcore" bir şekilde sözlükte giriler üzerinden de yapılabilir. çıkan sonuçların ve vardığımız iddiaların bilimsel olup olmadığı ayrıca değerlendirilir.

bilimsel söylem otoriterdir. bir insan bir çalışma yapmıştır, doğru olabileceğini düşündüğü bir iddiası vardır ve bunu mantık örgüsü içinde destek veya kanıtlarıyle beraber sunar/savunur. bilim insanları kendi özel dillerini konuşurlar. özellikle çaba göstermeyen bir insanın bu gruba dahil olması kolay değildir. dolayısıyla bilim insanları kendi uzmanlık alanlarındaki otoriteye dayanarak, bilimsel söylemin katı yapısından faydalanarak bambaşka alanlarda da hakimiyet kurma konusunda ayartılmaya çok açıktırlar ve bir kısmı da bunu yapar. "bakın bunu ben söylemiyorum, bilim söylüyor. sizin yapmanız gereken susmak ve kabullenmek." günümüzde sık sık karşımıza çıkabilecek laflardandır. bu noktada kişi hemen her meslek dalında olabilecek çürük elmalarla sağlam olanları ayırdetmek için kendisine düşen çabayı göstermek zorundadır. eğer bilimsel çalışmaları toptan çöpe atmayacaksak bunu yapmak zorundayız çünkü bilimi bir hakimiyet kurma aracı olarak kullananların karşısına da yine ancak bilimsel metodolojiyi bilen insanlar yani başka bilim insanları çıkabilirler.
recai pengül recai pengül
dünya üstünde taş çatlasa 200-250 kişinin ilgisini çeken bir konudaki posterinin önünde durup da yoldan geçene hevesle yaptığı çalışmayı anlatan bilimci benim gözümde mutluluğun resmidir, tablosudur.
burasi neresi burasi neresi
bilim adamı.
mesleği bilimsel çalışmalar yapmak olan akademisyen kadınları kapsamadığı için bilim adamı demek güya ayrımcılık oluyormuş. hemen tdk internet sözlüğünden faydalanarak adam kelimesinin karşılığına bakıyorum: 1. insan 2. erkek kişi, kadın karşıtı.
benim filolog olmama müsade vermeyen kıt zekam bu sıralamadan şöyle bir anlam çıkarıyor: insan kelimesi olumlu ve ya olumsuz bir değerlendirme taşımayan nötr bir kelimedir. bildiğin homo sapiens. ama adam kelimesi genelde olumlu şeyler çağırıştırır, adam demek efendi, akıllı, mesleğinde başaralı, büyüklerine saygılı, bir sürü bla bla. bu durumda uyanık erkekler bu kelimenin kendi cinslerini tanımlamak için uygun düşeceğini varsayıp üzerlerine geçirmiştir.
bazı feminizmi dötünden anlayan kadınlar ve erkekler bilim adamı gibi son derece güzel, saygın, kulaklarımızın duymaya alıştığı bir meslek tanımlamasını, bilim insanı gibi garip bir tabirle değiştirmeye kalkmış.

yani gereksizdir, bilim adamı demek daha hoştur kadına da erkeğe de.
eksiksizuyum eksiksizuyum
insanları cinsiyet ayrımı yapmaksızın yek kategoride toplama amacıyla çıkan bir terim olarak düşlemek istiyorum. hani "kadınlar da bilim yapıyor kardeşim" mantığıyla. ama aynı mantıkla "insanoğlu" kelimesi için ne halt yiyeceğimizi de çözsünler. dilbilim de nihayetinde bir bilim değil midir? yoksa "insan kızı" terimi mi çıkacak, yoksa "kardeşim ikisi ayrı şeyler, ne alakası var, hepimiz insanoğluyuz ama bilim adamı başka bir şey" şeklinde bir açıklama mı gelecek?

bilim sadece kuantum mekaniği'nden ibaret değil. dil bilimciler de çalışsın.
jugis nomen jugis nomen
herhangi bir kargaşaya mahal vermeyen cillop gibi "bilimci" kelimesi halihazırda varken bunu ısrarla tercih edenleri anlamıyorum. cinsiyet ayrımcılığını ortadan kaldırdığı iddia bu kelimenin saçma bir biyolojik tür ayrımını da körüklediğinin, zaman zaman bahçelerine ektikleri bezelyelerdeki crossing over yüzdelerini gözlemleyen köpeklerin yanı sıra haftasonlarını toricelli deneyi yapmaya ayıran kasımpatıları da akla getirdiğinin farkında değiller mi? diyelim ki değiller. o zaman şöyle bir yaklaşımla

physcist ---> fizikçi
chemist ---> kimyacı
guitarist ---> gitarcı
bassist ---> basçı
scientist ----> ?

sonuca ulaşmak mümkün olamıyor mu? belki de en başından bas gitar çalan müzisyenlere bas insanı demeliydik.
agnus dei agnus dei
öncelikle "bilim insanı" terim/sıfat/unvanına ilişkin bir kaç veriyi tek bir noktada toparlamak gerekiyor.
scientist kelimesinin karşılığı bilimci olsa da yine aynı zamanda bunun yerine bilim insanını kullanmak alenen "cinsiyetçilik" tramvasından kurtulamamış feminist paronayaların ürettiği bir kelime olduğu ve yine bilim adamı veya bilimci kelimesinin vasıflarını birebir karşılayamayacak kadar havada kalan bir kelime olduğu aşikardır.
kulak alışkanlığı veya sıkımın keyfine öyle duymak istediğimden ziyade öyle olması gerektiğindendir tüm bu çabalar zırvalar vesaire...
bir kelimeyi veya grubu "-insanı" kelimesi ile biten bir türetme çabasına gireceksek daha önceden yapılmış türetmelerden yola çıkalım.
karadeniz insanı, güneydoğu insanı veya türk insanı diye yerleşim bölgesi veya yaşayış tarzına göre sınıflanfdırmalarda kullanılan bu kelime bir meslek grubu veya üst başlık için kullanılması son derece abestir.
başlı başına bir başlık olan doktorluğa "tip doktoru" gibi bir türetme yapmak kadar yavan kaçabilir.
nihayetinde bilim ile uğraşan veya onunla alakalı herhangibir alt başlıkla meşgul kimseler için, mesela "gökbilimcileri" ele alacak olursak genel hatalarıyla bilimle uğraştığı için bilimcidir başka bir deyişle bilim adamıdır. bu kişi ki hangi bilimle veya bilim dalıyla uğraştığına değinecek olursak gökbilimi şekline alt başlığa çok güzel bölebiliriz.
bilim insanı bu bağlamda orman insanı, şehir insanı gibi bir nitelendirmeye bürümek işe olağan durum içinde uçurum yaratacak kadar anlam farkı yaratmaktadır.
ne yer ne içer bu inasnlar yeni bi ırk mi türedi haberimiz mi olmadı. şayet böyle birşey varsa unlu bilimci darvine selam eder ellerinden sikkarım...
malpolitikası malpolitikası
ortaya sürülüşü fenimist kaygılar içermiyor olabilir. evrensellik amçlanmış olup, bilimin amacına hizmet etmek hedeflenmiş olabilir. ama gel gör ki; kullanım alanlarında aynı hassasiyeti görmek pek mümkün değil. şahsen "bilim adamı" lafına daha aşina olsam da "bilim insanı" lafı daha doğruymuş gibi gelir bana. ne var ki, bazen kullanan insanların iticiliği ister istemez sizleri alışkanlıklarınıza daha büyük bir saplantıyla bağlanmanıza neden olabiliyor. ve de "bilim insanı" demek isterken dilinizin "adamına" demek için başı buyruk hareket ettiğine tanık olabiliyorsunuz. iticilikten kastım daha çok sizleri düzeltme ihtiyacı güden bir kaç kompleksli insanların sergilediği davranış. 20 kişilik bir ortamda hocanızın biri (hem de kadın) içinde "bilim adamı" geçen bir cümle kullanınca arka taraflardan "bilim insanı" diye çatlak bir ses yükselince kendinizi hiç düşünmediğiniz bir kutuplaşmanın negatif ucunda bulabiliyorsunuz. sonra işin "kadının yeri evde kocasının yanıdır abi" ye uzamasına ramak kalıyor. allahtan olmuyor.
avluda oturan sizofren avluda oturan sizofren
kapitalizmin kar hırsı yatağına uzanıp bacaklarını açmış, ''dünyayı nasıl daha iyi sömürürüz?'' düşüne fahişelik eden modern mengeledir. yoksa kutsal ve objektif bir statü mü sanıyorsunuz? kaba tabirle babam mı oynadı gıdaların genetiği ile, annem mi ilaç firmalarının yasadışı deneylerini gerçekleştiriyor afrika'da, kardeşim mi think tanklarda savaş stratejileri üretiyor? ha bu arada bir iki sorunu çözüyorlar tabii, e olsun o kadar.
çaylakadam çaylakadam
zorlama bir söz olarak gelmiştir hep. seksizm, söylemle ne kadar engellenebilir bilmiyorum.

bilim kelimesi 1935’te lugata girmiş; yani güneş dil teorisi çalışmaları döneminde. bilim insanı sanırım 90’larda yaygınlaştı.

osmanlı döneminde arapça kökenli ilim kullanılıyordu; ilmi yapan olarak da âlim. i̇ngilizcede scientist. almancada wissenschaftler (sanırım seksist bir ifade değil), fransızcada scientifique.

tabi bu diller yüzlerce yıldır kullanılıyor. yeni türkçenin kurulma çabası ise son 75 yıla dayanıyor. nişanyan a göre bilim, serbest çağrışımla ilim den türemiş. mantıklı. tabi o dönem bilim insanı yerine bilim adamı da daha mantıklı bir çözüm. kadın ‘bilim adamı’ oranı zaten çok düşük, kimsenin aklına gelmez bilim insanı demek. 80’den sonra ise hem oranın artması hem de feminizmin katkısıyla bilim insanı yayılmaya başlıyor. ama dedim ya, dil zorlaması. hem böyle deyince kadınların bilim dünyasındaki etkinliği (sayısı değil) ne kadar artar, buna bir katkı sağlar mı bilemiyorum. hatta türkiyede ne kadar bilim var, onu da bilemiyorum!

bir kültürü, bir dili yıkıp yerine yenisini oluşturmaya çalışınca bu tür aksaklıklar doğal olarak ortaya çıkıyor. hatta öyle aksaklıklar var ki, buna aksaklık demek haksızlık bile olabilir. ci eki getirilip bilimci denebilirdi ama o da açık ki bilimin ağırlığına yakıştırılamamış. ama adam science ye ist getiriyor, scientist oluyor. ama bizde olmuyor işte, bilimci olur mu?

muslukçu mu bu?

(bilim dünyasına ne kattığımız sorusunu sorduğumuzda, belki de muslukçu kadar önemi olmadığı sonucu çıkabilir bilimcinin. o yüzden bu soruyu sormayalım en iyisi.)
1 /