bilinmezlik

axel fox axel fox
insanı içten içe yiyen , saatlerce düşündüren bazen neden ,bazen nasıl ,bazen kim ,bazen ne zaman ,bazen nerde sorusunu sorduran durum.
n excantric matmazel n excantric matmazel
sagopa kajmer'in saykodelik ep de kolerayla birlikte seslendirdiği harika ötesi şarkı..


* sözleri :

kapı çalarsa lütfen açma yok kimseyi beklediğim
sanki cinayet işledim ve yok cesedi saklayacak yerim
güneş hergün uyandırır günü güne günüaydın denilmez
nöbeti devralır gece ona iyi geceler dilenmez
yakaladınmı tartakla çek saçını öğrenin
cehennemin tutuşturulduğu vakti artık öğrendim
lütfen içinden bağır ağrılı başım ne bu garez ?
ses çıkarma alma nefes parmak uçlarında gez
24 saat inşaat sesleri sürer kafamda
bir kıbıldasam devrelecek kafama büsbüyük bina
tek parça geldim diye darganmadım sanma
bir ben bulanıyorum kızıla bir bulanıyo kızıl bana
bir tavuz kuşuna binip buralardan artık gideceğim
acıkırsam cebimdeki yaşlı yusufcukla besleneceğim
ne yazıkki unutmak istediklerimi bileceğim
bir iskambil eve taşınıp ilk depremde öleceğim


sagopa:

aklımı kaçırmak üzereyim ben çürük bir düzeneğin üzerindeyim
neyin beni beklediğini bilmemkteyim her yerde bilinmezlik var
aklımı kaçırmak üzereyim ben çürük bir düzeneğin üzerindeyim
neyin beni beklediğini bilmemkteyim her yerde bilinmezlik var

kara taktaya rap yazardım beyaz tebeşirlen
büyüğünce kaldırımla kazıdım rapin adını çiviylen
kendimi bulmalıdım bir ufacık nedenlen
bu yollar seni çağırır kıymetli bir mesileylen
eğlen gönül eğlen kapalı sabah buz gibi akşam ve sisli bir öğlen
aklımda kalanlar bir kemik bir etten olan benden
ibaretten peki ya naber senden ? anlatma dilersen tamamında koy denden
eğer şiirsel olcaksan şiirsellik elzem olur
dalga karaya deydiği vakit ondan bir çok şeyler alır
aşınır adem bir kayaysa dalgada hüzünse
düşer yaprak kendiliğinden eğer mevsim hasatsa
ölüm aşağıda ve hayat yukarıda
doğdum ve o gün başadım o dipsiz tırmanışa kalktım bu dağa
darmadağın her kaltım bulutumun üstüne bastım (bas!)
kopmak üzere olan bir parça vücudum ve tüm ağırlığım
ellerimde kelebekler ölmelerini bekliyorum seyrettikçe ibret alıp dalıp dalıp gidiyorum
duyduklarım kapılsa anlam kısmıdır bütünüm
hale yok kırışıklıklarmın değer mütünün

nakarat

aklımı kaçırmak üzereyim ben çürük bir düzeneğin üzerindeyim
neyin beni beklediğini bilmemkteyim her yerde bilinmezlik var
aklımı kaçırmak üzereyim ben çürük bir düzeneğin üzerindeyim
neyin beni beklediğini bilmemkteyim her yerde bilinmezlik var
cokciddiyimaslında cokciddiyimaslında
şarkının hangi sözünü alıp koyayım bilemedim. sagopa kajmer şarkısıdır. şarkı mıdır, şiir midir yoksa eksiklik mi?

insanların inanç kavramını en güzel şekilde yansıtır.

bir kemik ve bir etten ibaretim. sen öyle yaşamıyorsun sen neden ibaretsin diyor.

her şarkısı bana terk edilmişliği anlatıyor gibi geliyor ama bu benim kendi durumum yüzünden de olabilir.

kısacası güzel şarkıdır. fark ettiğim başka bir şeyse. sagoya bok atarım, sevmem derim burun kıvırırım, ama sonrasında en dipteyken onu dinlerim. iki yüzlüyüm sanırım ama ben de bunları anlatmalıyım. beni anla.

"kapalı sabah buz gibi akşam ve sisli bir öğlen,
aklımda kalanlar bir kemik bir etten olan benden ibaretten.
peki ya naber senden ? anlatma dilersen tamamını koy denden"
toshiro toshiro
iki yönüyle de benim cazibemi sürekli diri tutan bir olgu, bir durum.

aslında benim cazibemi sürekli cezbetmesine bakmayın. genele baktığınızda korkutucudur. insanlar bilmedikleri yemekleri, yolları sevmezler. kendi içlerine kapanıktırlar. burada asosyallikten ya da eve kapanmaktan bahsetmiyorum. her gün dışarıda geziyor, konserlerden konserlere gidiyor olabilirsin ama her seferinde yaptıkların bir diğerinin benzeri ya da aynısıysa ve sen bilinmeze doğru yol almaktan çekiniyorsan ne kadar sosyal olduğunun önemi yoktur. değişimden ve yenilikten kaçıyor, çünkü korkuyorsundur. bu konuyu diğer girdilerimde de sık sık dile getirdiğim için bunun üzerinde daha fazla yazıp da kendimi tekrar etmek istemiyorum.

gelelim bu bilinmezliğin ikinci yönüne. ben oldum olası, her zaman kapalı kapılar ardından dönen muhabbetleri merak etmişimdir. aslında buna kapalı kapılar demek de ne kadar doğrudur bilemiyorum ama ben anlatmaya başlayayım bi yerden.

mesela tarih kitapları şunu hep yazar. büyük taarruz sırasında, atatürk ve ismet inönü afyon kocatepe'den savaşı izlerlerken, atatürk ismet inönü'yü topları güzel yerlere yerleştirdiği için tebrik etmiştir. ama bu muhabbet

atatürk: "ismet paşa, topları çok güzel yerlere yerleştirmişsiniz, askeri zekanızdan dolayı tebrik ederim"
ismet paşa: "sağolun paşam"

şekliyle ya da benzeri bir şekilde mi olmuştur. yani sadece bu kadar mı sohbet ettiler? yoksa ne bileyim atatürk "bak bak gavurun kafaya nasıl da indi top mermisi la ismet" deyip olmayan göbeğini tuta tuta güldü mü? ya da "valla helal olsun be ismet, senden de bu kadar iyi bir savaş beklemezdim" gibi aralarında ne geyikler döndü, acayip şekilde merak ediyorum bunu.

sonra başka bi örnek vermem gerekirse. mesela maradona tanrının eli dediği golünü attıktan sonra saha içinde ya da soyunma odasında arkadaşlarına o golü eliyle attığını itiraf etti mi? ya da takım arkadaşları "ulan çok ibnesin be mara" gibi takıldılar mı? ne geyikler yaptılar orada?

angelina jolie ile brad pitt akşamları evde oturup çekirdek çitlerlerken neler konuşuyorlar? katıldıkları davetlerdeki kişilerin dedikodusunu mu yapıyorlar? yoksa jolie "brad şu çocuklarla biraz da sen ilgilensen nasıl olur acaba" diye sitem ediyor mu, brad çocuğuna ergenlik tüyoları veriyor mu?

örnekleri tabi alabildiğine çoğaltmak mümkün ama anlatmak istediğim de anlaşılmıştır diye umuyorum.

bunların yanında kuantum'un da ilkelerinden birisi olsa da bu belirsizlik, o konuda son derece bilgisiz olduğumu ifade ederek aranızdan çekiliyorum şimdilik.

hadi eyvalla...
seniburdakimseduyamazbebek seniburdakimseduyamazbebek
"bir kımıldasam devrilecek kafama büsbüyük bina
tek parça geldim diye darbe almadım sanma
bir ben bulanıyorum kızıla bir bulanıyo kızıl bana
bir tavuskuşuna binip buralardan artık gideceğim
acıkırsam cebimdeki yaşlı yusufcukla besleneceğim
ne yazık ki unutmak istediklerimi hep bileceğim
bir iskambil eve taşınıp ilk depremde öleceğim.."