bin muhteşem güneş

1 /
kaloriferkenari kaloriferkenari
kitabı bıraktığımda oturup ne yapacak şimdi bunlar diye düşündüğüm vayy be insanlar neler yaşamış diyip üzüldüğüm kitaptır. herkes bir olay yaşar bazı olaylara tanık olur falan ama böyle duygu yüklü böyle sürükleyici yazmak hakkaten önünde eğilecek yetenek.
empress ki empress ki
okurken sürekli "neden bu iki kadın birleşip adamı öldürmüyorlar ki" diye düşündüğüm kitap. bir " uçurtma avcısı " olmasa da gayet güzel ve hüzünlü bir kitaptır.

kitabın sonunda meryem e olanlar yüreğimi dağlamıştır. ah meryem ah....
şekspiristan şekspiristan
afgan kadınlarının acısını iç savaş ile harmanlamış olan etkileyici bir eser. ismini unuttuğum erkek karakterin itici duruşları ve nefretlik tutumu, içimden elim bir şekilde acımasız bir intikam planına dönüşürken, sağolsunlar burka arkasından dünyayı görmeye çalışan iki kadın tarafından gerçekleştirilip intikam alınmış ve yüreğimin yangını sönmüştür. adam, adam dediğine aldanmayın, pilav iyi olamadı diye kadına etmediğini bırakmadı. ve pilav demişken, kadının sofra sonrası yatak odasında kocasının kendisine yaklaşımını anlatması edebi bir yapıta çevirmişti eseri. omuzlara bindirilen bacaklar, tavanı sararmış oda, boyanın çatlaması ve sofradan geriye kalan kesif bir soğan kokusunun şehvet kokusuna belki de şehvetsizlik kokusuna bulaşması. aslında kitapta amerikan asıllı bir afganın, afganistanı iki ailenin hayata bakıç açısını ve doğu ile batının kültürel harcını yoğurmasıyla acı bir hikayeye imza atarken, kitabın son sahifelerinde ikamet ettiği birleşik devletlere selamı çakmış, işgali masumlaştırmaya çalışmıştır.


bir uçurtma avcısı değildir, ki uçurtma avcısı da bin muhteşem güneş değildir. iki ayrı kitap, yazar aynı olsa da.

afganistan. kardeşlerin, düşman kardeşlerin koyun koyuna ebediyete uzandığı ağıt ülkesi.

edit: raşit. ismi bu yavşağın. birbaşıma ismi verdi, teşekkür ederiz.
pdrcinin kalemi pdrcinin kalemi
geçenler de okuduğum ve anne bak çok etkilendim acıklı ve güzel diyerek anneme verdiğim, annemden ise kitabı bitirdiginde " bilindik şeyler, tabi biraz daha zor şeyler yaşamış ama doğu toplumlarında kadına davranış şekli ve hatta türkiye de bile buna yakın davranış şekillerini görmek zor degil" diye yorum aldığım kitaptır.
ptt ptt
baya önce okuduğum ama etkilendiğim kitaplar arasında başa oynar. adı geçtiğinde bile meryem' in sesi kulaklarımda belirir.

- ibrahim, allah seni affetsin-
atalante atalante
"pusulanın hep kuzeyi gösteren ibresi gibi, bir erkeğin suçlayan parmağı da her zaman bir kadını gösterir. her zaman. bunu hiç unutma meryem" cümlesi ile aklıma kazınmış eser.
gavriloviç gavriloviç
uçurtma avcısı'ndan sonra khaled hosseini'nin yazarlığını bir kez daha konuşturduğu kitap. dünyadaki tek gerçeklerin, sadece bizim yaşadığımız gerçekler olmadığını duygusal bir dille açıklığa kavuşturan kitap. beni ağlatan, bana dokunan ve bu etkilere çevremde de şahit olduğum kitap.

"nereye giderseniz gidin, ülkeniz peşinizden gelir. artık siz orada yaşamasanız da o içinizde yaşar. afganistan'ın khaled hosseini'de yaşadığı gibi.."
di mi ya di mi ya
uçurtma avcısı kadar güzel değil , kitabın sonunda algilayamadim zaman gecisleri yasadim ...yıllar içinde yasananlar karıştı gibi ama neyse kalemine sağlık yine de yazarın .
secilmis portakal secilmis portakal
khaled osseini nin un kazandığı ikinci kitap. bana sorarsanız uçurtma avcısıyla adını duyurdu diye bu kadar tutulmuştur.

afganistani talabaniyi kadınların yaşadıklarını falan tabiki güzel anlatmış ama hep bi şey olcak diye bekledim beklerken de bitti. kitabı okurken ağladım diyenlerden değilim çünkü durağan ilerledi.

uçurtma avcısından sonra okunursa değeri düşük görülen bir kitap. uçurtma avcısı bu yazarın çıtasını öyle bir yükseltmiştir ki herkesin beğendiği şu kitabı beğenemedim.
yedinci samuray yedinci samuray
1979'un sonlarında,
sovyet güçleri afganistan'ı işgal etti.
resmi açıklamaya göre işgalin sebebi ülkeyi modernize etmeye çalışan laik hükümeti savunmaktı.

ben 1981 yılında bu konuyla ilgilenen stockholm'deki uluslararası mahkemenin bir üyesiydim.

o oturumların birinde yaşadığım o en önemli ânı asla unutmayacağım.
o dönemde "freedom fighters", yani "özgürlük savaşçıları", şimdiyse teröristler olarak adlandırılan radikal islam'ın temsilcisi üst düzey bir dini lider tanık kürsüsündeydi.

ihtiyar şöyle gürlemişti:
- "komünistler kızlarımızın namusunu kirlettiler! onlara okuma yazma öğrettiler!"

(bkz: ve günler yürümeye başladı)

bu kısacık özetin detayını öğrenmek isteyen okumalı. kendi adıma
okurken bir yandan afganistan bir yandan da afgan kadınlar için gizli gizli hüzünlendim. hatta madem bu dünyada gün yüzü görmediler, bari öte dünyada merhamet edilsin diye meryemler için dualar ettim. çünkü meryemlerin allah'tan başka kimsesi yok, beni bizi, komşusu annesi, kardeşi babası yok! kitabın erkek olmaktan utandırdığını belirtmeliyim.
karsinoma karsinoma
bir kaç saat önce bitirdiğim kitap. okuma nedenim bir kaç gün önce uçurtma avcısını okumaktı. konudan fazla uzaklaşmadan ikinci kitabı da okumak istedim.

uçurtma avcısında eksik bulduğum rus işgali ve ardından gelen iç savaş, sonunda taliban hakimiyeti bu kitapta uçurtma avcısına göre daha fazla yer buldular. (sadece raşit'in gözünden iç savaş ve taliban hakkında yorumlarda bulunuldu. kadınlar dışarı çıkmadığı için sosyal hayattaki değişimi, fikirleri fazlasıyla görme fırsatımız olmadı.)

uçurma avcısında bir erkeğin gözünden kadın-erkek eşitsizliğine sadece değinilmişti, bu kitabın temel konusu ise afganistanda kadın olmaktı. özellikle meryem'in kabullenişi, kendi için kitabın sonuna kadar hiç bir şey yapmaması... gayet başarılı bir anlatımdı. tek tek örnekler verip spoiler vermek istemiyorum.

hem uçurtma avcısı hem de bin muhteşem güneş için spoiler niteliğinde bir bilgi, sanırsam emirin kabil stadında recm'ini izlediği kadın meryemin kendisiydi. dönemler uyuyor. bir de "zaman" azizeyi de assaf'a vereydi boku çıkardı. bir ara korktum.

son olarak belki citi, adını unuttuğum o çok bilmiş kız ve leyla'nın arkadaşlıkları biraz daha irdelenip, farklı ailelerdeki farklı kız yetiştirme yöntemleri gösterilebilirdi.


---

kitaptan bağımsız olarak, taliban'ın o canım buda heykellerine yaptığı şeyi dün gibi hatırlıyorum. hayatımda ilk defa bana islamı sorgulatmıştı. çünkü kendilerini savunmak için kabenin putlardan arındırılmasını göstermişlerdi. çok çok açıklamayacağım ama ikisi tamamen farklı konumlar. kabenin putlardan temizlenmesinin dini nedenleri olduğu gibi açık siyasi nedenleri de var. her devrim bir önceki düzeni, daha doğrusu karşı derimi en büyük tehdit olarak belirler. budizm afganistan islamı için tehdit olmadığından o heykellerin yıkılmasının geçerli bir açıklaması yoktu.
1 /