bir anda ortadan kaybolan erkek

1 /
gamlı baykuş gamlı baykuş
bu başlık çapkın erkeklerden sıtkı sıyrılan kadınlara tahsis edilmiştir.

3-4 yıl önceydi sanırım. biriyle tanıştık bir arkadaş ortamında, sonra da birebirde görüşmeye başladık. çocuk da eli yüzü düzgün, dalyan gibi, zeki bir çocuk. bu kadarı yetmemiş gibi üzerine bir de kibar mı kibar, centilmen mi centilmen, konuşkan mı konuşkan. adeta dünyada cenneti yaşıyorum. bi gün konsere gidiyoruz, bi gün beni dans gecesine götürüyor, bi gün şileye gidip rakı balık yapıyoruz; bi gün tiyatrodayız, bi gün sadece sohbet ediyoruz… ama bi yandan da hep diyorum ki; abi bu çocuğun benle ne işi var, bu işin içinde bir bokluk var. asddfghjjk

kendim kendi yaşadığıma inanamıyorum falan. çocuk muhtemelen bana; "ya bu tür nasıl bir tür" diye yaklaşıyor. çünkü instagramına bakıyorum, tüm kız arkadaşları ya yogacı ya da modacı assdfffghhj. merak etti beni biraz çünkü siyaset konuşuyorum, bilim konuşuyorum, edebiyat desen onu da konuşuyorum, hatta fazla konuşuyorum. i̇nanılır gibi değil ama arada bir espri de yapıyorum.

ama makyaj desen haberim yok, alışveriş desen ihtiyaç odaklı, giyim desen oğlan çocuğundan hallice… beni oturt bir masaya anca goy goy yapayım. öyle dolanıp dolanıp beni burda çek, ay olmadı biraz da götümü çek, o hiç olmadı dur amutta çek triplerim yok. ama elbette bir yerden sonra sıktım adamı, çünkü kolayım;
-görüşelim mi?
+ ok görüşelim.
-ya benim işim çıktı gelemeyeceğim
+ sorun yok başka zaman görüşürüz.
şeklinde bir sorun çıkarmama durumu.

günün birinde adam beni ekti. bir anda kayboldu ortadan. hatta görüşecektik bak, iptal bile etmedik ahahahah. geçenlerde gördüm instagramda, sarışın bir yogacı bulmuş, hatta hayat koçu. allahım bakıyorum, kızla benim bir tane ortak noktamız varsa o da cinsiyetimiz ahahahahah.

aslında adamlar ortadan kaybolmuyor, benden kaçıyor sanırım.
neyse canım, yeni dönem modası bu; ilişkileri azalarak ortadan kaybolmak suretiyle bitirmek.

not: n'apalım, yaşadığım keyif yanıma kar kaldı, oh sefam olsun.
dudu hatın dudu hatın
bu konuda benim de yazacaklarım var ama üzerinden epey zaman geçti. yarım yamalak anılar kalmış geriye. hiç bir tarihi, konuşmayı unutmam gibi gelmişti o zamanlar. sevgili zayıf hafızam. ne de güzel silmişsin çoğunluğunu.

netten tanışmıştım. öyle sevgili, flört değildik. 2 hafta msn de yazıştık. msn in olduğu zamanlar. düşünün artık ne kadar eski bir olay. o anlatmayı seviyor, ben de dinlemeyi. kuantumdan giriyor cemil meriç'ten çıkıyor. komplo teorilerinden bahsediyorduk falan. sonra bir gün, akşam üzeriydi galiba. "bitti" diye bir mesaj attı bana. lan dedim "ne bitti" ne yapıyorduk da bitirdik. jetonum yavaş yavaş düştü. nette tanışılan insanın kaybolması da çok kolay oluyor.

farklı bir platformda tekrar karşılaştık. 1 yıl kadar sonra. tekrar konuşmaya başladık. sırf nedenini merak ettiğim için tekrar konuşmaya başladım. tam hatırlayamıyorum ama "korktum, adımlarımın nereye gideceğini bilemedim" gibi bir şeyler dedi. tipik kafası karışık terazi erkeği rolü oynuyordu. neyse dedim olabilir insanlık hali, hadi sen anlat fuzzy mantığını, schöredinger'in kedisini falan. ama yok bu defa konuyu farklı yerlere getirmeye çalışınca, ben cellallendim. ağzıma geleni saydım. çok güzel kavga ettik. çok güzel engelledi beni. çok güzel kayboldu. zaten kaybolsun ve bir daha bana selam dahi vermesin diye söyledim o lafları.

yine de teşekkür ederim. hayatıma dahil olduğu ve bana bazı şeyleri öğrettiği için.
ophelias ophelias
ben de bir şeyler söyleyeceğim…
hayatımda 2 yılı aşkın süre varlığını sürdürüp sonra birden bire puf olup yok olmuş bir adamdan bahdeseceğim biraz.
5 yıl evvel tanıştık. kaynaştık. hani kafanızda ideal erkek figürü çizersiniz de karşınıza tam da öylesi çıkar ya, işte ondandı. o bu diyordum kendi kendime sürekli. evet artık buldun onu. i̇dealize ettiğim her şablona cuk diye oturuyordu adam. bilgeliğiyle, kültürüyle, vizyonuyla tam da aradığım adamdı. öyle iyi anlaşıyorduk her şey öyle iyi gidiyordu ki. dünya görüşümüz aynı, zevklerimiz ortak, hayatı yaşayış biçimimiz benzer…
zamanla bende hayranlıkla başlayıp aşka evrilen duygular peyda olmuştu tabi. bunun önüne geçemezdim. her şeyiyle mükemmel bulduğum adam aslında "belalı" diye tabir ettiğimiz tiplerdendi de. bilmiyorum biz kadınlara ne oluyor bu tip erkekleri daha çekici buluyoruz? ya da sadece ben buluyorum genellemeyeyim. adamın yazsa romanlara sığmayacak bir hayat hikayesi vardı. onca zorluğun üstesinden gelmesi de artı bir hayranlık bonusuydu benim için.
buluşmalarımız öyle keyifli geçerdi ki. elim ayağım buz keserdi yanında. kalbim ağzımda atar, karnımda kelebek kolonisi cirit atardı. geçirdiğimiz her andan ayrı bir keyif ayrı bir mutluluk duyuyordum. sonra bu mutluluk "ben onsuz yaşayamam abi" lere dönüverdi. fazla bağlanmış, onu kaybetme fikrinden fazla korkar hale gelmiştim. i̇çten içe bildiğim bir şey vardı ama; "biz olmayız".
neden böyle düşünüyordum çünkü daha iyi tanıdıkça onu, dünyasının içine daldıkça aslında çözemediği problemlerinin olduğunu farkettim. o kimseyi sevemezdi. hayatına alamazdı. bütün bunlar için fazla acı yüklüydü. o acıyı da öyle benimsemişti ki kimseyle paylaşamazdı. belkilerim çok olmuştu. belki derdim; benimle düzelir. ben onu iyileştirebilirim…
ama karşımdaki adama baktığımda iyileşmeye ne kadar kapalı olduğunu görüyordum. bitikti. yorgundu. sevmeye mecali yoktu. zorlayamazdım.
ama zorladım. yine de ite kaka devam ettirdim. i̇letişimimiz kopmasın diye elimden geleni yaptım çünkü dedim ya onsuzluk fikri beni öldürüyordu. bu sağlıksız bağlanma sürecimde çok şey öğrendim ondan. bunu yabana atamam. bana bilmediğim onlarca şey öğretti. akıl hocam oldu. ama bir şeyler hep eksikti sanki. ben tamamdım o değildi.
bir gün hayatlarımızın farklı yollara ayrılacağını biliyordum. ama en azından bir "elveda" deriz diye ummuştum. olmadı sözlük.
vedasız bir ayrılık ve can yakıcı bir ortadan kayboluşla sarsıldım, yıkıldım.
bana "bitti" bile demedi. öylece sessiz sedasız çıkıp gitti hayatımdan. ama kapıyı arkasından kapatmayı unuttu. malesef ki hatta lanet olsun ki halen aklımın bir köşesinde. belki de bitmeden bitişi, bu yarım kalmışlık hissi yüzünden bir türlü atamıyorum içimden onu. ama ben gidişini bile sevmiştim. öyle bir gitmişti ki çünkü kimse onun gibi gidemezdi…
polia polia
ghosting yapmış malum erkektir.

günümüz insanının tipik ayrılma şekli işte. ya da ayrılamama... çoğusu bunu geride açık kapı bırakıp tekrar geri dönersem diye yapıyo da olabilir. çıktığın kapıyı çarparak vurma, belki geri dönersin lol.

anyway genelde sorunlu, sıkıntılı modellerin yaptığı iş. bir sonuç, sebep ve veda konuşması yapamayıp, kendi kendisine karar verdiği için ilişkide her şey düzgün giderken, bunu uygulayan mallar da var. ya daha iyisini bulmuştur ya kendisini bulmuştur ya da kendisini kaybetmiştir falan...
siz de üzülmeyin arkasından ağıtlar yakarak caaanıımmm, denizde balık çok, next! diyin.
hayaletin garip huyları hayaletin garip huyları
bununla ilgili gerçek bir hikaye de ben anlatayım.

fetöcülerin devlet içinde en azgın ve güçlü olduğu zamanlar. kritik bir yerde sıradan bir memur olan kızcağıza kafayı takıyorlar. amaç istifa etmesini sağlayıp yerine belki kendilerinden birini getirmek bilemiyorum. uzun süre amiri tarafından psikolojik taciz, işkence ve mobbinge maruz kalıyor. memur olana kadar yaşadığı fakirlik, zorlu hayat şartları yüzünden zaten bozulmuş psikolojiye sahip kızcağızın sinirleri iyice yıpranıyor. i̇stifa etmiyor ama dağılmış durumda iken yaklaşık bir sene önce netten kısa bir tanışıklığı olan adam bir anda ortaya çıkıyor. zor dönemde güvenli bir liman gibi görünerek kıza manevi destek veriyor ve güvenini kazanıyor.

zaman geçtikçe aralarındaki bağ kuvvetleniyor ve adam evlenme teklif ediyor. evleniyorlar. duruma vakıf olan adam kızdan memurluğu bırakmasını istifa etmesini istiyor, "kocan olarak ikimize de bakarım, bu yükü çekmek zorunda değilsin" vs.. gibi telkinlerle kızı ikna ediyor. onca psikolojik baskıya, hakarete dayanmış kız sonunda kendi iradesiyle istifa ediyor. yani insan hayatta kocasından başka kime güvenebilir doğal olarak.

istifa ettikten sonra hayatının şokunu yaşayacak olaylar zinciri başlıyor. bir gün eve geldiğinde evin boş olduğunu görüyor. kocası ortadan kaybolmuş, hiç var olmamış gibi. ne bir telefon ne bir iz ne bir şey...insan böyle bir durumda ne yapar? bir süre sonra duruma anlam veremese de kabullenip istanbula dönüyor.

kendini toparlama aşamasında arkadaşlarıyla istanbulda dolaşırken bir cemaat kursunun önünde erzak taşiyan insanlara gözü takılıyor ve gördüğüne inanamıyor. kayıp kocası sırtında bir çuval cemaat kursuna girip çıkıyor. dehşetle donakalıyor, hiçbir şey yapamıyor, olanları ne ailesine ne yakınlarına uzun süre anlatamıyor. böyle inanması zor şeytani bir olay.
3
1 /