bir ay olsan hangisi olurdun

dudu hatın dudu hatın
şubat olurdum. eski bir arkadaşım doğum günümü bu dizelerle kutlamıştı.

"subat kızı
subat'in ayazinda dogmak zordur.
balik yüregiyle yasamak ise daha zor.
suyun sirlarini, kara'nin derdini cekmektir cünkü ama huzura erince de, iki dünyanin tacini giymektir.

ayriliklarin sonunda kavusmak vardir.
her gidisin de dönüsü vardir.
kimi zaman gecikselerde, gidilen yere dönülür elbet.

iyi ki de varsn, iyi ki de dogdun.
iyi ki subat sogugunu, sicacik kildin.

nice nice yillara...."

o gün, 27 şubat 2009 günü şubat olmayı bana sevdiren eski dosta selamlar.
okuzabi okuzabi
mayış elbette, açan tomuycuklay, yeşeyen doğa, kuş seşleyi ve uçuşan kelebekleyle insalığa umut olmak isteydim.


şaka lana şaka ne umudu amk,

insan denen habis yaratığı karanlık yağmurlarımla boğmak için kasım olur,

onu da ağır yağmurlu bir günde floresanlı dar bir odaya kapatır,

gazete kağıdı üstünde dünden kalmış çay domates bayat ekmek ve zetinle kahvaltı ettirirdim,

ıslah olsun diye...
gelutopya gelutopya
o artık günleri için şubat ayı olurdum. daha yazılmamış şiir, dünyanın en güzel şiiriyse, şubat'ın artık günü de dünyanın en güzel günüdür. çünkü şubat ayı, o artık günü, en güzel umutlarla bekle diye dört yılda bir çıkarıp verir sana. uyuyup uyandığında ütopyanın içinde kendini bulan romanlara bir seçenek kurgu gibi. ütopyaya 29 şubattan başlamak ve orada kalmak...