bir camide yaşanabilecek en dumur olaylar

1 /
themummy87 themummy87
erkekler için farz olan cuma namazını kılmak için camiye gidilmiştir.
perşembe gecesi geç saatlere kadar muhabbet, çay + sigara, her türlü kağıt oyunları; king, batak vs... oynandığı için uykusuz kalınmıştır. ilk sünnet olan 4 rekatlık namaz kılındıktan sonra, imam cuma namazının hutbesini okumak için minbere çıkmıştır. bu arada namaz pozisyonundan çıkan arkadaşım, sırtını duvara dayayıp, dizlerini yukarı doğru çekerek iki büklüm olmuş vaziyette oturmaktadır. ve gece uykusuz kalındığı için kafa düşmektedir.
bir ara gördüğümde kafasını dizlerine dayamış oturuyordu. uyumamasını zira uyursa abdestinin kaçacağını söyledim. uyarımı sallamayan arkadaşımın uykuya daldığını farkettim. fazla geçmeden büyük bir sesle bütün cemaat irkildi. gece boyu biriken gaz, kendisini cumada atmosfere bıraktı. ama o nasıl osuruk sesiydi öyle... imam bile vaazını yarım bıraktı. bütün gözler bize çevrildi. arkadaşım o kadar kuvvetli osurmuştu ki, kendi osuruğunun sesine uyandı.
allah'ım nasıl bir andı o... arkadaş tüm olan bitenden habersiz, cemaatin bakışlarına anlam vermeye çalışıyordu. bense arkadaşı tanımıyoruş gibi yapıp, tesbihte kaç boncuk olduğunu sayıyordum. cami görevlisinden biri gelip, arkadaşa dışarı çıkması gerektiğini söyledi. arkadaş gitti, ama kokusu hala içerideydi... allah kıldığımız namazları kabul etsin...
uncle uncle
yazın tüm boş beleşliği arasından biraz sabahtan akşama top teptiğimiz arkadaşlarımızın birbirine verdiği gaz ile birazda artık ne hikmetse içimize dolan bir duyguyla namaz kılmaya başlanmak istenmektedir. yalnız artık sıcaktan mıdır yoksa ortamın gazından mıdır yoksa hakkaten kalp gözünü dört mü açmışızdır bilinmez namaza tek de başlanmaz her vakte yandaki camiye gidilir. zaten sabahtan akşama kadar topun peşinde koşmaktan hararet yapan vucüd soğuk abdest suyunu yedikçe kendine gelir. yalnız ortamda bir tezat vardır ki bu sırada ulvi bir amaçla camiye gelen bendenizin üzerinde en kolsuzundan ve o zamanlar için beni seksi gösterdiğine inandığım* bir tişört vardır. tüm bunların yanında saçlarının uzun olmasından ve de amerikan filmlerinde sıcak yaz günü şehirler arası dinlenme tesisi sayılabilecek yerlerde harley davidson motorlarıyla tesisin araba duşunun altına gelip saçlarını parlak arizona güneşine doğru savuran ve etrafa pıtırcıklayan damlalardan kadrajda gökkuşağı oluşturdunu sanan bir hollywood starı ambiyansı üzerimdedir. ıslak saçlarımdan kaslı(!) ve cıbıl kollarıma düşen damlaların verdiği haz ile caminin içinde zaten 1-2 saf anca olmuş cemaate doğru ilerlemekteyimdir. bu sırada siyah cübbesi ve yine aynı siyahlıktaki uzun sakalıyla caminin hocası namazı kıldırmak üzere mihraba yaklaşmaktadır. işte o an boş sokaklarında rüzgarın savurduğu bir kaç çalının uçuştuğu bir western filminin tam ortasında bulurum kendimi. hocanın biraz şaşkın biraz kızgın birazda anlamsız bakışları tüm cemaatin eş zamanlı olarak dikkatlerini bu yeni gence çevirmelerine neden olur. tasvip etmediğini belli eden yürüyüş devam ederken öndeki safın tek derdi bu acayip yaratığı safa dahil etmemek için bir an önce safın doldurulmasıdır. işte bir gencin içindeki ateşin nasıl söndürülebileceğinin en basit örneklerinden biridir bu
makber makber
camide yaşlı bir hacı amca yıllara meydan okumanın verdiği yorgunlukla gayri ihtiyari olarak osurmuştur. namaz bittikten sonra yanındaki çocuğa döner ve
- çocuğum camide osurulmaz abdestin bozuldu git abdest al hadi bakalım
luto luto
-- cuma namazında hutbe okurken cübbemin önünün açık olduğunu fark edememem neticesinde iron maiden tişörtümün cemaate deşifre olması.
-- akşam ezanı okumak için minareye!:şerefe!/#999941!: çıktığımda gün batımına dalıp ezanı unutmam...
gençlik...
bvrak bvrak
bayram namazı esnasında:
kombineli cemaat tarafından her yer kapatılmış, zar zor içerde o da üst katta yer bulunmuştur.. namaz başlamak üzereyken alt katta içeri bi amca girer, heyecanla yer aramaktadır.. sonunda giriş katını üst kata bağlayan merdivende (başka neyi neye bağlayabilirse artık.. cumayı cumartesiye bağlayan merdiven.. konu dağılıyor..) - ki o merdiven de 360 derece dönerek ilerlemektedir- ortadaki basamaklardan kıbleye dönük olanında namaz duruşunu alır.. ben şaşkınlık içinde o eni en geniş yerinde 30 cm. olan basamakta nasıl namaz kılacak diye bakarken, o huşu içinde namaz öncesi bişeyler okumaktadır.. imamın düdüğüyle namaz başlar.. benim bi gözüm yanlışlık yapmayim diye sol tarafımdaki görünüşünden bayram namazı tecrübesi sadece dini bayramlarla sınırlı değilmiş izlenimi veren ak sakallı dedede, diğeri de şekilden şekle giren basamaktaki amcadadır.. ilk rekatın secdeleri bitmiş tam ayağa kalkılacak, bende bi rekatı sorunsuz atlatmanın rahatlığı ve ak sakallı dedeye duyulan şükran duygusu tavan yapmışken sağ taraftan gelen takırtıyla tüm duygu yoğunluğu biter.. kafamı sağa çevirdiğimde ortalıkta amca falan yoktur, basamak boştadır.. birden kolondan göremediğim kısımdan apar topar ayağa kalkan o amca görülür, hızla gelir basamağına hiç bi ekstra hareket yapmadan namaza kaldığı yerden devam eder.. namaz biter bitmez de koşarak camiden uzaklaşır..
don draper don draper
insanı gülme krizine sokabilecek potansiyelde olaylardır. bendeki gülme dürtüsünün çoğunlukla gülmenin yasak olduğu zaman ve mekanlarda vücud bulması neticesinde, başıma sayısız istiklal marşı faciasından sonra cami faciası da gelmiştir evet. 90'ların başlarıydı zannedersem, bir ramazanda annem-teyzem-komşu teyzeler maarifetiyle kısaca cebren ve hile ile teravih namazına götürülmüştük. biraz da eğlencelı olabileceğini düşünerek ablam ve ben yola koyulduk fazla itiraz etmeden. caminin kadınlara ayrılan bölümünde -ki o zamana kadar böyle bir ayrım olduğunu bile bilmiyordum- beklemeye başladık. teyzelerin dedikoduları arasında namaz safhasına geçildiğinde ben bir ara uyuklamıştım. tam sıkıntım tavan yapmak üzereyken ablam biraz da aşağılar bir edayla sureleri bilip bilmediğimi sordu bana. ben de ortaokuldan hatırladığım sureleri kafamda harmanlayarak ortaya bir kokteyl çıkarabileceğimi düşünmüş olacağım ki ısrarla "evet tabii biliyorum" diye cevap verdim. bu arada ablam kendinden o kadar emin o kadar emin ki, bana namazla ilgili bir soru yöneltebileceği aklımın ucundan dahi geçmiyor. annem bizi dürtükleyip habire "kız bana bak sakın kaynatmayın, rezil etmeyin beni gebertirim eve gidince. " şeklinde tehditler savuruyor, biz "of tamam anne yaaaaa" diye cevap veriyoruz. hülasa biz hüşu içerisinde namaza başladık, ben her zamanki artistliğimle hareketleri doğru yapıp yalnızca ağzımı oynatarak durumu kurtarma çabasındaydım. tam rükuya varacakken sağdan ablamın dürtüklemesi ve "şşşşşştt... dizlere inilince ne söyleniyordu?" sorusuyla kendimden geçtiğimi hatırlıyorum. bir-iki saniye kadar afalladım, cevabı düşündüm, ablamla anlamsız anlamsız birbirimize baktık. o arada herkes secdeye varmıştı zaten. ablamın gök mavisi gözlerini pörtleterek gözümün taaa içine içine bakmasının akabinde son derece seri bir şekilde langır lungur secdeye varışımızı, hatta kendimizi yere atışımızı, öndeki teyzenin eteğine dolanışımızı ve bir daha da secdeden kalkamayışımızı dün gibi hatırlıyorum.
karizmatik karizmatik
her zaman eğlenceli olmayabilen olaylaydır.

örnek vermek gerekirse... üniversite yıllarımda bir gün uzun zamandır görüşemediğim bir arkadaş ile buluşmak için sözleşmiştik. cuma günü öğleden sonra ders yoktu. o nedenle cuma namazından sonra buluşmaya karar vermiştik. yer de bornova meydanı idi. ancak dersten biraz geç çıkınca bornova merkez camii'ne yetişemeyip küçükpark'taki camiye gitmek zorunda kalmıştım. arkadaşımla buluştuğumda ise arkadaşımın hali içler acısıydı. çocuk tir tir titriyordu. onu öyle görünce ben de çok korktum. "noldu lan" diyebildim ancak. biraz yutkundu. sonra kendini toparlayıp olayı anlatmaya başladı.

sünnet kılınmış farza geçilmiş. hoca tam "allahuekber" diyecek. en arka saftan tiz bir silah sesi. ve namaza durmaya hazırlanan cemaatten birisini kafasından vurmuşlar. sivil polisler adamın peşinden koşmaya başlamış. içeride imam olanlardan habersiz namaza devam ediyor. arka saftaki cemaat ise ne yapacağını bilememiş şaşmış bir vaziyette. zavallı adamı hastaneye kaldırıyorlar ancak adam zaten oracıkta ruhunu teslim etmiş.

daha sonraları ortada söylentiler dolanmaya başladı. vurulan adam bornova'da bir barın sahibiymiş. haraç vermemiş, yok mafyaya bulaşmış gibilerinden. konu ne olursa olsun öncelikle böyle bir yöntem (cinayet) ile halledilmeye çalışılması çok korkunç. hele hele insanların huzur bulmak için geldikleri camide yapılması daha da korkunç.

bu arada dersi uzatan hocama da az teşekkür etmedim. yoksa o olay yanımda olsaydı o olayın etkisini atlatmam hiç de kolay olmazdı.
pawing flower pawing flower
dışarıdaki çocukların içeride namaz kılan insanların uzun eşşek oynadığını düşünerek, çocuklarında bu oyuna katılmak istemesi sonucu namaz esnasındaki insanların sırtlarına atlamarı yeteri kadar dumur edici bir olaydır.
şiirbaz şiirbaz
imam'ın cemaatin saf tutmasını bekledikten kısa bir süre sonra, "hazır mıyız" demesi. akabinde "hazırız" diyecek cemaat bulmak lazım..

bir de imam'ın birisi cuma'da şöyle demişti: "ey cemaat öne doğru ilerleyelim, arkadaki saflar saf tutamıyorlar" artık niyeti neydi bilemiyorum.
maia maia
teravih namazına gittiğimiz bir gündü. normalde namaz kılmayan biri olarak(ki allah affetsin) caminin soğuk olması nedeniyle başımıza berelerimizi giiyip gidiyorduk, atkılarımızı da tüpçü gibi bağlıyorduk. neyse efenim, namazın ortasında teyzenin biri bize tip tip bakmaya başladı sonra dayanamadı "atın şu erkek çocukları burdan!!!" diye bağırmaya başladı.

ama bizdeki olay süperdi: esefle berelerimizi çıkardık, altındaki yemenilerimizi ağır çekimde bağladık. galeyana gelen teyzelerin bizim erkek olmadığımızı anlamaları ve önlerine bakmaları çok eğlenceliydi.
karahisari karahisari
hoparlör sesinin kesilip ne yapacağını bilemeyen cemaate bir kahramanın namazı tamamlatmasının hemen ardından, açılan hoparlörden imam seslenmektedir "esselemü aleykum ve rahmetullah", "esselemü aleykum ve rahmetullah". dumura uğrayan cemaatin sessizliğini çocukların kahkahaları bozmuştur.
kahramanın yüzünü görmek isterdim. ama suç onda değil imam yukardayken onu görmeden sadece sesle imama uydurulan sistemde idi. dumura uğrayan önemli değil de bu duruma düşürülen cemaate üzüldüm.
1 /