bir insanı hayatın merkezine koymak

14 /
rainthequeen rainthequeen
insanın hayatı boyunca yapabileceği en büyük yanlışlardan biridir.

özgüven eksikliğinden veya kişinin duygusal devinimlerinden kaynaklanabilir. birine kendi hayatımız hakkında birincil ağızdan söz hakkı vermek ve onu bilirkişi statüsüne getirmek öncelikle şahsımıza yapacağımız bir saygısızlıktır. genç yaşlarda farkına varılamıyor ancak olgunluk döneminde yani doğruyu yanlışı ayırt edebildiğimizde,öz saygımızdan ödün vermek,tehlikeli sonuçlar doğurabilecek bir harekettir. hayatımızın merkezine koyduğumuz kişiye belirli ölçülerde güvenebiliriz ve o kişinin her an gidebileceği ihtimaliyle yüzleşmemiz gerekmektedir. bu ihtimali ne kadar çabuk kanıksarsak,yaşamımızı da o denli sağlıklı idame ettiririz.

bizi terk etmeyecek,iyi,kötü anlarımızda her daim yanımızda bulunacak;yeri geldiğinde acımasız yüzünü gösteren bu hayatta bize sahip çıkacak olan yine kendimizdir.

benliğimize olan sevgimizi/saygımızı yitirmeden,yolumuza tüm kuvvetimizle,başkalarının sözlü veya fiili etkilerinden bağımsız olarak devam etmek ise yine kendi elimizdedir.
ctrl x ctrl x
sevginin bedelidir.

şimdi burada sadece insan denmiş ama merkeze konulacak o kadar çok şey vardır ki...
kimisi için beslediği hayvanı, kimisi için kullandığı bir eşyası. tuhaf görünmesin bunların
hepsi insan özellikleri. hayatın merkezine bir şey koymadan ayakta da kalamıyor.

mesela para için birisini öldüren kimseyi görüp duymadınız mı? parası o kadar merkez
olmasa bunu yapar mıydı? bence yapmazdı.
peki civcivleri için köpeğe saldıran tavuğu ya da yanan yerden yavrusunu çıkarmaya çalışan
kadını... bunların hepsi de merkezdeki konumlanma iledir.
---

insanlar dostluk denilince ne hisseder bilmiyorum ama ben dostluk denilince merkezde
kendisi yerine dostum dediğinin konumlanmasıdır. hiçbir işinde kendini öncelemez, dostum
dediğinin işini halleder.

bazen bazı kimseler için bu durum toplumu konumlandırması ile gerçekleşir, o vakitte de kişi
kendisini vakfetmiş olur toplumuna. yani hayatın merkezine konulan her şey esasında bir
kendilikten çıkıştır. bu da en kolay birisini sevince gerçekleşir. aksi takdirde kişi benlik
kumkuması bir kimse olur, hani bencil denilen kimseler. bunları da tahkir ederiz hemen
toplum olarak. "ne bencil adam/kadın" diye söyleniriz, içimizden dahi olsa söyleriz.

hz isa havarilerinin ayaklarını yıkarken birisinin kendi ayağını kendisinin yıkadığını gördü,
gördü ve bunu kendi üzerine alındı, sanki kendi yapıyormuşcasına duruma kızdı ve dedi ki;
hiçbir peygamber kendi hizmetini görmek için gönderilmedi... şeklinde beyanda bulundu.

kimisi var bu merkezde tutma işini kısa, kimisi var uzun tutuyor. kimisi bundan muzdarip olup
iyice kendi benliğine çekiliyor, kimisi de var iyice kendisine bunu yakıştırmayıp daha çok
şeyi merkezinde toplayarak yardımsever kimseler gurubuna katılıyor. alemde merkezine
sığdırmadığı bir şey kalmayan adam yani herkesi kendi gibi gören bir kimse, yani varlığı kendi
kıymetinde bilen birisi neye zarar verir ya da yardıma muhtaç olan neyden kendini geri tutar?


groovegang groovegang
çoğu zaman mutlu olmayı denemek ile eşdeğer görüyorum bu durumu. fakat bu kişi kendini kesinlikle önemser halde olmadığından,karşısında ki kişi de bir süre sonra aptal yerine koyuyor kendisini. kaybetmenin diger adı aslında bu hareket. insan karşısındakini değiştirene kadar onunla mutlu oluyor genelde. bu mutluluğu kaybettiğinde sevgisini de kaybediyor. değiştirme - değiştirilme süreci de aslında kişiyi hayatın merkezine alma hareketi ile başlıyor. ilişkilerin toy çocuğunun hareketi olduğu bariz belli. fakat bir gerçek daha var, o da sevgili dediğin şeyin merkezine yakın olması gerekliliği.
galaktik galaktik
güzel bir eylemdir.
gidebilir, haketmeyebilir hatta ağzınızı yüzünüzü sikmeden beter bile edebilir. ama güzel bir eylemdir yine de.
merkezi kızlar eqlesin.
14 /