bir kadını sevmek

giriniz kaydediliyor

işlem bitince otomatik olarak girinize yönlendirileceksiniz. hoşunuza gitmeyen bir şey varsa girinizi daha sonra düzenleyebilir veya tamamen silebilirsiniz.

girinize bir görsel eklemek için dosya veya dosyaları buraya bırakın
dosya(lar) otomatik olarak yüklenecektir.

(bkz: ) `` TR
1
exanimus
sana aşık olmasını ummak
hayaller kurmak
bir akşam sevişmek
bir sabah kahvaltı yapmak
bir pazar sinemaya gitmek
“seni seviyorum” dese ne yapacağını bilememek
arada bir hüzünlenmek
yine de her gördüğünde zamansızlaşmak
hatta bazen konuşamamak, duyamamak
onun için okumak, yazmak, çalmak, söylemek
sonra yine dertlenmek
üzüntüyle boğuşmak
yalnızlığa ağlamak
ardından iki kadeh içmek
rookiewolf
benim gibi ilkokuldayken ders başında silgisini alan çocukla ders sonunda geri vermediği için bile kavga edebilecek kadar hat safhada sahiplenme duygusu olan erkekler için hayli acı verici hadiseler bütünüdür.
la luna
"daha derinlere inin, sonunda sevdiğinizin onlar olmadığını göreceksiniz. siz, bu sevginin içinizde yarattığı duyguları seviyorsunuz. siz, arzuyu seviyorsunuz, arzu edilen şeyi değil."

nietzsche, maddenin görünen kısmının ardında saklı olan fiziki ögeleri böyle anlatmış.
ne kadarı doğrudur bilemeyiz...
tonguç
bir kadını sevmeninin güzelliği, mutluluk gözyaşlarını akıttığında gönlünde açan gökkuşağı renklerinin tarifsizliğine eş değerdir. acısı ise etrafını sarmalayan ateşten biçare akrebin gözyaşlarında saklıdır. bu duyguları haketmek ise bir şelaledeki damlalar kadar sınırsız olabilmekten geçer.
en asil duygunun insanı
"bisssürü bisssürü" kelimesinin içinde geçtiği bir olayı anlatıyordu. içimin güzel yanlarının sahibi, ben dinlemiyordum seni. seni sevmeler belleğimi dolduruyor cümlelerini anlamama engel oluyordu. sen bilmezsin ruhum rahat durmaz, sen benimle konuşurken ben seninle sevişirim ruhun duymaz. öyle anlardan biriydi işte ve bisssürü bisssürü sen dolaşıyordun hücrelerimde.

öyle çok anlatılası bir hikâye değildi tanışmamız. sen gülmüştün ben âşık olmuştum. her şey iki cümlede olupbitti basitliğinin ötesindeydi. öyle ki basit kelimesi hiçbir anımıza uygun düşmedi bu gidişle düşecek gibide durmuyor(gülme).zor elde edilen şeyler daha değerlidir klişesinden kurtulup anlatmak için yazıyorum belki de. konuşmaktan yorulup yazıya sığınacağım hiç aklıma gelmezdi. bir kadını sevmek diye başlayıp seni sevmeyi anlatmak kaçamağındayım çünkü seni sevmeyi anlatmayı başaracak kadar güçlü olmadığımdan genele yayıp sorumluluktan kaçıyorum. daha önce kimseye yakıştırılmayan sana özgü sıfatınla dinle h.g.

bir kadını sevmek.
bunu gerçekten hissedebildiğin an dünyanın en mutlu adamı olup çıkarsın. kadın anaçlığından sıyrılıp tüm vermeleri ona sunarsın beklentisiz. bu öylesine garip bir rüyadır ki kolun kanadın kırılsa uyanıp gerçeğe döneceğin huzurunu yaşarsın üstelik algılarının en açık olduğu bu anda. aşk yeni acıları göze alma cesaretiydi bence ve gözlerini gördüğün zaman en akılda kalan kahramanlardan bile daha cesur olursun.

bir kadını sevmek.
dünya üzerinde yaşadığın en güzel anların hissettirdiklerinin birleşimi gibi bir şey. yedi yaşının ortalarına doğru aldığım ilk pekiyi karneyi babama götürmek için koştuğum an gibi, yolda paket taşların üzerine düşüp kanayan dizlerimin acımaması gibi, babamın başımı okşadığı, koçum dediği günkü gibi, annemi sevdiğini anladığım andaki huzur gibi. hani eve geldiğinde patates kızartmasının neşesi yanına eklenen anne yoğurt var mı sorusunun olumlu yanıtlanmasının anlamsız gülümsetmesi gibi, sabah kalktığında kar yağdığını görmek okulların tatil haberiyle dışarı çıkma heyecanı gibi, yeni tıraş olup okula geldiğin gün kızların çok yakışmış dediği anda yürüyüşünün değişmesini bile sağlayan o salak mutluluk gibi. tuttuğun takımın şampiyonluğu, kardeşinin ilk abi demesi, doğum günü hediyelerini açtığın gün gibiydi. yeniden doğmaktı bir kadını sevmek.

her duygunun bedeli var mı.

bir kadını sevmek.
gecenin bir yarısı uykudan uyanmaktı, hiç olmadık zamanda nikotin isteğiydi, hayaller kurup kötü adamlara yenilmekti, umudun umutsuzluğa yenildiği anlarda dünyayı sırtına almaktı, ya olmazsa sorularına cevap verememekti. gizlemekti güçsüzlüğünü nede olsa serde erkeklik vardı ağlamak ama belli etmemekti, biteceğini düşünmekti, babam ve oğlumu seyrederken "baba ona bir oda ver" repliğini duymaktı, aşk yeni acıları göze alma cesaretiydi ya korkmaktı hem de çok korkmak. hiçbir şeyden korkmayan birinin hiçbir şeyi sevemeyeceği gerçeğinin ağır yüküydü.

bir kadını sevmek.
sokakta yürürken çocuğunun elinden tutan anne kadar sorumluluk, kızının eve vedasında gelinliğine kırmızı kurdelayla bilezik bağlayan baba kadar kendi acılarını içe gömme gücü isterdi. yürek isterdi bir kadını sevmek, onur isterdi şeref, haysiyet isterdi ve ruhunda yerleşen bu duylara saygı isterdi.

bir kadını sevmek.
birazda kendini sevmekti. eğer yüzüne gözüne bulaştırmazsan seni gerçekten mutlu edecek tek şeydi.

işte böyle kadınım diyeceğim. bende yansıman bu kadar değil. zaten ben seni yazamam ki, çoğu kez yaşar ama anlatamam.

"bisssürü bisssürü" kelimesinin içinde geçtiği bir olayı anlatıyordu. içimin güzel yanlarının sahibi, ben dinlemiyordum seni. seni sevmeler belleğimi dolduruyor cümlelerini anlamama engel oluyordu. sen bilmezsin ruhum rahat durmaz, sen benimle konuşurken ben seninle sevişirim ruhun duymaz. öyle anlardan biriydi işte ve bisssürü bisssürü sen dolaşıyordun hücrelerimde.

şizofrenik yazıdır.özneleri ve yüklemleri hayaldir.
1

şimdi agü zamanı

abdullah gül üniversitesi


vakıf destekli devlet üniversitesi

lys başarı sıralamasında ilk 30 bine eğitim süreleri boyunca karşılıksız burs imkanları.

kampüs içinde modern öğrenci köyü ve ilk 20 bine ücretsiz yurt

ilk 20 bine abd'de ücretsiz dil eğitimi

abd'de yüksek lisans ve doktora bursu

üniversitemize kayıt yaptıran tüm öğrencilere diz üstü bilgisayarı agüv desteğiyle sunuyoruz.
instela

instela ile kendinizi özgürce ifade edebilir ve yazdıklarınızla anında binlerce kişiye ulaşabilirsiniz

üye olmak yalnızca saniyeler alır

zaten bir hesabınız var mı? giriş yapın