bir kadının susması

birfincancay birfincancay
aaa çok güzel denk geldi bak, konuyla alakalı: 2 gün önce beyoğlu'ndayız arkadaşlarla, yiyoruz içiyoruz. canınız çekmesin zeytinyağlı fasulye de var masada. ben çok severim. neyse bir arkadaş schopenhauer'la kafka arasında bağdaşım kuruyor ben itiraz ediyorum. kronolojik yakınsaklığı olan aydınların bir arada düşünülmesine karşıyım çünkü. bi' de tarihsel temelli duygusallık içerisindeyim. bağdaştırılan adamlardan biri hitler'in temel aldığı filozoflardan; öbürü faşizmin en çok yıkıma uğrattığı toprakların bağından kopup gelmiş. içmişim bir de, promil yüksek, birden patriarkal anlayışın ari ırk düşünce sistemine etkisine atladım adamların kafaları karıştı, tüm gözler bana çevrildi.

sonra ben sustum...

"ataerkil ortamda büyümek her zaman bir kadın için zor tabii. susuyorsan, acı çekiyor olmalısın" dedi yanımdaki arkadaşım.

"yok yok, şimdi iki konu arasında ilişik kurmak için ortadoğu'ya geçecek ona hazırlanıyor" dedi aktivist bir dostum.

"iyi misin? biraz hava almak ister misin?" dedi bana yürüyen çocuk... cevap vermedim. sustum.

halbuki susmamın sebebi zeytinyağlı fasulye idi. çok afedersiniz, bağırsaklarıma her zaman iyi gelmiyor. bildiğin osurmuştum. kokusunun çıkıp çıkmadığını anlamak için full konsantre şekilde yüzlerine çevirdim gözlerimi. aktivist arkadaş sanki yüzünü ekşitir gibi oldu, korktum. allah'tan nihal atsız aklına gelmiş. o yüzden yüzünü ekşitmiş. kabahatin bende saklı kaldığını anladım. rahatladım.

"schopenhauer'ın şu lafını hiç unutmayın" dedim. "susma ağacının dallarında huzur meyvesi vardır"

ve tabii bazı yiyeceklerin sadece yalnızken yenmesi en güzelidir. unutmayın.
bu başlıktaki 894 giriyi daha gör