bir milyon canlı para

giriniz kaydediliyor

işlem bitince otomatik olarak girinize yönlendirileceksiniz. hoşunuza gitmeyen bir şey varsa girinizi daha sonra düzenleyebilir veya tamamen silebilirsiniz.

girinize bir görsel eklemek için dosya veya dosyaları buraya bırakın
dosya(lar) otomatik olarak yüklenecektir.

(bkz: ) `` TR CC:bu fonksiyonu kullanarak girinizi doğrudan seçmiş olduğunuz sosyal platformda da yayınlayabilirsiniz
1
regulus
izlerken ciddi ciddi sinirlendiğim program. hayvan gibi para veriyorlar. sorular ise biraz daha kolay olsa "aşağıdakilerden hangisi aşağıdadır" tadında olacak. galatasaray'ın teknik direktörü kimdir gibi veya clark kent-batman eşleşmesi doğru mu gibi saçma sapan, son derece kolay sorular. işin işkence kısmı bu kadar basit soruları yarışmacıların uzun uzun düşünmesi, zar zor karar vermeleri ve her sorudan önce sonra 15'er dakika aptal muhabbetler yapılması.

ilk olarak bir kadın ve kızı yarıştı. hayat hikayelerini anlattılar, kadın bir saniye susmadı, sunucu araya girecek giremiyor. hani kusura bakmasınlar ama ben ağzım açık izledim bu kadar mı aklı havada olur insanın. süper kahramanlar seçeneğini seçip, batman, spider man çıkınca aaa tom ve jerry falan sandık biz, çizgi film çıkacak sandık diyip tonla para kaybeden insanlardı. (batman'i gerçek falan sanıyorlar sanırım)

sonra 2 adam çıktı, onlar iyi gidiyor ama onlar da iki avukat, al capone'u suç ve ceza kitabı karakteri sanıyorlar. tüh kitabı da okumadık diyip tartışıyorlar.

kesinlikle özellikle seçiyorlar bu adamları yoksa olmaz başka türlü.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
regulus
ayrıca kesinlikle içip içip gelmiş olduğuna inandığım aklı havada kadın ve sunucunun şu diyalogu da kayıtlara geçmiştir;
-hangi ünlü daha kısadır?
-boy olarak mı?

kaldı ki şıklarda, kısalığı ila nam salmış tom cruise'un yanına, brad pitt, leo di caprio gibi bariz şıklar yerleştirmişlerdi. ancak kız, titanik'te gördüm ben onu kısaydı falan diye parayı dağıtmıştır. (tabii kadınlara göre adı; leonardo kapri)

cidden sinirlenmemek mümkün değil.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
nothingface
arkadaşımla büyük bir hevesle kaydolduğumuz ve görüşmeye çağrıldığımız yarışma. fakat çıkan tipleri gördükten sonra kesinlikle seçilmeyeceğimizi anladım. çünkü en başta bu bir bilgi yarışması değil, direk şov. ya fırlama olmanız gerekiyor ya yapış yapış acı bir hikayeniz olmalı ya da moron olmalısınız. biz bunları bilmeden gayet bir bilgi yarışmasına katılıyormuşcasına düzgün ve mantıklı cevaplar verdik bizi bir yandan kamerayla çeken bayana. tabi şimdi yarışmayı izleyince dizlerimi dövüyorum. maskeyi takıp 10 dakikalık yapmacık bir şovla, yarışmadan güzel bir parayla dönebileceğimizi düşüdündükçe!


-mucizlere inanır mısınız?
+hayır inanmam, oldukça realist bir insanım.

hep böyle realist ol canım benim, sana kolay para kazanmak haram zaten.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
heroine
kardeşimle birlikte yarışmacı adayı olarak görüşmeye çağırıldık. ve dün akşamki canlı yayını da seyirci olarak izledik.

çok net bir şekilde söyleyebilirim ki ben böyle rezalet görmedim.

öncelikle stüdyo allahın dağında, kuş uçmaz kervan geçmez bir yerde ve henüz inşaat halinde. içeride büfe bile olmayan yerde insanları dışarı bile çıkartmadılar. toplama kampından hallice olan kantin denilen yerde insanları toplamışlardı.

22.30 da başlayacak canlı yayın için 18.00'da stüdyoda olmamız istenmişti. kardeşim ve ben istem dışı olarak ( hem işten geç çıkabildiğim hem de adresi bulamadığımız için ) 20.30 gibi gittik.saat 18'00 da gelen insanlar ile birlikte 22.15'e kadar kantin diye adlandırdıkları fakat sadece sandalyelerin bulunduğu soğuk bir odada bekledik. bu sırada bir handycam ile görüntülerimiz alındı ve kısa bir röportaj yapıldı. öğrenci yurtlarından ve dersanelerden getirilen öğrenciler ile birlikte stüdyoya alındık. stüdyoda 23.00'a doğru başlayan ve 01.30 gibi biten program boyunca ayakta dikilmek zorunda kaldık. kimse tuvalete gönderilmedi, kimseye su verilmedi.

çoğu 18 yaş altı öğrenci olan seyircilere istedikleri gibi bağırıp çağırdılar , ayakta durmaları için neredeyse emirler verdiler.

asıl rezalet ise program bitiminde yaşandı.

stüdyo girişinde doğal olarak cep telefonları ve montlar toplanmıştı. bu konuda bir itirazım olmayacak. canlı yayın gereğidir, eyvallah.

fakat cep telefonlarının teslimi işlemi için stüdyodan insanları 3'er 3'er dışarı çıkarmaya çalışmak nedir?

3 saat boyunca spot ışıklarının altında , sıcak stüdyoda susuz ve tuvalete gidemeden bekleyen insanları hangi güvenlik durdurabilir? durduramaz. haliyle kapıya bir yığılma oldu.

peki stüdyo görevlilerinin bu konuya bulduğu çözüm neydi ?

stüdyo ışıklarını kapatmak!!!

şöyle bir manzara hayal edin. zifiri karanlık, etrafta el fenerli güvenlik görevlileri, merdivenlerde, tribünlerde yolunu bulmaya çalışan , çığlık çığlığa bağıran insanlar.

neyse ki bu saçma muamele insanlardan gelen tepki üzerine son buldu ve stüdyo ışıkları açıldı.

ilk çıkanlardan olduğumuz için bizden sonra ne gibi rezillikler yaşandı o kadarını bilemiyorum.

canlı yayın berbat bir şeymiş bunu görmüş olduk.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
1

sneaker tarihinin ikonik ailesi the air max

instela
air max 1 modelinin başını çektiği nike air max ailesi, kendi kişiliğini yansıttığı birkaç kuşağa dayanıyor. her biri birbirinden farklı özellikleriyle sneaker tarihine damga vuran air max modelleri; cesur renkleri, enerjik desenleri ve görünür hava konseptinin evriminde oynadığı kilit rolleriyle öne çıkıyor. nike, 2. air max günü için geri sayıma devam ederken, geçmişe doğru zamanda yolculuk ederek air max ailesinin ikonlarını hatırlıyor.



air max 1

devrim yaratan hava taban inovasyonunu görünür hale getirerek sneaker tarihini değiştiren nike air max 1, 1987 yılında tanıtıldı. bir yastıklama sistemi olarak geliştirilen nike air, bir anda kendini ifade etmek, stilini cesurca ortaya koymak ve performans göstermek için adeta bir fırsat penceresine dönüştü. 28 yıldır evrimini sürdüren air max ailesi şimdiye kadar yüzlerce unutulmaz versiyonunu geliştirse de, her yeni modelin varlığını bir ölçüde nike air max 1'e borçlu olduğu bir gerçek?

air max'i hayata geçiren nike baş tasarımcısı tinker hatfield, "nike air, o zamanlar bir yenilik değildi. 1978 sonlarında nike air tailwind modelinde ilk kez kullanılan air taban ünitesi, köpüğün içine etkin bir biçimde gizlenmişti. bir gün, paris mimarisinin sıradışı yapıtlarından esinlenmek adına, şehri ve özellikle pompidou center'ı görmek için paris'e gittim. orada, mimarlık eğitimi almış olmamın verdiği bakış açısıyla, daha önce hiç karşılaşmadığım ters yüz edilmiş pompidou center binasında esinlenerek oregon'a geri döndüm. almış olduğum ilhamdan ortaya çıkardığım fikirleri, daha büyük air tabanlar üzerinde çalışan teknisyenlerle paylaşarak, onlarla, air taban teknolojisinin görünür hale getirebileceği ve benzeri olmayan bir ayakkabı yaratabileceği üzerine görüşmeler yaptım. o zamanlar birçok insan, bunun tuhaf bir fikir olduğunu düşünüyordu. ancak ben ve ekibim, dönemin koşu ayakkabılarından daha farklı olmak ve görünürlük mesajını iletmek amacıyla köpük tabanın orta kısmını kestik. böylece daha büyük bir air taban ünitesini açığa çıkararak, görünürlüğü artırdık. bununla birlikte ilk nike air max'te, dikkat çekici ve cesur bir renk paleti kullandık." dedi.



air max 90

durduğu zaman bile hareket halindeki bir şaheser gibi görünen nike air max 90, kendine has duruşuyla fark yaratıyor. 1990'da sahneye çıkan ayakkabı, air max ailesinin dördüncü modeli olma özelliği taşırken, öncekilerden daha büyük nike air hacmine sahip. modelde, ayağa mükemmel bir uyum sağlamak için çıkıntılı paneller kullanılırken, çeşitli bağcık seçenekleri sunuluyor. ayrıca modelin daha sonra "infrared" olarak adlandırılacak canlı kırmızı rengi, görünür havayı vurgularken, tıpkı modelin formu gibi nike air max 90'la birlikte hatırlanıyor.

kendinden sonraki yıllarda ilk formunun çeşitli kombinasyonları geliştirilse de, ilk günden itibaren popüler olan ve yeni bir 10 yılı sembolize eden nike air max 90, her zaman için en sevilen ve temel formlardan biri olmaya devam ediyor.



air max 180

nike air max 180, hatfield ile air force 1 tasarımcısı bruce kilgore'un ortak zekâsının bir ürünü olarak doğdu. iki efsanevi ismin max air ünitesini dış ve orta tabanda görünür hale getirmek ve ayakkabının 180 derecelik yastıklamasına vurgu yapmak için yola çıktığı modelde, ayakla birlikte esneyen yeni ve dinamik bir iç kılıf yer alırken, kalıplı topukla ayağa destek sağlanıyor.

modelin, kısa zamanda dünyanın her yanında tanınmaya başlanan görünür hava konsepti, air max 1'de olduğu gibi efsanevi çizerler, özel efekt ustaları ve sinema yönetmenleri tarafından yaratılan reklamlarla desteklenerek büyük bir üne kavuştu.



air max 93

nike air max 93'ün itici gücü görünürlüktü. defalarca şaşırtılmış bir kitlenin nasıl yeniden şok edileceği üzerine düşünen hatfield, topuk kısmının her zaman odak noktası olduğu bilinciyle hareket ederek en yeni eserini air max 90'ın esnek kanalları üzerine inşa etti. bu kapsamda bu yeni modelde; ayağa ve bileğe ekstra destek vermek için dinamik, uyumlu neopren iç kılıf kullanılırken, plastik süt şişelerinden ilham alınarak geliştirilen şişme kalıplı air taban ünitesi yer aldı. böylece model, görünür hava konusunda dünya çapında bilinir hale geldi.



air max 95

1995 yılında tanıtılan ve cesur formuyla öne çıkan nike air max 95, görünür air tabana ayakkabının ön bölümünde yer veren ilk ayakkabı olarak dikkat çekti. yastıklamaya yepyeni bir yaklaşım getiren bu uygulama, çift hava ünitesiyle koşuculara üstün konfor ve destek sunuyordu. siyah orta tabanlı ilk air max modeli olma özelliği taşıyan nike air max 95, bu özelliğiyle geleneksel koşu ayakkabısı tasarımlarından ciddi anlamda farklılaştı.

insan vücudundan esinlenilen bir silueti tanımlayan özellikler, air modellerinin yaygınlaşmasına yol açtı. omurgaya dayanan orta taban, tasarımın belkemiğini oluşturuyordu. modelde yer alan naylon ip delikleri kaburgayı, üst yüzeyin katmanlı panelleri ve file dokusu ise kas lifleri ile vücudu temsil ediyordu. üst kısımda koyudan açığa degrade renk kullanılarak, modelin arazi koşularında bile temiz kalması amaçlanıyordu. markanın göze çarpmayan bir şekilde kullanılması ise başka bir özellik olarak öne çıkıyordu.

nike air max 95, tasarımda dünyaya bir pencere açarak küresel bir hareket başlattı. bu kapsamda new york'tan londra ve tokyo'ya kadar her yerde yeni jenerasyonun gelecek olarak tanımlanan modeli ayağına giymek istemesi sağlandı. model, pek çok versiyonun ardından hala baş döndürmeye devam ediyor.



air max 97

ilk tam boy max air taban ünitesinin kullanıldığı model olarak bilinen nike air max 97, çığır açan bu sıra dışı inovasyonla, diğer air max modelleri arasından öne çıkmayı başardı. modelde yer alan reflektif çıkıntılar, air max 97'ye ışıkta dikkat çeken bir görünüm kazandırırken, ilham kaynağını tokyo'nun yıldırım hızındaki kurşun renkli trenlerinden alan ayakkabının, gümüş tonuyla başlayan akıcı tasarımı göze çarpıyor. bu özellikleriyle öne çıkan model, her şeyin daha maksimalist olduğu bir dönemde; müziğe, sinemaya ve modaya en uygun ayakkabı olarak, o yılları tanımlayan bir tasarım klasiği haline geldi.



air max 2003

minimize edilmiş bir üst yüzle maksimum yastıklama yaklaşımını buluşturan model olarak tanımlanan nike air max 2003'de, daha önce air max 97'de kullanılan air taban ünitesi ödünç alınırken, kalıp, üretim ve yastıklamadaki yeni gelişmeler sayesinde ayak, zemine yaklaştırılarak ilave esneklik sağlandı. daha önceki air max modellerinin cesur renkleri yerine daha pastel tonlarda sunulan air max 2003'e, 2000'li yılların başında yeni bir estetik kazandırıldı. üst yüzde atletizm ve futbol ayakkabılarında kullanılana benzer bir teijin performans malzemesi tercih edilirken, ayakkabıya hafif ve agresif bir görünüm kazandırıldı.



air max 360

orijinal air max tanıtıldıktan 20 yıl sonra, kullananı havada yürüyormuş gibi hissettirme misyonu, nike air max 360 ile gerçekleşti. nike, daha fazla hava yastıklı denge sunan yepyeni bir max air taban ünitesi geliştirerek, termo-kalıplı bir yapı sayesinde ilk kez, köpük katmanların yerine 360 derece yastıklama sistemi kullandı. modelde, orijinal air max renklerine saygı niteliğinde bir renk paleti kullanılırken, üst yüzde görülen lazer kesim degrade etkilerle, air max 95'in görünümü yeniden canlandırıldı. bir defaya mahsus üretilen sınırlı bir seride ise bu yeni taban üzerine bazı ikonik air max üst yüzleri uygulandı.



air max 2015

hem keşif, hem de bir devrim özelliği taşıyan nike air max 2015, 2013 yılında lanse edilen esnek ve ultra rahat max air yastıklamanın dinamik hareketiyle uyumlu bir üst yüzle sunuldu. performans koşu ayakkabısı olarak yaratılan model; nefes alan, hafif, teknolojik ve neredeyse kesintisiz bir file üst yüze sahip olma özelliği taşıyor. ayakkabı, nike flywire teknolojisiyle birlikte ayağı saran bir yapıya da sahip. boru tipi yastıklama yapısı ve esnek kanallarla konforlu ve enerjik bir koşu deneyimi sunan model, standardını yeniden tanımlıyor. nike logosunun ters yönde kullanımı bile alışkanlıkları değiştirirken, stilde yeni bir dönemi müjdeliyor.

http://inste.la/nikeairma...
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
instela

instela ile kendinizi özgürce ifade edebilir ve yazdıklarınızla anında binlerce kişiye ulaşabilirsiniz

üye olmak yalnızca saniyeler alır

zaten bir hesabınız var mı? giriş yapın