bir papatya kurusu gibi dilsizim işte

seher seher
boynu bükük onun,
ipince yaprak hüznü
falsız papatyanın
ince ince koparılası.
geçmişin geleceği,
sapsarı, çiçek tozlu,
sevilip sevilmemenin
sararıp solmuş falı.
bulanmış yıldızlara
yalnız geceleri aydınlatan
beyazlığında papatyanın.
kırılmaz billur kapısı ışığın.
aşk?
geçmediğin upuzun yolun tenhalığında,
sorusuz cevapların papatya yalnızlığı / dilsizliği

turgay üçeren
zinkafnun zinkafnun
ben incecik bir yazıydım, sana döküldüm,
sana yazıldım. katlandığında kendine sen,
ben içinde kaldım,

bir papatya kurusu gibi dilsizim işte
bir papatya kurusu gibi dilsizim işte.

birhan keskin-düet / b
eni eni
'bilinç denen şey şeffaf bir hançer, her gece deşer yaramı'..
suskunluk da böyle işte..

bir seçim değil bu, bir hal..
ekleri gibi bir hal, ben hep yalın.

bir buket - sen demet de-
basılır bağra, konuşur senle. susmadan konuşur, gözleri vardır konuşur.
elleri değer sana. saçını kulağının arkasına atar.
küpelerini beğenir.

uzaklardan selam getirir.
uzaklardan koku getirir.
uzaklardan beni kendime getirir.

solma.

solacaksın.

solma.

'sus'a sus getireceksin; solma.

konuşmazsın artık.
konuşmazsın seni bana, beni sana.
senden kalan 'sensin' işte, yoklama.

bak, bu haldeyim
bak, ne haldeyim.
bilmiyorsun..

bağrıma basamam, dökülürsün.
yokladıkça hatrımı, hatıralarımı deşersin.
sen bir şeffaf hançer iken,
-geldiğin gün en de beyazdın-
ben de bu bilinç -senlik- varken
nasıl olmam ben kuruyan sana, kuruyan sen gibi
kuruyan papatya gibi dilsiz.
konuş -ma-, deşerken her gece beni.