bir yerde

heroine heroine
ait olduğun yerde değilsin
yine de bekliyorum
kalbimi yeniden çıldırtabilirsin
yine de bekliyorum

çok geç değil
0'dan uzanabiliriz sonsuza
biz eski sevgiliyiz
her an barışabiliriz

anlıyorsun ne hissediyorsan
sahip olamadığında
nerde görsen içleniyorsun
unutamadığında

bir yerde göz göze gelmemiz yeter zaten
bir yerde göz göze gelmemiz yeter bazen

sahip oldukça yalnız birisin
yine de istiyorum
kalbimi yerinden çıkarabilirsin
görünce biliyorum

bu ilk değil
yeniden uzanabiliriz sonsuza
iki asi sevgiliyiz
her an karışabiliriz

anlıyorsun ne hissediyorsan
sahip olamadığında
nerde görsen içleniyorsun
unutamadığında

bir yerde göz göze gelmemiz yeter zaten
bir yerde göz göze gelmemiz yeter bazen
tanrim ben nerdeyim tanrim ben nerdeyim
enikonu iyi bir şarkı, sözleri olsun sesleri olsun. kemal doğulu'nun sesi biraz zayıf belki ama şarkıyı bozmamış. yahu hande yener daha dün "senin aşkın balondu söndü" diye şarkılar söylüyodu nerden çıktı şimdi böyle sözler yazabilmeler? şaşılası şey ama iyi olmuş. hakikaten bildiğin iyi yahu. klip de kavga sahneleriyle feministlerin tepkisini toplasa da başarılı, değişik, kısa film gibi, dikkat çekici olmuş. hırlım pırtım bir hande yener ortalarda garip bir kürkümsü şeyle kaçışıp durup arada dayak atıp dayak yese de hoş bir sonuç çıkmış ortaya. sevdim evet ben de şaşıyorum kendime..
kendinibulamayankız kendinibulamayankız
jerzy kozinski'nin boyalı kuş kitabı kadar bilinmeyen, ancak oldukça çarpıcı kitabının adıdır.
-spoiler-
bir köşkte bahçıvanlık yapan, ancak köşkün dışına hiçbir zaman çıkmamış bir adamın hikayesini anlatır kitap. adam bahçesini çok sever, çiçekleriyle, ağaçlarıyla konuşur. dünya ile olan tek bağlantısı odasındaki minik televizyonu. günlerden bir gün köşk kapatılıyor ve bu adam işsiz kalıyor. birtakım tesadüfler ve yanlış anlaşılmalar sonucu amerikan başkanı'nın baş danışmanı oluyor. ayrıntıları pek hatırlayamıyorum çünkü üzerinden çok zaman geçti. anlatılan basit bir adamın kurduğu basit cümlelerin çok farklı yerlere çekilebilmesi durumu. kişiler arası güvensizlik, iki yüzlülük, yalakalık, kendini ağırdan satma... amerikan toplumunda meydana gelen çürümeyi anlatıyor aslında biraz. baş kahraman aslan asker şvayk'a benziyor bir miktar ancak farklı olarak burda gerçekten saf, herhangi bir sarkastik düşüncesi olmayan bir adamla karşı karşıyayız. bu adamın söyledikleri ve kendisi o kadar net ve basit ki, toplum bunu anlayamıyor, altından illa ki bir şey çıkacağı, bu adamın bir tür ajan, çok iyi eğitimli bir ekonomist vs. olduğu düşünülüyor. kurduğu cümleler farklı yönlere çekiliyor, anlamlar yükleniyor. saf tavırları insanları cezbediyor, bu kadar dirayetli nasıl olabilir biri diye düşünülüyor. velhasıl çok eğlenceli, düşündürücü bir kitap. tavsiye edilir.
-spoiler -
ayrıca filmi de bulunmakta.