bir yudum kitap

1 /
ubuntu ubuntu
son zamanlarda gördüğüm en güzel hizmetlerden biri.
fikir kimden çıktıysa tebrik etmek gerek.

siteye giriyorsunuz, adınızı ve e-posta adresinizi yazıyorsunuz. her sabah günün ilk ışıklarıyla beraber e-posta adresinize en iyi hikaye ve romanlardan 5 dakikada okuyabileceğiniz pasajlar geliyor.

hem güne bu güzel pasajlarla başlıyorsunuz hem de yeni kitaplar tanımış oluyorsunuz. mutlaka kullanın derim:

biryudumkitap biryudumkitap.com, e-posta kutunuza her gün 5 dakikada okuyabileceğiniz, en iyi hikaye ve roman pasajlarından gönderir. biryudumkitap
oehh oehh
çok güzel bir fikir, şahsen bayıldım. her sabah mailinize gelen kısa bir hikaye ya da romandan bir pasaj veya şiirle başlıyorsunuz güne.

işe / okula gidip gelirken otobüste okumalık tam.
tutsak kahraman tutsak kahraman
böyle bi işi düşünen ve gerçekleşmesine katkı sağlayan herkesin emeğine yüreğine sağlık dedirten güzel site. ne eksik ne fazla görevi neyse tam olarak onu yapan programlar gibi.
kaçakpr kaçakpr
ülkemizdeki onca boş uygulama ve siteden sonra elle tutulur gözle görülür en azından kitap okumayı sevmeyen milletimizin 5 dakikasini ayırıp okuyacagini düşündüğüm şu an için düşük popularitesine karşın ilerleyen zamanlarda popüler kültürün bir öğesi olarakta insanligimizin aydinlanacagi kültürel seviyesini artiracagini düşündüğüm uygulama hayırlısı olsun diyorum ve iş bu entryi buraya koyuyorum (bkz: biryudumkitap) (bkz: biryudumkahve )
bilinmezin elçisi bilinmezin elçisi
çok güzel bir insan sayesinde tanıştığım kültür hizmeti.

şimdi eleştiri geliyor.

dün, cumartesi şiiri adı altında, 'beni güzel hatırla' adlı şiiri paylaşmışlar. buraya kadar bir problem yok ama sen bu şiirin şairi olarak orhan veli yazarsan orada sorun var.

hayatında biraz orhan veli okumuş olan biri üslup bakımından ona ait olmadığını bilir bu şiirin. ki biraz araştırdım, orhan veli'nin yayımlanmış şiirleri arasında da bulunmuyormuş zaten. sanırım şairi meçhul.

böyle bir hata yapmaları beni üzdü. bir yalanın yeniden üretimine hizmet etmişler, bilmeden.
crystalised shadow crystalised shadow
az önce eksi sozlukte bir debe editi sayesinde tanıştığım site. nasıl ince, nasıl güzel bir fikir.. cok mutu oldum. hemen bir tanışma pasajı göndermeleri de ayrıca gülümsetti.
modernköle modernköle
her sabah yolladıkları tadımlık şiir, romanlar ile güne pozitif başlamamı sağlayan takdir edilesi oluşum.
sabah çayımı bu güzel şiir altında içmek bir başka keyif veriyor.
emeği geçen herkese tekrar tekrar teşekkür ederim.



30 nisan 2016
"ah şehirler... nice şair var ki bir kentte bin şiir biriktirmiş: sevmiş, terk edilmiş; tebessüm etmiş, ağlamış. en ağırı da beklemiş. bir şehirde bir başka şehiri beklemek ne zor meseledir, bir bilseniz! bu sabah, bekledikleriniz sizinle buluşsun sevgili okur. var olun."

yavuz bülent bakiler - cebeci istasyonu ve sen

cebeci istasyonunda bir akşam üstü
incecikten bir yağmur yağıyordu yollara

yeni baştan yaşıyorduk kaderimizi
sıcak bir kara sevda
yüreğimizin başında bağdaş kurup oturmuştu;
acımsı, buruk.
mühürlenmişti ağzımız bir sessizlik içinde
sessizliği üstümüzden atamıyorduk
bir saçak altında kararsız, yorgun
saatlerce duruyorduk
kimse görmüyordu bizi

cebeci istasyonunda bir akşam üstü
yeni baştan yaşıyorduk kaderimizi
cebeci istasyonunda bir akşam üstü
bir başka türlüydü bu insanlar
sen bir başka türlüydün
gözlerin yine öyle bir bilinmez renkteydi
gözlerin gözlerimde erimekteydi
bir mermer heykel gibi yanımda duruyordun
beni bırakma diyordun

meyhane sarhoşları gibi sırılsıklam
bir yalnızlık duyuyorduk
ağlıyordun, ağlıyordun...

cebeci istasyonunda bir tren
nefes nefese soluyordu
gerilmiş bir keman teli gibiydik

ankara kalesi'nde bir eski çalar saat
bilmem kaça vuruyordu
bir yağmur yağıyor inceden ince
içimizdeki binbir düşünce
harmanlar misali savruluyordu
islanmış bir ceylan yavrusu gibi
tiril tiril titriyordun
gitsek gitsek diyordun.

yüreğimin atışından deli gönlümce
sırıl sıklam, paramparça, permeperişan
türküler söylüyordum
ağlıyordun, ağlıyordun...

şimdi, şimdi seni düşünüyorum
cebeci yollarında rüzgarlar esiyor, serin
paramparça düşmüş gönül ufkuma
iki yıldız gibi gözlerin
gel ey ciğerime saplanan hançer
gel ey yüreğime oturmuş kurşun
göçmen kuşlar gibi çok uzaklardan
gel artık
ne olursun.
öforik çocuk öforik çocuk
kitabı altını çizerek okuyan ya da okuduğu zaman bir daha okuyanlara ilaç gibi site. günaydın mesajları da güne mutlu başlamak için başka birşeye ihtiyaç bırakmıyor. hem de ücretsiz.
tasdikliasalet tasdikliasalet
şu ana kadar yapılmış en faydalı mail grubudur. sayesinde daha önce duymadığım kitaplardan dahi pasajlar okuyorum ve beğendiğim kitapları alıp okuyorum. kesinlikle birçok insan için gerekli ve faydalı olacağını düşünüyorum.
geleneklerine bağlı ayrık otu geleneklerine bağlı ayrık otu
sanal sevgilim. seviyorum, aşığım. bu sabah da örselemesini eksik etmedi fakat. şöyle bir şey yazdıktan sonra pasajını eklemiş;

yalan ne çirkin kelime. yaşayan ne kadar güzellik varsa, söküp atabiliyor. ve fakat insan, doğrulardan nefret ediyor. nietzsche, "yalan söylediğin için kızgın değilim, şimdiden sonra sana inanamayacağım için kızgınım." der. ah, güven... bu sabah, doğrular sizinle buluşsun sevgili okur. var olun.
di mi ya di mi ya
sayenizde haberimin olduğu ve hemen üye olduğum , hoş geldin pasajı ile beni mutlu eden güzel site. bakalım neler okuyacağız muhteşem kitaplardan.

bugün ki yazıdan küçük bir alıntıda ben yapayım ;

"aslında kendime karşı utanç duymamı gerektiren belli bir şey de yok," dedi. "hiçbir şey. içimi dökmek için konuştuğumu da sanmayın. ama insanlığı düşününce rahatım kaçıyor."

elio vittorini - sicilya konuşmaları
helikopter yayınları, s.29-32
di mi ya di mi ya
bir kızılderili atasözü der ki:
başkasının tavuğuna kışt, köpeğine hoşt denmediğinde…
parkta, bahçede açan çiçekler koparılmadığında…
sokağın ortalık yerine tükürmeyen adam görüldüğünde…
'' beş dakika sonra ordayım.'' diyen kişi hakikaten beş dakika sonra orda olduğunda şaşırıyorsan, bu şaşkınlığın verdiği acıyı, her konuda mutlaka bir laf edebilen büyük şef oturan boğa bile tarif edemez!''


mine sota - kim güldüye gittim, gelicem
erdem yayınları, s.9-11
1 /