bir zamanlar anadolu da

17 /
etinedolgunbirbaşçavuş etinedolgunbirbaşçavuş
ne tuhaf değil mi. bi gidiyorsun ki köpek orada. belki dünden beri orada. diğerleri gece boyunca maktulu ararken o çoktan bulmuş sahibini. hayat arkadaşını. ama şu dünyada hangi akıllının aklına gelir köpeği takip etmek. köpek bu, öyle ya da böyle bulmaz mı ona yemek vereni. bulur tabi. 30-40 km ötedeki dostunu hepsinden önce bulur. yanına da yatar. kovalırsın, yine de gitmez. uzaktan izler seni. sezgisi ve duyuları yanıltmaz onu. sense bir çeşme ve top gibi bir ağaç arar durursun. niye. öğreneceklerin var çünkü. ne tuhaf değil mi. insan olmak. köpek olmak.
sakil sakil
yıllar önce izlemek için bilgisayarıma indirip aylarca bilgisayarda tuttuktan sonra izlemeden silmiştim bu filmi. elim gitmemişti bir türlü. sebebi ise nbc filmlerine ve hatta genel olarak festival filmi denen karanlık, durağan filmlere karşı mesafeli oluşum. daha sonra sağda solda tekrar tekrar gördükten ve son olarak "21. yüzyılın en iyi 100 filmi" listesinde yer aldıktan sonra tekrar indirdim. şimdi 21. yüzyılın en iyi 100 filmi içerisine girmek azımsanacak bir başarı değil. 20 yılda çıkan en iyi 100 filmden biri demiş adamlar. yani kendi yılındaki en iyi 5 filmden biri. bir yılda dünyada binlerce film çıkıyor. güzel başarı. her neyse. yine aylarca elim gitmedi ama bugün nihayet izledim.

öncelikle belirtmeliyim ki bu tip filmlere karşı olan mesafeli duruşumda çok fazla değişen bir şey olmadı. bu filmi izlerken de yer yer bunaldığım oldu. özellikle başlarda uzaktan görünen araba farı görmekten bezmeye başladım. ama filmi izlerken karakterlere ayrı ayrı odaklanınca başarılı bulduğum noktaları fark ettim. mesela muhtar rolü tam anlamıyla türkiye'deki yerel yönetici profilinin somutlaştırılması olmuş. menfaat peşinde, paragöz insan tipi. yılmaz erdoğan, rolünün hakkını vermiş. astlarına karşı sert davranmaya çalışıp üstlerine sesini çıkaramayan, sonra astlarına üstünün dedikodusunu yapan tip. savcı ve doktor için uzun uzun yazılır da oralara hiç girmeyeyim. yalnız astsubayın bu kadar ezik gösterilmesi hoşuma gitmedi. bir başçavuş, bir savcı karşısında bu kadar ezilmez amk. uzman onbaşı falan olsa neyse. bu arada muhtarın kızı, selena dizisinde selin rolünü oynayan hanımefendiymiş. aklını aldı milletin.
baseline baseline
çok ve en sevdiğim film. ayrıca nuri bilge ceylan'ın da tüm filmlerini izlemiş biri olarak en sevdiğim yapıtıdır. ilk gösterime girdiğinden beri yıllar içinde kaç kere izledim sayısını hatırlamıyorum hatta başlığını görünce yarın sabah işe gitmeyecek olsam tekrar izlerdim o derece.

hakkında o kadar çok şey yazıldı ki ben üstüne bir şey yazmak istemiyorum artık. başlığını görünce zaafım varsa demek yine yazdım :)
o zaman muhtar sahnesi: spolierrrr....


17 /