bir zamanlar anadolu da

17 /
zivanamsi zivanamsi
sinema filmi ne değildir sorusuna cevap olarak çekilmiş bir film.
belki adli tıp sınavına hazırlanan genç memur ya da sağlıkçı adayları için otopsi ve keşif tutanağının nasıl hazırlanacağına ilişkin faydalı spotlar içermesi bakımından değerlendirmeye alınabilir.
fakat bunun için de 157 dakika fazlaymış. 7 dakika da yetebilirmiş diye düşünüyorum.

ek: bir sinema yönetmenin elbette bir tarzı olmalı. bu tarz, sinema ile ilgili olmalı. bu tarzın sinemaya katacağı olumlu şeyler olmalı.
eğer 55 dakika 3 tane arabayı ve 10 tane çirkin adamı gece karanlığında yürütüp derin baktırmak, 50 dakika kuzu eti tarifi vermek veya 50 dakika adli tıp tutanağı hazırlamak sinema olsaydı, bugün sinema diye bir şey varolmazdı.
görsel şölen diyenler var...
herhalde filmdeki bir oyuncunun adı ve soyadı görsel şölen...
ben başka bir şölen bulamadım çünkü...
jack ecstein jack ecstein
al işte, gel de cevap vermeye utanma. filmin verdiği en son mesaj mesleki etik/ahlak. hatta nuri bilge ceylan'ın herhangi bir ahlak dersi vermek istediğini de sanmıyorum. adamın tek derdi eften püften de olsa bir hikayeyi olabildiğince gerçekçi anlatan ve görsel olarak da doyuran filmler yapmak. istiyorsunuz ki herkes elinde değnekle kafanıza vursun, size doğruyu yanlışı resmetsin.
2
ornek vatandas ornek vatandas
filmde, cinayete kurban giden adamın cesedi recep ivedik'e benziyor, nuri bilge ceylan, ivedik'e antipatisi olduğu için , özellikle o'na benzeyen birini seçmiş gibi.
fruit fly fruit fly
en sevdiğim türk yapımı bu film. filmdeki her kare filmin genel duygusuyla o kadar uyumlu ki hayran kaldım. karakterlerin sahiciliği, aslında baya trajik bi olayın hayat şartları ortam koşulları gereği yüzeysel anlatılması, karakterlerin -aslında hayatta da olduğu gibi- aslında kendi içlerinde yaşıyor olduğu gerçeği nbc nın eline sağlık. kamera arkalarını izledim şimdi ercan kesal ın film çekilme sürecinde yazılmış 'evvel zaman' kitabını okuycam. siz de izleyin gençler
men azeri degilem menim murnum dıgalı men azeri degilem menim murnum dıgalı
her kafanın anlayıp değer vereceği türden bir film değil.
o kadar ince detaylar var ki karakterlerin ve olay örgüsünün üzerinde...

savcı gülmeye başladıktan sonra polisin, askerin ve diğerlerinin gülmeye başlaması

ceset arabaya konulacağı zaman savcılık şoförünün daha küçük arabayı gösterip buna daha rahat sığar deyip mesul olduğu arabanın kirlenmesinden korkması

komutanın rütbesinin astsubay başçavuş olduğu için sürekli savcıya şirin gözükmeye çalışması gibi ''mayışım yatsın yeter''cileri o kadar güzel özetlenmiş ki film, bunun gibi onlarca detay var.

beni en çok etkileyen sahne ise otopsi sahnesi olmuştur.

-spoiler-

katil domuz bağını cesedi arabaya sığdırmak için yaptığını söylüyor ama ceset aslında arabaya sığıyor...

domuz bağı yapıyor çünkü ördürmeyi beceremediği için aslında maktülü canlı canlı gömüyor..
otopsi sırasında ise soluk borusundan çıkan toprak ile canlı gömüldüğü fark ediliyor ama doktor katilin zaten yandığını, ardı ardına cezalar almamasını istediği için bunu rapora yansıtmıyor, yeminini unutup mesleğine leke sürdüğü için ise birkaç saniye sonra suratına kan sıçrıyor...

zaman kaybı, balon, şu bu diyenler recep ivedik izlemeye devam edebilirler.
1
17 /